2025 yılı Haziran ayında 12 gün savaşları olarak bilinen I. İran savaşı sırasında ABD uçakları İran'ın nükleer tesislerine saldırmış idi.

ABD uçakları toprağın 100 m derinliğinde bulunan tesisleri tahrip etmek için, süper bombalar kullanmış idi.

Bomba atan uçaklar, Amerika'dan kalkmış, İran'ı bombalayarak Amerika'ya geri dönmüşler idi.

Yakıt tedariklerini havada yapmışlar idi.

ABD uçakları yalnızca İran'ın nükleer tesislerine mi saldırdılar?

Savaştan sonra, İran Hükumeti başkent Tahran'da su sıkıntısı çekildiğini, hatta başkentin başka bir yere taşınması gerektiğini, söylemeye başladılar.

ABD yıllardır uzay istasyonuna sahip.

Uzay istasyonu ve uydular her an dünyamızın etrafında dolaşıyorlar.

Uzaydan dünyada nerede su var, nerede madenler var tespit edebiliyorlar.

Hatta uzaydan toprak altında antik eserler var ise, onların da tespitini belirlenebiliyor.

Uzaydan kullanılan teknolojinin son halini tam bilmiyoruz.

ABD, İran'a ilk saldırıda yer altı nehirlerini belirleyerek, yer altı sularının, akiferlerini 100 m derinliğe ulaşabilen bombalar ile tahrip etmiş olabilir..

Bu ihtimal mümkün gözüküyor.

Böylece, İran’daki büyük şehirlerin su temin ettiği derin kuyular, işlevsiz hale getirilmiş olabilir…

Biz, "ABD, sadece nükleer tesisleri bombalıyor" diye bu konuyu pek gündeme getirmiyoruz.

Su yok ise, hayat da yoktur.

Uzay'da ABD, Çin ve Rusya’nın neler yaptığını tam bilmiyoruz.

Dünya da bu üç devlet arasında paylaşılmak, isteniyor.

Uzayda yok isen, yerde de yoksun.

Bugün uzayda yalnızca ABD'nin 5500 - 6000 adet uydusu dolaşıyor.

Günümüzün dünyası ile dünün dünyası arasında dağlar kadar fark var.

Durum tespiti yapmalıyız.

Bazı konuları kör gözle bakar isek, kendimizi kandırmış oluruz.

Hristiyan dünyası, İslam dinini dinden kabul etmiyor.

Hristiyan dünyası, Hz. Muhammed'i Peygamber olarak kabul etmiyor.

Biz de Tevrat ve İncil'in orijinal olmadığını, değiştirildiğini iddia ediyoruz.

Bu inançlar da gerilimi devamlı arttırıyor.

Bati ve Yahudi dünyası inançları ile hareket ediyorlar.

Biz ise, onların, bize dayattığı laik düzen ile yöneltildiğini sanıyoruz.

Kazın ayağı hiç de öyle değil.

Kendimizi aldatmayalım ve neler yapılması gerekiyor ise yapalım.

ABD, ikinci kez İran'a saldırmak için provokasyonlar yaptırıyor.

Kuranı kerimi yakarak halkı tahrik ediyor.

Böylece İran halkını teröre teşvik ediyor, müdahale için gerekçe oluşturuyor.

Netanyahu da ellerini ovuşturarak, ABD'nin ikinci kez İran'a saldırmasını bekliyor.

İsrail, İran'da İslam öncesi M.Ö. 600 - 530 yılları arasında yaşayan Pers İmparatoru Kiros'a benzer bir kişiyi yönetime getirmek istiyor.

Kiros, Babil esaretindeki Yahudileri özgür bırakmış ve yıkılan birinci Süleyman Tapınağını  yapmaları için, Yahudilere maddi yardımda bulunmuş idi.

Yahudilerin ve Siyonistlerin asıl hedefi, başta Güney- Doğu Anadolu olmak üzere vad edilmiş topraklardır.

Bu arzularını önündeki en büyük engelde Türkiye Cumhuriyetidir.

Yani hedef tahtalarında biz varız.

Siyonist lobi ve Netanyahu'nun hesaba katmadığı bir detay var.

Med imparatorluğunu yenerek yerine Pers İmparatorluğunu kuran Pers İmparatoru Kiros'u diz çöktüren ve öldürenin Türk kökenli Tomris Hatun'un olduğudur.

Tarihin çarkları dönüyor.

Zamanın hiç dikkate alınmadığı bir senaryonun geçerli olduğu dönemden geçiyoruz

Herkes kucağındaki çakılları döküyor.

Yep- yeni bir dönemin arifesindeyiz.

Güçlü olmaktan başka çaremiz yok.

Bir de Batı'nın gerçek yüzünü, mazlum ve İslam Dünyasına anlatmak ve birlik oluşturmaktadır.

İç güvenliğin ve bütünlüğün çok önemli olduğu bir çağa girdik.

Öyle bir döneme girdik ki, teknolojiyi, zamanı doğru ve hızlı kullananlar ayakta kalacaklar.

Aman dikkat.

Asıl dikkat de içimizdeki 5. kol olarak çalışanlardır.