Babam Kemal Akgüç 1936 yılında İstanbul Öğretmen Okulundan mezun olmuş. Okulun mezuniyet töreninde, Milli Eğitim Başkanlığı Müfettişi İsmail Hakkı Tonguç bir konuşma yapıyor.

Tonguç "Genç öğretmenler, Cumhuriyetimizi yeni kurduk. Cumhuriyetin maya tutması için Osmanlı Devletini kötüleyerek, Cumhuriyeti yüceltmelisiniz" mealinde bir konuşma yapıyor.

Özellikle Cumhuriyetin ilk döneminde Osmanlı Devleti (Devlet-i Ali) kötülenerek eğitim verildi.

Böylece atalarımız olan Osmanlı Devletine düşman mühendis, mimar, doktor, avukat, öğretmen ve okumuş insanlar yetiştirildi. Tonguç'un Cumhuriyetin ilk yıllarındaki isteğinin bir mantığı vardı.

Yeni bir devlet kuruluyordu.

622 yıllık bir Devleti devre dışı bırakmak o kadar kolay değildi.

Osmanlı Devletini kötülerken, Mustafa Kemal, İnönü, Çakmak gibi paşalar önde olmak üzere tüm aydınlarımızın Osmanlı Paşaları ve aydınları olduklarını unutuyor ve ıskalıyorduk.

Osmanlı Devletini öyle kötüledik ki, Çanakkale Savaşında kapımıza dayanan İngiliz ve Fransızları daha çok sever hale geldik.

Aslında, Osmanlı Devleti göründüğünden çok daha büyük ve ağırlığı olan bir devlet idi…

Bugün Afrika başta olmak üzere bir çok yerde Türkiye Cumhuriyetine gösterilen sevgi ve güvenin altında atalarımızın bize bıraktığı miras bulunuyor…

Osmanlı Devletini yalnız Emperyalist Avrupa sevmez.

Bir toplu iğne bile yapamıyoruz.

Matbaayı Avrupa'dan 300 yıl sonra alabildik.

Bir şehzade evlilik yaşına gelince sarışın bir gelin bulmak için Avrupa’ya seferler düzenleniyordu, gibi akla ziyan iddialar ile atalarımızı hep aşağıladık ve hakaret ettik.

Osmanlı Devletini aşağılamak, Aydın olmak ile eş anlamlı hale geldi maalesef…

İnsan kendi atasını kötüler mi? diye tepki verildiğimde içimizdeki bazı insanlar "Bana Osmanlıcılık yapma…" diye tepki veriyorlar.

Aslında bindiğimiz dalı kesiyoruz, farkında değiliz.

Osmanlı 500 yıl kaldığı Balkanlardan çekildikten sonra Balkanlarda onlarca devlet dili ile, dini ile 20. Asra ulaşabildiler.

Bunun anlamı, Osmanlı Devletinin 500 yıl Balkanlarda kimsenin ne diline, ne de dinine karışmamasıdır…

Bu bile "Şiir gibi" bir olaydır.

Bugün Balkanlardaki Osmanlı eserlerinin yüzde 90’ı yok edilmiştir.

İngilizler Kuzey Amerika, Avusturalya başta olmak üzere gittikleri her yerde yerli halkın diline, kültürüne ve dinine müdahale etmişlerdir.

Bugün, bu asimilasyonu görüyoruz.

Ama Osmanlı Devleti asimilasyonu aklının ucuna bile geçirmemiş, "Senin dinin sana, benim dinim bana" prensibi ile hareket etmiştir.

Sevabı,  günahı ile Selçuklu Devleti ve Osmanlı Devleti, atalarımızın devletidir.

Türkiye Cumhuriyeti de Osmanlı Devletinin bir devamıdır.

Biz kabul etmesek bile, Batı bizi Osmanlı Devletinin bir devamı olarak görüyor ve bakıyor…

Türkiye Cumhuriyeti 100 yılda maya tutmuştur ve 85 milyon insanımız da Cumhuriyeti pek benimsemiştir.

Kimsenin, "Osmanlı Hanedanını geri getirmek" gibi bir derdi de yoktur.

Günümüzde yapmamız gereken, atarimizin bize miras bıraktığı mirası akıllıca ve doğru olarak kullanmaktır.

Mükemmellik Allah mahsus bir özelliktir.

Herkesin bir hatası olduğu gibi atalarımızın da hataları elbette olmuştur.

Bize düşen, atalarımızın güzel yanlarını öne çıkarmak ve çocuklarımıza örnek olarak sunmaktır...

Hayatın yaşandığı gibi olmadığını, hayatın anlatıldığı ve yazıldığı gibi olduğunu gerçeğini de unutmayalım…