Covid-19 pandemisi ile birliktesıkça kullanmaya başladığımız "sosyal mesafe" kavramına dair itirazlarımı o günlerdekibir yazımda dile getirmiştim.

Sosyalin,"insan topluluğuna ilişkin olan, toplumdaki bireylerin birbirleriyle olanilişkileri ve toplumdaki sınıfların birbirleriyle olan etkileşimleri"şeklindeki tanımından hareketle, "Pandemi tedbirleri kapsamında sosyalmesafeleri açmak mümkün mü?" diye sormuştum.

Bumümkün değildi. Çünkü bizden istenen "fiziksel mesafe"nin açılmasıydı. Hangi gerekçeile olursa olsun, kimse bir başkasının sosyal mesafesini belirleme hakkınasahip değildi. Oysa "sosyal mesafe" her zamanki gibi bir tedbir olarakalelacele topluma servis edilmişti. Doğru kavram "sosyal mesafe" değil,"fiziksel mesafe" olmalıydı.

Dahaönce hiç üzerinde düşünmediğim bir kavrama daha aklım takıldı. Kelimelerintekil anlamları ve kavram içerisinde kazandığı yeni anlamlar üzerine hiç kafayormadığım "sosyal medya" tabiri de acaba aynı acelecilikle mi hayatımızasokulmuştu?

Sanalalemde kurulan ilişkiler ne kadar "sosyal" olabilirdi?

Hiçbirsosyal normun belirleyici olmadığı sanal aleme "sosyal medya" demek ne kadardoğruydu?

Herkesinbirey olarak var olduğu, kendi normalini/kuralını kendisinin belirlediği,internet erişimine sahip olan herkesin kendisine ait hesaplardan ibaret birmedya, sosyalleşmemize ne kadar imkân sağlıyordu?

Busorulara cevap verebilmek için önce sosyal medya ilişkilerinin ve sanaliletişiminin özelliklerine bakmak lazım.

Sosyalmedya iletişiminde söz ağıdan değil, klavyeden çıkıyor. Dolayısıyla dabağlayıcı değil. Yani sanal sözler...

Sosyalilişkilerimize yön veren birtakım sosyal/hukuki normlar mevcut. Ancak sosyalmedya iletişiminde bu normların etkisi oldukça zayıf ya da hiç yok. Yapılan herpaylaşım, yazılan her şey kişinin vicdanına kalmış. Yani sanal normlar...

Sosyaliletişimde bir muhatap var. Kanlı-canlı bir muhatap... Sosyal medya iletişimindeise muhatap sanal. Söylenenlerin ve yaşananların canlı bir şahidi de yok. Yanisanal iletişim...

Sosyalmedya iletişimi insanlara sahte bir cesaret veriyor. İnsanlar bu sanal ortamdayüz yüze söylenemeyen her şeyi söyleme, en üst perdeden karşılık/tepki vermecesareti buluyor. Yani sanal bir cesaret...

İnsanlargerçek hayata dair sorunlarını ve kavgalarını sosyal medya ortamına taşıyarakhesaplaşmaya çalışıyor. Uzaktan uzağa sorun çözmeyi, kavga etmeyi, çatışmayıtercih ediyor. Yani sanal bir zorbalık ortamı...

Bilgiyerine fikir, düşünce yerine zan, birikim yerine malumat savruluyor. Buradapaylaşılan bilginin doğruluğunu tespit etmek çok zor. Herhangi bir doğrulamaihtiyacı hissetmeksizin her türlü bilgi ve haber paylaşılıyor. Kitlelermanipüle edilebiliyor. Yani sanal gerçekler...

İnsanlar,başkalarının mahrem alanına fütursuzca girilebiliyor. Herhangi bir kuralgözetmeksizin insanların özeline, özel yaşamına müdahale edebiliyor. Yani sanalhassasiyet...

Kısacaher şey sanal...

Herşeyin sanal olduğu bir yerin "sosyal" olması mümkün mü?

Böylebir ortamda, "insan topluluğuna ilişkin olan, toplumdaki bireylerinbirbirleriyle olan ilişkileri ve toplumdaki sınıfların birbirleriyle olanetkileşimleri" olarak "sosyal"in yeri nerede?

Muhatabın,sözlerin, içeriğin, normların, cesaretin, tepkinin, ilişkilerin sanal olduğubir ortamda sosyalleşmek ne kadar mümkün? Ya da sanal bir ortamda gerçek biriletişim ve etkileşim mümkün mü? Edebin ve sosyal düzen kurallarının yerinisınırsız özgürlük, sorumsuzluk ve cüretkarlığa bıraktığı bir ortamda sosyaldüzen ne kadar sağlanabilir?

Sosyaliletişim, gerçek iletişimdir. Oysa internet ortamındaki iletişim, sanal veeksik iletişimdir. İnternet ortamındaki sanal iletişim; bireyselliğin arttığı,başkalarını anlamanın azaldığı, sorumluluğun yok olduğu bencil bir iletişimdir.Dolayısıyla da "sosyal" değildir.

"Sosyalmedya" tabiri belki teorik olarak doğru bir tabir olabilir ancak teknolojikunsurların ve insan faktörünün devreye girmesiyle sosyallik adına hiçbir şeyinkalmadığı da bir gerçek. Sanal alemin tek gerçeği de bence bu çıkmaz.

Kısacaher şeyin sanal olduğu bir platform olsa olsa "sanal medya" olabilir.

15.03.2023