"SUSYAL MEDYA" VEYA "TIP" OYUNU

"Artık sosyal medya 'SUSyal medya' mı olacak?" diye soruluyor.

Bu mesele ile ilgili soru bile böyle soruluyorsa, sorun var demektir.

Ancak özgür bir ülkede yaşıyoruz. Her şeyin olduğu gibi bunun da bir bedeli var. İsteyen istediğini söyler, istediğini yazar, ama bedelini de öder!

Soruyu soranlar bunu bir " Tıp oyunu " olarak da algılayabilirler. Geçtiğimiz salı günü " Tıp " denildi. Oyunu bilenler vardır. " Tıp " denildi mi susarsınız. Susmayan yanar...

Kamuoyunda " Dezenformasyonla mücadele düzenlemesi " olarak bilinen " Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ", Resmi Gazete de 18.10.2022 Salı günü yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Habertürk TV 'ye yasayla ilgili değerlendirmelerde bulunan İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adem Sözüer de pek çok hukukçu ve ilgili uzmanların dediği gibi " Buradaki (Yasadaki 29.madde) tartışılan nokta suç tipinin belirsiz olması. Belirsizlik ise suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırıdır. " ifadelerini kullandı.

CHP de, dezenformasyon yasasındaki 29'uncu maddenin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi 'ne başvurdu... Sakın " Daha Anayasa Mahkemesi karar vermedi " diye de larç davranmayın...

xx xx xx

"KAHROLSUN İSTİBDAT, YAŞASIN HÜRRİYET"

Bugünlerde gerçekten ilginç sorularla karşılaşıyoruz. İnsanın " Bu kadar cahil mi kaldık? " diye sorası geliyor. Meral Akşener " Kahrolsun istibdat " diyerek ne demek istiyormuş?

Eğitim Emekçileri bir süredir meydanlardalar... Dertlerini anlatamamış olmalılar ki 2 Kasım da greve gidiyorlar. Ne yapalım, eğitimci bunlar, cahil değiller, yanlışları olmaz bize de desteklemek düşer...

Ancak küçük bir sitemde bulunmadan da geçemeyeceğim, ya insan bir " İstibdatı " öğretmez mi?

Osmanlı İmparatorluğu 'nun durdurulamaz düşüşü devam etmekte iken 23 Aralık 1878 tarihinde 2. Abdülhamid tarafından 1. Meşrutiyet ilan edilmiştir. Bu şekilde " Anayasal Monarşiye " geçilmiştir. Ancak parlamenter sistemi isteyenler ile monarşiyi destekleyenler arasında kargaşa çıkmıştır.

Çünkü 1876 Anayasası esasında padişahın hiçbir biçimde yetkisini kısıtlamadığı için bunun adeta göstermelik bir anayasa olduğunu ileri sürmüşlerdir. Öte yandan Avrupa 'nın da baskı kurarak reformların yapılmasını istemesi padişahın " Kanun-i Esasi'yi " askıya almasına ve Osmanlı İmparatorluğu 'ndaki " istibdat döneminin " başlamasına sebep olmuştur.

İşte İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener de TBMM Grup Toplantısı'nda "Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet" derken buradan esinlenmiştir. Bugün " Dezenformasyon yasasına " da karşı gibi duran bu söz İYİ Parti 'nin sloganlarından biri haline gelmiş durumda...

xx xx xx

ABDÜLHAMİD VE ALKOL

Bu arada iki gün önce Eski Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu Padişah Abdülhamid tartışma doğuracak ilginç bir paylaşımda bulundu. Yaygın basında " Abdülhamid'in içki sipariş listesi paylaşıldı: 300 şişe Bordo şarabı... " başlığı ile yer alan habere göre, Halaçoğlu , Padişah Abdülhamid döneminde saraya alınan içki miktarının yer aldığı tarihi belgeleri paylaştı.

Kendi YouTube kanalından yayınladığı programında Abdülhamid Han dönemine ait olduğunu söylediği bir belge paylaşan Halaçoğlu , şunları aktardı:

"Şu belge, Abdülhamid Han döneminde Yıldız Sarayı'nın içki sipariş listesidir. Ne istiyormuş? 24 şişe kına şarabı, 300 şişe Bordo şarabı, 2 ambar Viyana birası, 24 şişe Porto şarabı. Anlatabildim mi? Osmanlı düşmanı falan değilim. Tam tersi; Tarihçi, tarihi olayları tam olarak anlatmak mecburiyetindedir"

Halaçoğlu 'nun paylaştığı içki listesi ise şu şekilde:

-24 şişe kına şarabı

-300 şişe Bordo şarabı

-2 ambar Viyana birası

-24 şişe Porto şarabı

Daha önce padişahın torunları benzer bir iddiayı yalanlamışlardı. Bakalım buna da bir yalanlama gelir mi?

xx xx xx

DEZENFORMASON MÜCADELESİ

Gördüğünüz gibi işte " Deformasyonla mücadele " ederken, günü günceli değil, geçmişimizi, tarihimizi başımıza iş açmayacak konuları ele almaya özen göstereceğiz.

Etliye sütlüye karışmayacağız. Bugüne kadar karıştık, yerel yönetimlerimizi sorguladık ta ne oldu sanki?

Menteşe 'de Karabağlar Yaylası 'na betonun, çeliğin girmesini, Akbük de kaçak yapılaşmayı, Bayır 'da çimento fabrikasının kurulmasını, olmadık insanların belediye başkanı, milletvekili olmasını engelleyebildik mi?

Hayır...

O zaman " Tarihte bugün " diyelim, fıkra masal anlatalım...!

xx xx xx

KAN İÇİÇİLERE DÖNMÜŞÜZ

Harese nedir, bilir misiniz? Ben de bilmiyordum. Semih Adıyaman paylaşımından aldım, bakın neymiş:

"Arapça eski bir kelimedir. Bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. Develere çöl gemileri derler bilirsiniz, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür. O kadar dayanıklıdır yani. Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kan dikenle karışınca bu tat devenin daha çok hoşuna gider. Böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa deve kan kaybından ölür. Bunun adı haresedir. Hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir."

Zülfü Livaneli 'nin " Huzursuzluk " romanında ilgili bölüm şöyle devam ediyor:

"Bütün Ortadoğu'nun adeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur."

Kan içicilere dönmüşüz farkında değiliz...

xx xx xx

MUSKİ VE AYDEM ÇİLEDEN ÇIKARMA YARIŞINDA

MUSKİ uzun zamandır abonelerini neredeyse her gün çileden çıkarıyor.

MUSKİ yetmiyormuş gibi AYDEM de " Ben de varım " dedi. Artık yarışıyorlar...

Bodrum Gündem Gazetesi 'nde Sedat Kaya " Ha Gayret Aydem " başlığı ile yazmış. " İsmi AYDEM. Açılışı Aydın, Denizli, Muğla. Bu üç ilimize elektrik dağıtan firma. Datça'ya da tabi ki. " diye başlayan Sedat Kaya şöyle devam etmiş:

"Diğer yerleri bilmem ama Datça'da bugünlerde birini sinir etmek istiyorsanız AYDEM deyin. O an delirir. Küfrün bini bir para. Nedeni sürekli elektrik kesintisi. Ama sürekli. Üstelik bir gidip bir geliyor. Milletin elektrikli aletleri hurdaya çıktı. Televizyonları, buzdolapları, fırınları bozulan bozulana. Müşteri Hizmetleri diye bir birim kurmuşlar. Telefonu çevir babam çevir. Açarlarsa şanslısın. Olmaz ya oldu ya açtılar. Söylediklerini kendileri de anlamıyorlar. Fahiş faturaları tahsil etmeye gelince canavar. Halka altyapı hizmeti vermeye gelince duvar."

Sedat Kaya yazısını manidar bir şekilde " Bu beceriksiz firma nedeniyle evlerde patlamamış ampul kalmadı. Ha gayret AYDEM. Bu gidişle ilk seçimde varlığının nedeni iktidarın ampulünü de patlatacaksın. Ha gayret! " diye noktalamış...

xx xx xx

Su kesintileri ev cihazlarında arızaya neden olmuyor, ama elektrik kesintileri kesinlikle oluyor. Bu anlamda Sedat Kaya haklı. Ancak ev cihazlarının arızalanması halinde doğru mu net bilmiyorum, ama dava açılabildiğine dair duyumlarım var. Bugüne kadar AYDEM aleyhinde açılmış bir dava da yok.

Bir iki örnek dava açılabilmiş olsaydı AYDEM seçeneksizliğin sefası süremez ve işini de adam gibi yapardı... Hepimiz "şehirli" olunca o da olur inşallah...!

......................

GÜNÜN SÖZÜ : Demokrasilerde bir seçmenin cehaleti bütün halkın güvenliği için tehlikedir. -- John F. Kennedy

BUNLARI

- MUTSO Yönetiminin "Bülent Karakuş (Başkan), Ferudun Öztürk, Mustafa Murat Can, Mehmet Çahan, Menaf Kıyanç, N. Fatih Dağdelen, Hasan Şahin, Cavit Demircioğlu, Ömer Öcal ve Selma Ünal"dan oluştuğunu; gözerin "Yusuf Kayacık mı, Köray Özcan mı, Erdinç Gürsoy mu?" diye Pazartesi günü yapılacak Meclis Başkanlığı seçimine çevrildiğini; DUYDUNUZ MU?

ÇİVİ

İngiltere Başbakan Liz Truss, 45 gün önce devraldığı Başbakanlık görevinden istifa ettiği duyurdu. Arkadaşım, "Bizim de başbakanımız olsa istifa eder miydi?" dedi.

Beni Bi Gülmek Aldı:)))