Özcan Özgür

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü “kutlanmaya” devam ediyor.

Hiç bu sene olduğu gibi olmamıştı. İlk etkinlik Muğla Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti Derneği’nden geldi. Derneğin Başkanı Cem Kaytan, 10 Ocak ile ne ilgisi varsa Ege Bölgesi’nde 8 ilin en başarılılarına plaket dağıttı.

Ben daha bu etkinliği köşeme taşıyamadan etkinlikler birbirini izledi.

MHP Muğla İl Başkanlığı’ndan MBB Genel Sekreterliği’ne kadar ‘gazeteleri” neredeyse ziyaret etmeyen kalmadığı gibi, Menteşe Belediyesi’nden Muğla Valiliği’ne, AK Parti İl Başkanlığı’ndan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörlüğü’ne kadar neredeyse gazetecilerle bir araya gelmeyen kalmadı.

Önceki gün de Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras il genelinde gazetecileri Akyaka’da Yücelen’de öğle yemeğinde bir araya getirdi.

Dün de Tüm Yerel Sen sendikamızın Karabağlar’da bir restoranda kahvaltısı vardı…

Elbette bu süreçte MHP Muğla İl Başkanı Burak Demirel gibi “gazetelerin” değil, “çalışan gazetecilerin” bu çok önemli gününde “fikir işçilerinin ve habercilerin” yanlarında olmak isteyenler de olmuştur, ama sanıyorum 10 Ocak, bu sene “Çalışan Gazeteciler Günü” olmaktan çıktı da “Bir Yılın Hesabını Verme Günü” oldu…

*

Kimse merak etmesin, etkinliklerin hepsinden bir şekilde söz edeceğiz.

Çok malzeme var!

Etkinliklerle ilgili en güzel yorumu da Mabolla Medya’dan Esma Turan arkadaşımız yaptı. 

Benim gibi henüz ‘tecrübeli’ bile denilemeyecek bir muhabir için bugün özel ve anlamlı. Hatırlanmak, saygı görmek, emeğinin karşılığını başarıyla ve takdirle almak çok önemli.” diyen Sevgili Esma 10 Ocak gecesi sosyal medya sayfasından paylaştığı yazısında şu ifadelerde bulundu:

Bu hafta gazetecilerin telefonları neredeyse hiç susmadı. Kahvaltılara, yemeklere, programlara davet edildik. Bu davetlerin amacı aslında sıradan birer basın toplantısı değil, bizlere bir günlüğüne ’Sizi hatırlıyoruz, önemsiyoruz’ mesajı verilmek istenmesiydi. Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla bizleri davet eden siyasetçiler, kurumlar ve dernekler genellikle şöyle seslenir:

‘Gününüzü kutluyoruz. Bu arada şöyle bir çalışmamız var, böyle bir proje düşünüyoruz. Sizler önemlisiniz, sorularınız varsa yanıtlayalım.’

Yani gün bizim olsa da o davetlerde yine çalışırız. Kürsüde yine başkası vardır.

Ayrıca basın ve medya kuruluşları ofislerine de ziyaretler yapılır. Peki bu ziyaretlerde, benim gibi sahada çalışan; mesleğin zorluklarıyla yüzleşen, doğru habere ulaşmak için emek harcayan muhabirler ne yapar biliyor musunuz? Patronun odasında gerçekleşen ziyaretlerin fotoğrafını çeker, haberini yazar. Bu mesleğin asıl yükünü taşıyanlar, çoğu zaman o karelerde yer almaz bile.

*

Önceki gün Akyaka Yücelen Otel’in salonundan canlı yayın yapan arkadaşlar oldu. O yayınları şaşkınlık içinde izledim.

O öğle yemeği programı mekan sahibinin dışında kimin ne işine yaradı bilmiyorum.

Muğla’nın en ücra köşesinden ve her ilçeden gelen meslektaşlarımızın öğle yemeği buluşmasından sonra bir “azmak keyfi” bile yapabildiklerini sanmıyorum. Kimi daha sofrada buluşmadan gazetelerine haber yetiştirirken, kimi ilçelerindeki gündemi takip etmek üzere yola çıkarken, kimi de CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek ve MBB Başkanı Ahmet Aras ile Acar Ünlü Başkanın Marmaris Programı’nı takibe gittiler…

Bunlar şaşkınlığım değil… Bunlar sadece Esma Turan’ın haklı yakınmaları…!

Hele koskoca Ege Gazeteciler Federasyonu 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü etkinlikleri çerçevesinde, Ege’nin dört bir yanından gelenlere bir “Akyaka Günü” bile yaşatmadan, “Muğla Kentsel SİT Turu” yaptırmayı bile akıl etmeden, gazetecileri ödül töreni haberleri yaptırarak çalıştırmışsa, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras da sözüm ona bir “Çalışan Gazeteciler Günü” etkinliğinde “bir yılın hesabını vererek” gazetecileri çalıştırabilir!

Beni şaşırtan Ahmet Aras Başkan’ın sağında solunda oturan “meslek örgütü başkanlarımız” oldu. Yanlış saymadıysam 7-8 meslek örgütümüz olmuş…

Buna rağmen ne “resmen meslek tanımımız” belli ne de “meslek odamız” var…

Ne işe yarıyorlar diye merak ettim. Aldığım yanıtlar beni şaşkına çevirdi. Canlı yayında onları konuşma yaparlarken izledim, fonda çatal bıçak sesleri ve insan uğultusu vardı. Kimsenin kendilerini taktığı yoktu, çok daha şaşırdım…

*

Bizim Hamle’deki arkadaşların “Basın ve Demokrasi Buluşması” başlığı attıkları Akyaka buluşmasında bir bakıma geçen bir yılın hesabını da vermiş olan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras yaptığı açış konuşmasında Muğla’nın Atatürk’ün yakın arkadaşlarından Cumhuriyet Gazetesi Kurucusu Yunus Nadi ve oğlu Nadir Nadi gibi gazetecileri yetiştirmekle birlikte İlhan Selçuk ve Oktay Akbal gibi gazetecileri de hemşeri etmiş bir şehir olduğuna dikkat çekerken gazetecilere şöyle seslenmiş:

Biz yerel yönetici olarak kendi alanımızda, sizler basın kuruluşları mensupları olarak kendi alanınızda kamu adına görev yapıyorsunuz. Zaman zaman bir araya geliyoruz ama tabii ki basın mensuplarının bizleri yönlendirmesi, eleştirileri, önerileri önemli ve gerçekten Muğla basınını önemsiyoruz. Çünkü Muğla basını tarihiyle de Türkiye’de önemli bir yer tutuyor. Sizlerin bugün verdiği mücadele de takdire şayandır. Biz buraya mutluluk dağıtmaya değil, sizleri dinlemeye geldik. Daha özgür bir basın için insanların fikirlerini, düşüncelerini, eleştirilerini rahatça ifade edebildiği bir ortam istiyoruz. Muhalif basının sesini daha çok duyurması bugün her zamankinden daha önemli. Soğukta, karda, kışta halkın haber alma hakkı için verdiğiniz mücadele için hepinize teşekkür ediyorum.

*

Akyaka buluşmasında Başkan Ahmet Aras protokolde yanına Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Zeybek ile İl Başkanı Nail Kızıl’ı alırken, Zeybek gibi Marmaris’teki program için gelmiş olmalılar CHP Parti Meclis Üyesi Ecevit Keleş, CHP Muğla Milletvekili Süreyya Öneş Derici, Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü başta ilçe belediye başkanları da protokolde yer almışlar.

Başkan Aras’ın ardından gazetecilere seslenen Gökhan Zeybek ise “Bir ülkede kalkınma artmışsa, bütçe açıkları azalmışsa, yatırımlara kaynak ayrılıyorsa o ülkede cezaevlerinde gazeteci olmaz. Ama eğer gazeteciler, aydınlar, akademisyenler, öğrenciler tutuklanıyorsa orada bir şeyler yanlış gidiyor demektir.” diyerek şöyle devam etmiş:

Son iki yılda muhalefet yapan birçok televizyon kapatıldı ya da kayyuma devredildi. Reklam pastasının belli merkezler tarafından kontrol edilmesi kabul edilebilir değildir. Rating artık önemli olmaktan çıktı, sadece istenilen yayını yapan mecralar destekleniyor. Gittiğimiz her yerde belediye başkanlarımıza yerel basının sorunlarının çözülmesi için yasanın elverdiği tüm imkânların kullanılması gerektiğini söylüyoruz. Yerel gazetecilerin ne kadar zor koşullarda çalıştığını biliyoruz

Nemelazım CHP’li bazı belediye başkanları bu konuda “gereğini” yapıyorlar, tıpkı Fethiye Belediye Başkanı Alim Karaca örneğinde olduğu gibi…

Yerim dar onu ayrıca ele alırız…

*

Bu arada dün sabah Muğla’da önemli bir gelişme yaşandı. Muğla Gazeteciler Cemiyeti (MGC) ve Muğla Barosu arasında, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü çerçevesinde çok önemli bir protokol imzalandı.

Muğla Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Süleyman Akbulut ile Muğla Baro Başkanı Av. Levent Akgün arasında imzalanan protokol ile gazeteciler mesleki faaliyetleri nedeniyle yaşadıkları sorunlarda Muğla Barosu’nun hukuki desteğini arkalarında hissedecek.

Doğrusunu söylemek gerekirse bu ülkemizde yaşananlar göz önüne alınırsa Türkiye’ye örnek olabilecek tarihi bir karardır. Hem Süleyman Akbulut’u hem de Levent Akgün’ü ve yönetimlerindeki arkadaşlarını kutluyorum…

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü etkinlikleri kapsamında, Muğla Barosu ile MGC arasında “Basın ve İfade Özgürlüğü’, Sansürle Mücadelede Hukuki Dayanışma ve Avukatların Mesleki İtibarının Korunması” başlıklı protokol Muğla Barosu hizmet binasında yapılan imza töreniyle yürürlüğe girdi. İmzalanan protokol, Anayasa’da yer alan ‘basın hürriyeti ilkeleri’ doğrultusunda, gazetecilerin mesleki faaliyetleri nedeniyle karşılaştıkları hukuki sorunlarda dayanışma sağlamayı amaçlıyor. 

Akbulut ve Akgün’ün verdiği bilgilere göre, protokol kapsamında; MGC üyesi gazetecilere haber yapma, eleştiri ve kamuoyunu bilgilendirme gibi mesleki faaliyetlerinden dolayı açılan ceza ve tazminat davalarında Baro tarafından hukuki rehberlik sağlanacak. Ayrıca gazetecilerin görev başında fiziksel saldırıya uğraması, engellenmesi veya ekipmanlarına el konulması gibi acil durumlarda Baro’nun İnsan Hakları ve Basın Komisyonları devreye girerek acil destek sunacak. 

Buna karşılık MGC de avukatların mesleki itibarlarının korunması, yargı görevi yapan avukatlara yönelik saldırıların gündeme getirilmesi ve farkındalık yaratılması konusunda etkin bir rol üstlenecek. Bir yıl süreyle geçerli olacak ve tarafların onayıyla uzatılabilecek olan protokol, sadece hukuki savunmayı değil, eğitimi de kapsıyor. İki kurum ortaklaşa "Basın Hukuku", "Dezenformasyon Yasası" ve "KVKK" gibi konularda seminerler düzenleyecek. Ayrıca sansür ve erişim engeli gibi durumlarda iki kurum ortak kamuoyu açıklamalarıyla demokratik tepkilerini birlikte dile getirecek. 

Çok güzel hareketler bunlar… 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü ruhuna da yakıştı… Umarım Muğla’da Baro’nun hukuk desteğine ihtiyaç olmaz…

---------------                           --------------

GÜNÜN SÖZÜ; Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir. --Carl Sagan