“ACELE KAMULAŞTIRMA KARARI”
Önce bir haber paylaşalım. Arada gürültüye gitmesin.
Dünkü yazıma da böyle başlamıştım. Ortalık haber kaynıyor. Sonraki öncekini daha hazmedilmeden yok ediyor. Gündemin dışına itiyor.
Bilindiği gibi Akbelen ve çevresindeki köylerin tarım alanları, zeytinlikleri Cumhurbaşkanının santrallere kömür üretimi için “Acele Kamulaştırma” kararı ile yok olmakla karşı karşıyadır.
İkizköylüler, Akbelen dostları ayakta… Geçen hafta itibarıyla 30 gün içinde uygulanması beklenen ve hukuksuz olduğu savunulan “Sorgusuz el koyma” kararının iptal edilmesini istiyorlar. Bildiğim kadarıyla yürütmenin durdurulması ve kararın iptali için Mahkemeye de başvurdular…
*
EMSAL KARAR OLABİLİR…
İkizköylüler ve Akbelen dostları umutla yargı kararını beklerken, umut veren haber Aydın’dan geldi.
Aydın'ın Bozdoğan İlçesi Örentaht Köyü'nde planlanan linyit ocağı için verilen ‘Acele Kamulaştırma Kararı’nın iptali için açılan “Kamulaştırma İptal davası” sonuçlandı ve Danıştay 6. Dairesi tarafından Acele Kamulaştırma Kararı iptal edildi.
Kamulaştırma iptal kararının yanı sıra söz konusu proje için “ÇED Gerekli Değildir” kararına ilişkin yerel mahkemenin verdiği iptal kararının da Danıştay tarafından onaylanması sonucu Örentaht Köyü linyit ocağı tehlikesinden tamamen kurtulmuş olacak.
Latmos Platformu üyesi ve hukukçu Mehmet Çilsal tarafından yapılan başvuru sonucu ulaşılan kararın Akbelen için emsal teşkil etmesi beklenmekte…
*
SAKARALTI SAKARÜSTÜ SORUŞTURMASINDA GÖZALTI UZADI
“Sakaraltı Sakarüstü” adı ile devlet büyükleri başta olmak üzere Muğla’da tanınmış siyasetçilerle bürokratlara ve gazetecilere yönelik tehdit, şantaj yanında yalan haber ve hakaret ile ‘itibar suikastında’ bulunan şüphelilere yönelik devam eden “Medya Operasyonunda” gözaltına alınan 9 kişi için Muğla Emniyet Müdürlüğü’nün talebi üzerine Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 1 gün daha ek gözaltı süresi verildi. Şüphelilerin ifade işlemleri bugün itibariyle 3 gündür sürüyor.
Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Muğla Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve KOM Şube Müdürlüğü ekiplerince Menteşe, Bodrum, Marmaris, Fethiye ve Seydikemer’de düzenlenen operasyonda, kamuoyunu yanıltmaya yönelik içerik ürettikleri ve sahte hesaplar üzerinden hedef gösterme, itibarsızlaştırma ve tehdit amaçlı paylaşımlar yaptıkları öne sürülen şüpheliler Bodrum, Marmaris, Menteşe ve Fethiye’deki ev ve iş yerlerinde arama yapılırken, Menteşe, Seydikemer ve Fethiye’de yakalanmıştı…
*
CEP TELEFONLARI BULUNDU
Soruşturma kapsamında, şüphelilerin “Sakaraltı Sakarüstu” isimli sahte sosyal medya hesabı başta olmak üzere çok sayıda fake hesap üzerinden; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Prof. Dr. Aydın Ayaydın, MHP Muğla İl Başkanı Burak Demirel, AK Parti Muğla Milletvekili Adayı ve Muğla Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Elvan Göçer, Muğla İl Sağlık Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça, AK Parti Muğla Teşkilat Başkanı Emre Güçlü, AK Parti Büyükşehir Belediyesi Grup Sözcüsü Duygu Pınar Marçalı, Bazı kurum müdürleri ve AK Partili yöneticiler hakkında C.D, K.K, S.Ü.Ö, P.B, S.C.S ve S.K adındaki şüpheliler tarafından gerçek dışı, hakaret içerikli, tehdit ve şantaj amaçlı paylaşımlar yapıldığı iddia ediliyor.
Bu arada soruşturmada, şüphelilerin operasyonun yapılacağını önceden sezdikleri iddiası dikkati çekerken, bununla ilgili olarak şüphelilerin ev ve iş yerlerine yapılan baskından iki gün önce cep telefonlarını değiştirdiği öne sürüldü. İşte bu konuda önemli bir gelişme yaşandı ve 9 telefon görevli polislerce S.Ü.Ö.’nün evinde bulundu. Telefonlar incelenmek üzere Muğla Emniyet Müdürlüğü’ne getiriliyor.
Bununla birlikte Muğla Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele ekipleri, şüphelilerin daha önce kullandıkları telefonlara ait HTS kayıtlarını incelemeye aldıkları ve eski cihazlardaki dijital izlerin geri getirilmesi için teknik çalışmaların sürdüğü, şüphelilerin kendi aralarındaki telefon trafiği ile mesajlaşmalarının da mercek altına aldığı öğrenildi…
*
SORUŞTURMA ÇOK SAYIDA SUÇTAN AÇILDI
Yetkililer tarafından yapılan açıklamadan şüpheliler hakkında çok sayıda suçtan soruşturma açıldığı anlaşıldı. Şüphelilerin gözaltına alınma gerekçeleri şöyle sıralandı:
Hakaret (TCK 125/1).
Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirmek veya Yaymak (TCK 136/1).
Kamu Görevlisine Görevinden Dolayı Hakaret (TCK 125/1-2, 125/3-a).
Özel Hayatın Gizliliğini İhlal (TCK 134/1).
Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma (TCK 217/A).
Cumhurbaşkanına Hakaret (TCK 299/1).
Bu arada soruşturmaya esas 15 mağdurun/müştekinin ifadesine başvurulduğu öğrenildi. Söz konusu ifadeler ve elde edilen dijital deliller doğrultusunda operasyonun gerçekleştirildiği, soruşturmanın gizlilik içinde yürütüldüğü kaydedildi. Yetkililer, soruşturma derinleştikçe yeni gözaltıların da olabileceğine dikkat çekerek, operasyonun genişleyerek devam edeceği mesajını verdi…
*
O KADAR ÇOK İNSANIN AHINI ALDILAR Kİ…
Daha önce Muğla’da “DUSKOPOV” adında hesap terör estirdi. Ne yaptılarsa yanlarına kar kaldı…
Aslında Muğlalıların bildiği, ama delillendiremediği siyasiler dönemin yetkililerinin de kayıtsızlığı sonucu kendilerini bir yerlere taşıdılar…
Belki de “Duskopov”u yöneten veya yönetenler ile “Sakaraltı Sakarüstü” isimli kimliksiz kişiliksiz sosyal medya hesabı ve birlikte hareket eden çok sayıda fake hesabı da yöneten veya yönetenler aynı kişilerdir.
Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürütmekte olduğu “Sosyal Medya Operasyonu” bu anlamda çok önemli…
Bir de yerel yönetimleri hedef alan “korsan gazeteler” var. Korsan yayınlara nasıl izin veriliyor. Bu yayınlar nasıl engellenemiyor anlamak mümkün değil…
Bunların eşleri, kızları, anneleri yok mu bilmiyorum. O kadar insanın ahını aldılar ki, bunun vebalini nasıl ödeyecekler onu da bilmiyorum. Bu şerefsizlerin yalanından, dolanından, iftirasından kızım ve ben de nasibimizi aldık. Umarım bu soruşturma kimse bu şerefsizler onları ortaya çıkarır ve bu Muğla’da milat olur…
Tabii burada şu notu da düşelim:
Kaç gündür gazete sayfalarında, sosyal medyada ve bu köşede Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sürdürülen soruşturmada Muğla Polisi’nin gözaltına aldığı isimler “sanık” değil “şüpheli”dir. Bu soruşturma sonunda bazıları veya hepsi salıverilecektir. Masumiyet Karinesi de unutulmamalıdır.
*
GAZETECİLİK
Bu soruşturmada bizim ve kamuoyunun en büyük beklentisi üst aklın ortaya çıkarılmasıdır.
Meslektaşımız Efsane Kaçmaz’ın Fethiye Haber Merkezi’nde yazdığı gibi, “Gazetecilik; adını, soyadını, duruşunu ve sorumluluğunu saklayarak yapılan bir faaliyet değildir. Eleştiri, haber ve yorum; açık kimlikle, kamuoyuna hesap verebilir şekilde yapılır. Sahte hesaplar arkasına saklanarak yürütülen yayıncılık ne basın özgürlüğüyle ne de gazetecilik etiğiyle bağdaşır.” …
Yazısında “Bir gazeteci neden kimliğini gizleyerek sahte hesaplar açsın?” diye soran meslektaşımız Kaçmaz “Bu sorunun cevabı, bizi ister istemez başka ihtimallere götürüyor. Görünen o ki bu paylaşımlar, kişisel bir gazetecilik refleksinden ziyade, birilerinin yönlendirmesiyle, birilerinin güdümünde yapılmış olabilir. Algı oluşturmak, itibarsızlaştırmak, iftira yoluyla kamuoyunu yönlendirmek… Bunların hiçbiri gazetecilik değildir.” diye devam ederken noktayı şöyle koymuş:
“Neticede süreç devam ediyor. Ancak isimler üzerinden tartışma yürütmektense, yapının bütününe ve arkasındaki olası ilişkilere odaklanmak daha doğru olacaktır. Çünkü bugün sahte hesaplar konuşuluyorsa, yarın benzer yöntemlerle başka algı operasyonlarının yapılmayacağının da bir garantisi yoktur. Bu nedenle soruşturmanın yalnızca görünen hesaplarla sınırlı kalmaması, perde arkasındaki bağlantıların da ortaya çıkarılması büyük önem taşımaktadır. Gerçek gazetecilik, karanlıkta değil; aydınlıkta yapılır.”
*
Meslektaşımız Efsane Kaçmaz’ın bu ifadelerine imzamı atıyorum.
Gazetecilik mesleği hala “Meslek Odası” olmayan tek “meslek” olduğu gibi, “Dijital Yayıncılık” ile ilgili de adamakıllı bir düzenleme de bulunmamaktadır. Önüne gelen ‘gazeteci’, canı isteyen ‘İçerik üreticisi’… Unutmayın, Devletin düzenlemede geç kaldığı her gelişme, kendi suç şebekelerini ve yöntemini yaratır. Hatta bu anlayıştaki insanlar odası olmayan mesleğin yasal örgütlerinde de yer alıp ‘başkanlık’ noktalarına bile gelebilirler… Umarım Devlet bunların yüzünden kâğıt üstündeki “basın özgürlüğüne” kısıtlamalar da getirmez!
Çözüm elbette “meslek tanımlarının” yapılması ve “sahipsiz” hesapların ve künyesiz yayınların kapatılmasıdır…
--------------- --------------
GÜNÜN SÖZÜ; Siyaset, ben değil biz olma çabasıdır. --Aydın Güven Gürkan