Dünyamız hızla değişiyor.
Bu değişikliğin lokomotifliğini yapan bazı insanlar, sıradan, değişime kapalı, okulda öğrendiğinin dışına çıkma cesareti gösteremeyen insanları, günlük sorunlarıyla meşgul ederek asıl hedeflerini gizliyorlar.
Transhümanizmin hedefi, insanın fiziksel ve bilişsel yanlarının artırılmasıyla yaşlanma ve hastalanma gibi arzu edilmeyen hallerimizi ortadan kaldırmaktır.
Teknoloji ve bilimden faydalanılarak günümüzde insanların kol ve bacaklarına protezler takarak onları normal konuma getiriyoruz. Yapay böbrek, yapay karaciğer, yapay kalp ve kalp pili kullanılarak insanların ömrü uzatılıyor.
Yarısı doğal, yarısı makine olan insanlara “cyborg” deniyor.
Cyborg teknolojisi, daha işin başında bulunuyor. Biyoloji ve teknolojinin birlikteliğiyle cyborg insanların 10-20 yıl sonra ulaşacağı noktayı siz hesap edin…
Yapay zekâ teknolojisinin ulaştığı seviye, sıradan insanların tahmin ettiğinin çok ilerisinde. Gemiler ve uçaklar bile yapay zekâlı kaptan ve pilotlarla yol alacak.
Transhümanizm, yani insanın dönüşümü hızla devam ediyor.
Yeni bir çağın arifesindeyiz. Yakın bir zaman sonra bugünkü yaşamımıza “ilkel insan yaşamının son yıllarıydı” derlerse şaşırmayalım.
Günümüz insanı dünyayı çok hor kullanıyor ve kendi sonunu hazırlıyor. İnsanoğlu, ulaştığı teknolojik seviyeyi ve bilgileri kaybetmemek için dünyadan uzaklaşarak kendisine yeni bir yaşam alanı bulmak zorunda.
Yeni bir yaşam alanı bulunmazsa, binlerce yılda teknolojiye dönüşen bilgiler yok olacaktır.
Kadim hikâye ve inançlarda dünyada birkaç kez büyük afetlerin yaşandığı ve yaşamın tekrar baştan başladığı anlatılır. Bazı insanlar bu olaylara “masal” diyerek günlük yaşamlarına devam ederken, bazı insanlar da çağın Nuh’un Gemisi’ni ve insanını yapmak için uğraş veriyor.
İnsanoğlu bugünkü bedeniyle dünyanın 100 km yukarısına bile çıkamıyor. Ulaştığımız teknolojiyle donatılan ve cyborg’a dönüştürülen insan, önce Samanyolu galaksisinde, sonra da başka bir galakside kendine bir yaşam alanı bulmak mecburiyetinde.
Aksi halde bunca yıl uğraştığımız bilgi ve tecrübelerin anlamı kalmayacaktır.
İnsanoğlu, çıplak gözle göremediği muhteşem bir dünyayı mikroskopla keşfetti.
Sonra da çıplak gözle göremediği muhteşem evreni teleskopla görme şansını yakaladı. İnsanoğlu, bu iki muhteşem evren arasında belki de üçüncü bir evren…
Düşünebilen, düşündüğünü ürüne dönüştürebilen ve her geçen gün kendini geliştirebilen insan, transhümanizmin kapısını sonuna kadar açmak istiyor.
Uzayda tam olarak neler olduğunu bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey; bildiklerimizle bilemediklerimizin bir arada olduğu bir ortamda yaşadığımız.
Tüm bunlar yaşanırken bazı insanlar hâlâ sıradan işlerle uğraşıyorlar.
İnsanlar eşittir ama bazı insanlar daha eşittir.
Dünya böyle bir yer işte…