Geçenlerdeaz kalsın 2 kadının saldırısına uğrayacaktım. Hatta sözlü saldırı oldu dafiziki saldırıyı savuşturduk.

Konu"çevrecilik".

Nasıloldu anlatayım.

Yazlıksitemize birkaç seneden beri domuzlar dadandı. 3 sene önce 3-4 yavru ile gelenbir ailenin dişisini caninin birisi vurunca, site halkı da kalan yavrularıbesledi. Kedi-köpek gibi insanlara alıştılar ve günün belli saatlerinde sahilekadar indiler ve komşularımızın ellerinden beslendiler.

Neyapsın domuzlar?

Sadecedomuzlar mı? Pek çok canlının yaşama alanına beton binalar dikerek mahvettik.Hayvancağızlar da onların yaşama alanlarına diktiğimiz evlerden çıkan kokularıduydular ve o kokuları ortalığa yayan şeylerin atığı da olsa onları yemeğegeldiler.

Bensalgından önce üniversite merkez kampüsümüze gelen domuzları da beslerdim.Kampüsteki yemekhanelerden çıkan yemek atıklarını kaplara koyar kedi veköpeklere verirdik; artanları da Mühendislik Fakültesi'nin yanındaki ufakvadinin girişine dökerdim. Çünkü domuzların kampüse oradan girdiğinigözlemlemiştim. Bana göre domuzların kampüs alanında dolaşmasında hiçbir mahzuryoktu ama öğrenciler korkar diye tedirgin olanlar vardı.

Yeniköy'dekievim de ormanın içinde olduğu için domuzlarla sık sık karşılaşıyorduk ve hiçkorkmuyordum.

Uzunlafın kısası, İslamiyet'te etinin yenmesi yasaklanmış ama yaşamasına lafedilmemiş bir garip canlıdır domuz ve yavrularıyla beraber daha da acınacakduruma düşüyorlar.

Yazlıksitede 16 tane yavru, 8 tane anne saydım. O civarda birkaç yere geliyorlardı vebizim sitemize de geliyorlardı. Geliş yollarını gözlemledim ve yemekatıklarını, kavun-karpuz kabukları ve benzer şeyleri, site dışında ve anayolunkarşı tarafındaki geçit yerlerine bırakmaya başladım ama bu işi mümkün olduğukadar karanlıkta yapıyordum. Çünkü konuyu bilmeyen biri benim oraya çöpdöktüğümü zannedebilirdi.

Geçenlerde,akşam işim olduğu için domuzlara yiyeceklerini güneşin batmasına yakın vermekzorunda kaldım ama biraz da çekinmiyor değildim.

Çekindiğimkadar varmış.

Yiyecekleriçalının dibine saçtım ve yoldaki arabama geldim. Akşam yürüyüşü yapan iki kadınbenim poşetteki yiyecekleri oraya saçtığımı görmüş. Hışımla yanıma geldiler vebiri "Çöplerinizi doğaya gelişi güzel dökmeye utanmıyor musunuz? Doğayı niyekirletiyorsunuz?" dedi. Öteki "Çöp konteynırlarını boşuna mı koymuşlar?" dedi.

Bende savunma havasına bile girmeden: "Bilip bilmeden konuşmayın lütfen!... Birkere attığım çöp ama domuzların yiyeceği atıklar. Domuzlar akşam buradangeçecekler ve geçerken döktüklerimi yiyecekler. Onların barınma-beslenmemekânlarını betonla doldurduk. Şimdi de beslemek zorundayız." dedim.

Kadınlarafalladı.

Saldırıbitmemişti.

Devamettim: "Çöpleri buraya atsam elimdeki poşeti de atmaz mıydım? Poşet niyeelimde?"

Kadınlarşaşaladı.

Sondarbeyi vurdum: "Domuzlar yemese bile, attıklarım meyve-sebze atığıdır ve birsüre sonra gübre olup toprağı beslerler. Bilip bilmeden konuşuyorsunuz!..."deyip arabama bindim.

"Tabiattanarındırılmış hijyenik konutlarda oturup sosyete çevreciliğiyle bu iş olmaz.Evinizden çıkın da biraz tabiatla haşır-neşir olun." cümlesini de söylemekisterdim ama söylemedim.

Eysosyete çevrecileri!... Çevrecilik sadece çevreyi kirletmemek değildir; bütüncanlıları ile beraber çevreyi canlı tutabilmektir asıl çevrecilik. KadıköyMeydanında bilmem hangi örgütün düzenlediği eylemlerde, kucağında cins birköpekle çevre nutuk ve sloganları atmakla olmaz bu iş.