Dernek açıklamasında, “Üzgünüz, öfkeliyiz, endişeliyiz! 14 ve 15 Nisan 2026’da iki ayrı okulda gerçekleşen saldırılarda 25 öğretmen ve öğrenci yaralanmış; bir öğretmen ve sekiz öğrenci hayatını kaybetmiştir. Hayatını kaybedenlerin ailelerine sabır diliyoruz” ifadelerine yer verildi.
Yaşanan olayların “münferit” olmadığını vurgulayan dernek, “Ancak bu tablonun bir ‘münferit olay’ değil, açık ve net sistem ve idari politik bir sorun olduğunu söylemek istiyoruz. Bu acının sorumluluğunu yalnızca failde değil; yıllardır uyarıları yok sayan, eğitim sistemini çürüten siyasi iradede aramak gerekmektedir” açıklamasında bulundu.
Veliler adına yapılan açıklamada, devletin temel görevinin yaşam hakkını korumak olduğuna dikkat çekilerek, “Biz veliler çocuklarımızı okullara korkuyla değil güvenle göndermek istiyoruz. Bugün ise okulların çocuklarımız için güvenli alanlar olmaktan çıktığını, fiziksel ve psikolojik tehditlerin merkezine dönüştüğünü görüyoruz” denildi.
Toplumda şiddetin giderek yaygınlaştığına işaret edilen açıklamada, “Şiddet sistematik bir sorundur. Eğitim politikaları iflas etmiştir. Sorumluluk makamındakiler görevlerini yerine getirmemektedir. ‘Münferit’ diyerek gerçek örtülemez” ifadeleri kullanıldı.
Dernek, çözüm önerilerini ise şu sözlerle sıraladı: “Bu ülkenin çocuklarının can güvenliği, siyasi söylemlerden daha değerlidir. Ancak sadece güvenlik görevlisi artırmak veya polisiye tedbirler çözüm olamaz. Eğitim, medya, sosyal hizmetler ve yerel yönetimlerin ortak sorumluluğunu içeren, ulusal ölçekte bağlayıcı bir ‘Güvenli Okul ve Şiddetle Mücadele Politikası’ ivedilikle oluşturulmalıdır.”
Açıklamada ayrıca, “Rehber öğretmen açığı derhal kapatılmalı, okullara psikolojik danışmanlar ve sosyal hizmet uzmanları atanmalıdır. Siyasi iktidar, toplumu ayrıştıran dili terk etmeli; kapsayıcı ve hak temelli bir kamusal dili benimsemelidir. Okullardaki güvenliği sağlamanın tek yolu; eşit, kamusal, bilimsel ve kapsayıcı bir eğitim politikasıdır” denildi.
Dernek açıklamasının sonunda ise, “Buradan açıkça ilan ediyoruz: Sorumluluk almayan, çözüm üretmeyen, toplumla ve eğitim emekçileriyle kavga eden bir anlayışla bu kriz çözülemez. Bu nedenle; yaşanan yıkımın ve kayıpların siyasi sorumlusu olan Yusuf Tekin’in istifa etmesini ve eğitime gerçekten bakan bir yönetim istiyoruz” ifadelerine yer verildi.




