Ramazan Bayramınız kutlu olsun...
2025 yılındaki Ramazan günleri ilginç olaylara sahne oldu.
Bu olayları sırasıyla şöyle yazabiliriz:

1 - İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluk iddiası ile tutuklanması:
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar ve Genelkurmay Başkanlarının tutuklandığını, hatta idam edildiğine şahit olduk.
İmamoğlu’nun tutuklanmasının olağanüstü bir olaymış gibi gösterilmesi bana garip geldi.
Ben 1960 - 1961 yıllarında iki defa Yassıada duruşmaları mahallinde izledim.
Yassıada’da devletin başında bulunan kişilerin ne duruma düşürüldüklerini gözlerimle gördüm.
Zirve çok fırtınalıdır ve zirvede piknik yapılmaz.
Günümüze gelirsek, sabırla İmamoğlu hakkında mahkemenin vereceği kararı beklemeliyiz.
Zirvede bulunan politikacılar, Fransa, İtalya gibi Avrupa ülkelerinde de mahkemelere düşüyorlar ve ceza da alıyorlar.

2 - İmamoğlu’nun tutuklanması üzerine Muhalefet Partisi Genel Başkanı’nın İngiltere’den yardım talep etmesini hiç içime sindiremedim:
Atatürk, tam bağımsız bir ülkeden yanaydı.
Atatürk “Hürriyet, benim karakterimdir” diyen bir liderdi.

3 - 2025 yılı Ramazan ayında komşuda akıl dışı bir olaya şahit olduk:
25 Mart 1821 günü Mora Yarımadası’nda İngiltere’nin tahrik ve desteği ile bir isyan çıkmıştı.
Bu isyanı, İngiltere’nin desteği ile Arnavut kökenli Ortodoks isyancılar çıkarmıştı.
25 Mart 1821 isyanı ile Mora Yarımadası’nda çoluk, çocuk ve ihtiyar başta olmak üzere 60 binin üstünde Müslüman Türkler kılıçtan geçirildi.
Biz Mora’yı Yunanistan’dan almamıştık.
Yunanistan M.Ö. 150. yılında Korint Savaşı’nda Roma’ya yenilmiş ve tarih sahnesinden çekilmişti.
Ama Yunanistan, İngiltere, Fransa ve Almanya’nın dolduruşu ile faturayı bize kesti / kesiyor.
Hâlâ da faturayı bize kesmeye devam ediyor.
Her neyse, 25 Mart 2025 günü 1821 gününün yıl dönümünde Atina’da askeri bir tören düzenlendi.
Bu tören sırasında Yunan ordusunun deniz astsubay okulu öğrencileri Türkiye aleyhine sloganlar atarak yürüdüler.
Yunan halkı da bu askerleri alkışladı.
Zaten, Yunan milli marşı Türk düşmanlığı ile kaleme alınmış bir marştır.
Türk düşmanlığı Yunan gençliğinin DNA’larına işlenmiştir / işlenmektedir.
Bazı vatandaşlarımız yazın Muğla'nın sahillerinin ve Ege Bölgesi’nin hemen önündeki Yunan adalarına tatil için gidiyorlar.
Sonra da orada çektikleri videoları sosyal medyada yayınlayarak adalara gitmeyen insanlarımızın da adalara gitmeleri için ellerinden geleni yapıyorlar.
Yunan adalarına gidin, gidin ki, Yunanistan para kazansın ve askerlerinin ihtiyacı olan silahları alabilsinler.
Unutmayın, Yunan devletinin bir tek düşmanı var, o da Türkiye Cumhuriyeti ve Türk insanıdır.
Adalara gidin ki, bizim paramızla aldıkları silahlarla bizi öldürsünler.
Bizim en kötü yanımız, Yunanlı başta olmak üzere düşmanlarımızı kendimiz gibi sanmamız.
Balkanlar 600 yıl bizde kaldı ve 600 yıl sonra Balkanlarda onlarca millet var olabildiler.
Çünkü onlara atalarımız kötülük yapıp yok etmediler.
Bugün Mora ve Girit Adası’nda kaç Türk yaşıyor?
Akıllı olmaz isek, yarın Trakya ve Anadolu’da da hiçbir Türk kalmaz.

4 - Ramazan ayında 25 Mart 2025 günü ABD Başkanı Trump’ı Beyaz Saray’da ziyaret eden ABD’deki Ortodoksların lider papazı, Trump’ı İmparator Konstantin’e benzeterek “Git Konstantinopolis’i al, zafer senin olsun” diyebiliyor:
Yunan adalarına giderken ve Ortodoks papazları dinlerken çok dikkatli olmalıyız.
Yunanistan devletinin Ortodoks şeriatı ile yönetilen bir devlet olduğunu, laik bir sistemle yönetilmediğini hiç aklımızdan çıkarmayalım.

5 - Bolu ve Uludağ’daki otel yangınları canımızı çok yaktı:
Bu iki olaydan sonra otellerde yangın önleme tedbirleri titizlikle incelemeye başlandı.
Muğla ilinde 300’den fazla otel ve pansiyon, yangın önleme sistemleri yeterli olmadığı için kapatılmış.
Muğla sahillerinin büyük bir bölümünün 50 yıldır imar planları yapılamıyor.
Muğla sahillerindeki otel ve pansiyonlar ya eski ya da imar afları ile varlıklarını devam ettirebilen turistik tesislerdir.
Sahillerimizin imar planları yapılır, binalarımız da planlı, projeli yapılmaya başlanır ise, yangın önleme tedbirleri daha planlama ve iskan ruhsatı sırasında bu sorun çözülebilir.
Bunun için de ilk önce imar planı yapmak gerekiyor.
Bu konuda belediyeleri suçlamak insafsızlık olur ve doğru da olmaz.
Çünkü 3621 sayılı Kıyı Yasamız ile sahillerimizi planlamak mümkün değil.
Kıyı kenar çizgisinden (kumsalın en ucundan) sonra 100 m çektikten sonra konaklama tesisi yapma zorunluluğu… Dünyanın neresinde var?
Kumsaldan 100 m çekme zorunluluğu Avrupa veya Amerika’da olsa idi, onlar da sahillerini planlayamazlardı.
Tıkanıklığın nerede olduğunu görmek ve gereğini yapmak zamanıdır.
Aksi halde Bolu ve Uludağ’da başımıza gelenler, Muğla sahillerinde de başımıza gelebilir.

Ramazan Bayramı tekrar kutlu ve mübarek olsun…