21.asrın ilk çeyreğini tüketmek üzereyiz.

21.asırda dünyamız yeniden şekilleniyor.

BugünTürkiye'de hâlâ Avrupa kültürünün etkisi altında yaşayan hatırı sayılır biraydın kitlemiz var.

I.ve II. Dünya paylaşım savaşlarını Avrupalılar çıkardılar.

Keşiflercağı denen sömürü çağında Güney ve kuzey Amerika'da, Avusturalya'da, YeniZelanda'da da yaşayan medeniyetler, tarihin dışına itildiler ve bucoğrafyalarda bugün Avrupa lisanları konuşuluyor.

Kadimbirçok dil adeta yok edildi.

Afrikahalklarının başına da binlerce felaketler getirilerek adeta bu kıta talanedildi.

Tümbu olumsuz ve anti insanı davranışlar Avrupalılar tarafından gerçekleştirildi.

Avrupa'dakiI. ve II. Dünya paylaşım savaşlarını çıkaran Almanya'da geçen hafta yeni birhükümet kuruldu.

Buyeni Hükümetin üyeleri 'Biz Türkiye'nin AB üyesi olmasını istemiyoruz. Yeni birfasıl açılmasına da izin vermeyeceğiz' diyecek kadar ukalalaştılar.

Türkiye1963 yılında AB'ye tam üye olmak için müracaat etmişti.

1963yılında İsmet İnönü Başbakan idi.

1963yılında Rusya'nın önderliğinde SSCB var idi.

SSCB1989 yılında çöktü ve dağıldı.

SSCB,NATO karşısında WARSOVA paktını kurmuştu.

SSCBdağıldıktan sonra bağımsız kalan WARSOVA paktı üyeleri AB üyesi olurken,yıllarca NATO'nun ileri karalı rolü oynayan Türkiye, 2021 yılında hâlâ AB'ninkapısında bekletiliyor.

Utanılacakbir hal bu.

Avrupa'dakibazı bakanların, son beyanları bardağı taşıran son damla olmuştur.

Bukonu artık Türkiye'nin gündeminden çıkarılmalıdır.

2023yılının Haziran ayında Türkiye'de genel secimler ve Cumhurbaşkanlığı seçimiyapılacaktır.

2023seçiminde sandıklara "Türk halkının, AB'ye üye olmak istediği veya üyeolmak istemediği" de sorulmalıdır.

BöyleceAB taraftarı olan partiler ile karşı olan partiler de meydana çıkacaktır.

TürkHükümeti de, halkımızın referandumda verdiği karar ışığında yeni politikalarıdaha rahat uygulayabilecek bir konuma gelecektir.

ABüyeliğimizin, daha fazla AB sofralarında meze yapılmasına, bir son vermeliyiz.

Halkımızne söylerse, iyi söyler ve onun tercihi de esastır...