28 Temmuz günü başlayanyangınlarda sadece ormanlar değil, yüreklerimiz de yanıyor.

ÖnceManavgat-Akseki taraflarında başlayan daha sonra Osmaniye Milas, Bodrum veMarmaris taraflarında devam eden yangınlar var. En son yangın da Pazar günüöğleden sonra Muğla-Menteşe Göktepe mevkiinde çıktı.

Yangınlarınbüyük bir kısmı söndürüldü veya kontrol altına alındı. Orman teşkilatı vebelediyelerin kısıtlı imkânlarına rağmen hızlı müdahalelerin yapıldığı görüldüama anlaşılan o ki bazı yerlerde yangın, yanacak yer kalmadığı için sönmüşdurumda.

***

Şu insanoğlu nekadar bencil!...

Sadece insan vekendisine faydalı hayvan kaybına üzülüyor. Elbette orman kaybına da üzülüyorama haberlerde neredeyse "Hiç insan kaybı yok" diye sevinç çığlıkları atılacak.

İnsan kaybı daolmasın, evcil hayvan kaybı da, yabani hayvan kaybı da, bitki kaybı da!...

Biz insanlar,yangın ve sel baskını gibi felâketlerde insanların ve ekonomik değeri olanhayvanların kaybına üzülürüz. Bir de felâkete uğrama anında çektikleri acıyıses ve hareketleriyle yansıtanlara çok acırız. Niye? Çünkü onlar görür veduyarız. Ya görmediklerimiz, duymadıklarımız?

Hiç birimiz,yangına maruz kalan bir ağacın çektiği ızdırabı anlayamayız. Mutlaka o ağaçimkanı olsa kaçacak ama maalesef onu tabiatı bir yerde sabit durmak. Yanarkençıkardığı çıtır çıtır seslerinin onun acı acı feryadı olmadığını neredenbiliyoruz?... O anda ağaç feryad ediyor ama biz anlamıyoruz.

Ya yabanihayvanlar. Börtü-böcekler.

Onlar da ateşemaruz kaldıklarında kaçışıyorlar ve çığlık çığlığa kalıyorlar ama onlarınsesini biz duymadığımız için acılarını da yüreğimizde hissedemiyoruz.

Sosyal medyadagördük.

Yumurtalarınıterk etmediği için yanarak ölen o kuşun acısı ile bir insanın acısı arasındahiç fark yok.

Bacaklarındakitüy tutuşunca can havliyle uçup çırpınan kuşun acısı bize uzak mı?

Yangındankaçamayan o kaplumbağaların acısına yabancı mıyız?

Kovanlarındançıkamayıp da yanan arıların acıları neyimiz olur?

Kertenkeleler,köstebekler, domuzlar, karıncalar, karafatmalar, cırcır böcekleri.

Yandı. Hepsi yandı!...

Kendilerine"ateşin çocukları" diyen; ancak sadece Nemrut'un çocukları olan katillerinyaktığı ateşlerde milyonlarca yaban hayvanı öldü. Allah da onları yaksın!...

***

Türkiye maalesefdeprem bölgesi ve ormanlarından dolayı da potansiyel yangın bölgesi. Buna birde sel afetini eklersek, 3 afetin bu coğrafyanın yapısında tabii olarakbulunduğunu söylemek mümkündür.

28 Temmuz'dan buyana 108 yerde yangın çıkmış ve bunun 100 kadarı söndürülmüş veya kontrolaltına alınmış. Bu güzel ama o kadar ormanda o kadar bitki bir daha kaç yıldayetişecek ve o canım hayvanlar yerine getirilebilecek mi? Resmi ağızlar niyesadece insan ve evcil hayvan kaybı üzerinden projeler yapıyorlar? O projelerhabitat özelliğini yerine getiremeyecek.

Yangınla,depremle ve selle mücadele etmenin yolu, felaket başa geldikten sonra değil,önceden alınan tedbirlerle olmalıdır. Covid-19 gibi insanlığın ortak problemiolan bu felaketler için de insanlık önceden tedbir alınarak kayıpları vezararları önlemelidir. İnsanlık teknolojik gelişmeleri birbirini öldürmeyedeğil, bu felaketlerden korunmaya yöneltmelidir. Mesela yangının çıktığı andafark edilmesini sağlayacak termal kameralar ile bütün ormanlar gözetlenmelidir.İHA'lar bunu yapıyor; bu sistemi Göktürk uydumuza entegre etmemiz lâzım.Uçaklardan su yerine köpük atmak daha kesin bir çözüm; bunun yolu bulunmalı.

Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan YÖK başkanıiken ona Sivil Savunma Meslek Yüksek Okulları açmamızın ve bu okullardannitelikli afetle mücadele insanı yetiştirmeyi teklif etmiştim. Yusuf Ziya Beyteklifimi çok olumlu karşılamıştı ama hayata geçirmeye idarî ömrü yetmedi. Ogünden bu yana doğrudan olmasa da üniversitelerde bu konuda programlar açıldıama kâfi değil.

Dert çok. Çözümzor. Allah milletimize dayanma gücü versin.

Başta yangınlamücadele eden ekibe içe suyu yetiştirmeye çalışırken şehit olan Şahin Akdemir ve Yusuf Demirli olmak üzere yangında kaybettiklerimize Allah rahmeteylesin; mücadele etmekte olanlara da güç ve sabır versin.