Muğla Postası’nda Hasan Telli “Şenliğe Önceki Başkan Davet Edilmemiş” başlığı atarken, Mabolla Medya’da Esma Turan “Şenliğin ardından..” başlığı atmış.

Esma Turan ‘Haber Yorum’ yazısında, Menteşe Belediyesi tarafından gerçekleştirilen “Uluslararası 31. Muğla Kültür ve Sanat Şenliği” adının başına getirilmiş olan “Uluslararası” sözcüğünü mercek altıma almış.

O sözcüğe ben de takıldım

Nitekim dünkü “Dünya Şenlikler Diyarı Muğla” başlıklı yazımda “Bodrum’un hafta sonunda beşincisi yapılan ‘Uluslararası İki Yaka Kültür Festivali’ adının başına ‘Uluslararası’ sıfatı almayı hak ediyor... Yunanistan’dan Kos ve Türkiye’den Bodrum yan yana... Menteşe Belediyesi’nin evvelki hafta gerçekleştirdiği ‘Uluslararası 31. Muğla Kültür ve Sanat Şenliği’ öylemi?” diye sormuştum.

Sonra da “Azerbaycan Bilimler Akademisi Folklor Enstitüsü Müasir Folklor Bölümü Başkanı Prof. Dr. Fuzuli Bayat’ın şenliğe katılmış olması ‘uluslararası’ sıfatını hak ettirir mi bilemiyorum.” diye devam etmiştim.

Doğrusu ben “31. Muğla Kültür ve Sanat Şenliği”nde ‘uluslararası’ bir etkinlik göremediğim gibi, ‘uluslararası’ bir ‘mesaj’ da bulamadım...

+

Hafta sonunda Bodrum’da yapılan “Uluslararası İki Yaka Kültür Festivali” etkinlikleri iki ayrı ülkenin biri ada biri yarımada şehirlerinde gerçekleştirilirken, karşılıklı ‘yerel kültürel etkinlikler’ sergilenirken, yerelden evrensele verilen bir mesajı da vardı;

Barış, dostluk...

Konuk Kos Belediye Başkanı Theodosis Nikitaras “Buradayız çünkü Türkler, Yunanlılar şimdi ve her zaman barış içinde yaşamak istiyor ve bunu her zaman savunacağız.” derken, bu festivali 5 yıl önce Bodrum Belediye Başkanı olarak başlatan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras özetle şöyle diyordu:

Şu an dünyanın birçok ülkesinde Ukrayna’dan Gazze’ye, Lübnan’a, Suriye’ye savaş var. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar ölüyor. Savaşın bir faydası, kazananı yok. O yüzden biz sevgimizle ve aklımızla yerelde bu ilişkileri kurarak dostluk ateşini yaktık. Ülkeler kendi aralarında sorunlar yaşayabilir. Ama o ülkelerin insanları birbirini yakından tanırsa, birbirlerinden farkları olmadığını anlarsa barış filizleri yeşerir. Siyasetçiler barış yanlısı olursa dünya barışı yaşar. Ne diyor Zülfü Livaneli? ‘Bir insanı sevmekle başlayacak her şey’ diyor.. Ben tüm insanları seviyorum.

+

Dünkü yazımda da paylaştığım gibi, bizim Hasan Telli de yorum yazısında Menteşe Belediyesi’nin “Uluslararası 31. Muğla Kültür ve Sanat Şenliği” için “Şenliğe Önceki Başkan Davet Edilmemiş” diye başlık atarken, “Yapılan etkinliklerin sınırlı olmasının ülke genelinde uygulanan tasarruf tedbirleri gereği olduğu düşünülürken, şenlik açılışında önceki dönem belediye başkanı Bahattin Gümüş’ün olmaması dikkatlerden kaçmadı.” diye ifade etmiş.

Ben de dünkü yazımı “Oysa dikkatlerden kaçmayan çok şey var...” diye noktaladım.

Mesela şenliğin adı...

Geçen sene Bahattin Gümüş’ün Belediye Başkanlığı’nda bu şenliğin adı “Menteşe Kültür ve Sanat Şenliği”ydi... Üstelik “uluslararası” olamamıştı! Şimdi Gonca Köksal’ın Belediye Başkanlığı’nda “Muğla Kültür ve Sanat Şenliği” olmuş. Hem de 31’ncisi yapılırken “uluslararası” olmuş!...

Şimdi buradan yola çıkıp “Her başkan kendinden önceki başkanın izlerini siliyor” demek mümkün... Ki en azından bu şenlikte benim dikkatimden kaçmayanlar var...

Ancak bu “izlerin silinmesi” iddiası Gonca Köksal’a haksızlık olur...

+

Ben Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal’ın 10 yıl “Başkanım” dediği Bahattin Gümüş’ün izlerini sildiğini, yok ettiğini, böyle bir gayret içinde olduğunu düşünmüyorum. Tersine “Bozulanları düzelttiğini” söyleyebiliriz.

Hem Bahattin Gümüş, hem ağabeyi Osman Gürün kendilerinden öncekilerinden; Erman Şahin’den, rahmetli Orhan Çakır’dan kalanları silmek, ortadan kaldırmak için ellerinden geleni yaptılar. Düşünebiliyor musunuz Muğla il merkezinde iki tane “eski garaj” oluştu. Onlardan birine hilkat garibesi bir “kent meydanı” konduruldu, diğerinin ne olacağı henüz belli değil! Ki üçüncü “eski garaj”a da sahip olmamız yakındır... Gerek konumundan kaynaklanan olumsuzluklar, gerekse yakın zamanda ihtiyaca cevap veremeyeceği aşikardır...

Yani yakın gelecekte Denizli yolu üzerinde Yaraş Mahallesi taraflarında yeninin yenisi bir otobüs terminali yapılırsa bunu “kendinden öncekinin izlerinin silinmesi” olarak değil de yapanın “kendinden öncekinin vizyonsuzluğu, öngörüsüzlüğü” olarak değerlendirmek lazımdır.

Gençler elbette bilmezler, ama yaşı müsait olanlar belleğinizi bir yoklayın. Bugün “Depreme dayanıksız” diye yıkılmak istenen Orgeneral Mustafa Muğlalı İşhanı bir “Erman Şahin” eseridir. Bahattin Gümüş’ün başkanlığında yıkımına karar verildi... O da gitti mi Erman Şahin’i hatırlatan bir şey kalmayacak!

Orgeneral Mustafa Muğlalı İşhanı meselesini ayrıca ele alırız...

+

Geleneksel “Muğla Kültür ve Sanat Şenliği” içerik ve nitelik olarak Osman Gürün ile değişmeye başlamıştı. Önce resmi kurumlardan valiliğimize, STK’lardan meslek odalarımıza kadar herkesin kullanmakta olduğu ve şenlik afişlerinde de yer alan ‘Muğla Bacası çizimi’ amblem (logo) estetikten uzak üç boyutlu ‘kaba’ bir baca fotoğrafı haline getirilmişti. Bence amblemde eski haline getirilse yerinde olur...

Sonra “Yayla Kavunu Yarışı”, Yeşilyurt’un (Pisi) Geleneksel Rahvan At Yarışları ve Trap Atışları da şenliğin içine alındı, ünlü “Dikili Şenliği” ile yarışır hale gelen güzelim şenlik sulandırıldı, yozlaştırıldı, geleneksel özünden uzaklaştırıldı...

Paralelinde Muğla’da o şirin “kasaba” havasından çıkıp, adı ‘Büyükşehir’ olsa da büyük bir köye dönüştü...

Üniversitemizin sosyoloji bölümünde yüksek lisans yapanlar için bol malzeme var...

+

Şenlik, doğrusunu söylemek gerekirse eklentilerinden sıyrılarak özüne; “yerelden evrensele, evrenselden yerele kültür alışverişi yapılan” bir etkinlik haline dönüş yoluna girmiş...

Muğlalı Yönetmen ve Senarist Yüksel Aksu’ya programda yer verilmiş olması bana olumlu bir işaret gibi geldi. Çok isabetli olmuş...

Ancak ben Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal’ın şenlikle ilgili “Kültür ve sanatın tüm renklerini buluşturduk” sözüne de pek katılamıyorum. Orada Yüksel Aksu’nun konuşma yapmış olmasıyla öyle olmuyor işte... Tabii bu biraz da kültürden sanattan ne anladığınıza bağlı... Malum ‘renklerle zevkler tartışılmaz’ derler...

Mesela Pinhani alternatif rock grubunun Bahattin Gümüş’ün belediye başkanlığında en az 5 kere getirildiğini söyleyenler var. Demek ki Muğla’da çok sevilen bir topluluk. Hatta Bahattin Gümüş de çok seviyor olabilir. Pinhani bu şenlikte de vardı. Gonca Köksal da seviyor olmalı. Her iki başkanın da bu anlamda zevkleri uyuşuyor olabilir. Dediğim gibi, zevkler ve renkler tartışılmaz...

Tabii şenlikte Yüksel Aksu “Dünya Sinema Kenti Muğla” başlıklı söyleşi yaptı diye de bu şenlik “uluslararası” olmuş olmuyor. Mesela Gonca Başkan “Şenliğimizi yeniden geleneksel kimliğine kavuşturuyoruz. Amacımız yerelden evrensele kültür alış verişinin yapıldığı bir uluslararası şenliği yakalamak, gelenekselden, yerelden kopmadan kültür ve sanatın bütün renklerini Muğla’da buluşturup  bu şenliği yaşatmak” demiş olsaydı anlardım...

Neyse olay Yüksel Aksu’nun dediği gibi... Sevgili Yüksel, Konakaltı Kültür Merkezi’nde şöyle demiş:

Ben bu festivalin bir çocuğuyum. Bu festivalin yapıldığı zamanlarda Türkiye’nin, dünyanın ressamları, yazarları, şairleri, sanatçıları, düşün adamlarıyla tanışma, sohbet etme fırsatı buldum. Bu anlamda, Muğla Kültür ve Sanat Şenlikleri çok anlamlı, çok değerli.

Anlatmaya çalıştığım biraz da bu işte...

+

Gerek Erman Şahin ve gerekse rahmetli Orhan Çakır döneminde şenliğin adının başında “uluslararası” sıfatı olmasa da Yüksel Aksu’nun da vurguladığı gibi pek çok uluslararası etkinliğe sahne oldu. O yıllarda Muğla mesela Akyol Kahvelerinde, Orgeneral Mustafa Muğlalı İşhanı avlusunda İskandinav ülkelerinin sendikacılarını, yazarlarını ağırladı...

Fakat geleneksel “Muğla Kültür ve Sanat Şenliği” özüne, ruhuna dönmeye başlarken, geleneksel “Sünnet Şenliğinden” vazgeçilmiş olması da beni şaşırttı. Yine de ben “tasarruf tedbirlerine de takılmadığını” ve “unutulduğunu” düşünmek istiyorum... Günümüz ekonomisi koşullarında bu güzel gelenek mutlaka yaşatılmalıdır.

Umarım “Trap atışları” gibi ayrıca yapılmaya kalkışılmaz. O sünnet ritüeli şenliğin içinde güzel ve anlamlı. Artık çeyrek altın takılamasa da kültür yaşatılmalı... Hem “Trap-Skeet-Kurşun atış yarışması” ne ya? Bir kadın belediye başkanına silah, av, avcılık yakışmıyor.

Gelelim Hasan Telli’nin “Şenliğe Önceki Başkan Davet Edilmemiş” ve “Baca Tütmedi Barbekü Ateşi Yandı” saptamalarına diyeceğim, ama yerim kalmadı. Yarın diyelim...

-----------                      -----------

GÜNÜN SÖZÜ; 100 bin lira limiti olup 750 lira kredi kartı aidatı vermeyen DEM'lidir, Yunandır, Ermenidir. --Kasaptan Bütün kuzu alan Mustafa Destici