"Kelimelerin yazıyla ve yazı olmadantaşındığı ortam beynimizse, o zaman sözlerin uzayı da beynimizdir, öyle değilmi?"
Ayşe İlker (Def ve Mendil'den)
Söz okumaksa okumanın kaynağına inmekgerek. Bütün okumalar yazılanlar üzerine gerçekleşir. Hayatta ne öğrenirseyazılanlardan öğreniriz. Bilmek eylemini yazılanlar üzerinden okumaklagerçekleştiririz. Okuma köprüleri kurmak için yazılanlar üzerine temel atmamızgerek.
Yazmak olmasaydı okumayı nasılsınayacaktık. Ya da okuma olmasaydı yazmayı nasıl sınayacaktık? Konuşma üzerineolsaydı bütün okumalar havada kalmaz mıydı? Belleğe kaydedilen bilgiler yazıyageçirilmeseydi ne kadarı kayda değer olacaktı. Okuma ile yazma birbirini tamamlayaneylemlerdir. Biri olmadan diğeri tamamlanmaz.
Bundan dolayı şair ya da yazar her nekadar yazılarını bir esere dönüştürse de okuma gerçekleşmeden nasıl manayakavuşacak ve bir hüküm sahibi olacak. Yazarlar, şairler yazı ırmağındanokumadan nasıl beslenecekler ve okyanuslarına kavuşacaklar.
Bugün sözümüz bu kadar kıymetliyazılanlardan biriyle yola devam edecek. Yazılan bir hikâye okuma ile bizehangi yolları açacak. Okuma yolumuzda biz nasıl rehberlik yapacak, bizeçizeceği yol haritasıyla nereye ulaşmamıza vesile olacak. Seneca'ya atfedilenbir sözümüz var: "Kitapsız yaşamak kör,sağır, dilsiz yaşamaktır." diye. Okumayan bir insan yazılana yani kitababaşvurmayınca kör, sağır ve dilsizde ne farkı olacaktı? Cevabı net aslında.Cehaletin karanlığına hatta en dibine mahkûm olacak. Gerçek anlamda kör, sağırve dilsiz olmasa da düşünme meydanında yalnızlığa mahkûm olacak. O zamanhakikatin peşinde olanların bu davalarını hiçbir şartta zamana mahkûm etmemesigerekir. Belki okusaydık bizim de söyleyecek bir sözümüz, bir cümlemizolacaktı.
Düşündükçe sorgulayan insan kendinibasit ve fasit çabalarla yok etmemelidir. İnsan okudukça dünyadaki varlığınınasıl gayesine onu götürecek yollara başvuracaktır. Yazılanlar sevmeyi sadecesevmeyi bunun ötesinde yenilenmeyi, değişmeyi işaret etmekte. Bizi bağımsızkılacak, bizi biz yapacak her şeyin varlığı aslında insanda tamamlanmayıberaberinde getirmekte. Aslında her yazılan onca deneyimin bir sunumu değil mi?Her yazılan okunanların yaşandıkça anlam bulması değil mi? Her yazılanberaberinde yeni okumaları getirmiyor mu?
Yazılanlara başvuralım. Belkihikâyeleri çeşitli dergilerde okuyucu bulmuş olabilir ama kitaplaştığı an kesinkayda giren Ayşe İlker'in "Def ve Mendil" adlı kitabından bir hikâye dikkatimiçekti. Okumanın varlığını sözcüklerin, cümlelerin ötesine taşıyan uzayınsonsuzluğundan fizik kurallarını belirleyen devinimde eşitleyen birkarşılaştırmaya gidiliyor "Uzay ve Kelimeler" hikâyesinde.
Bir dilbilimci, bir fizikçi ile farklıbakışlar üzerinden işlemi eşitlemeye çalışıyorlar. Soru şu: "Kelimeler de bir dudaktan döküldükten sonrabirkaç saniye içinde çarpar işitme ve anlama sinirlerine. Işık hızıylayarışabilirler mi onu düşünmek gerek?" Verilen cevaplar ışığında bir çözümeulaşabiliyoruz. Belki de üzerinde hiç düşünmediğimiz bir cevaplakarşılaşıyoruz. "Bütün cisimlerinuzaydaki ve zamandaki bileşke hızı, her zaman tam olarak ışık hızına eşittir.Uzaydaki ışık hızıyla hareket etmek, zamandaki hareketi sıfırlıyor. Bir deışığın onu taşıyacak ortama ihtiyacı var." diyor fizikçi. Bu söyleme destekveriyor ve kendine bir destek buluyor dilbilimci: "Işık, nasıl kendisini taşıyacak ortama ihtiyaç duyuyorsa, kelimeler dekendilerini taşıyacak ortama ihtiyaç duyarlar. ..sesler dağılmaz ikimizinarasında kulaklarımıza ulaşmaz hiçbir şey. İşte bu, kelimelerin taşındığı ortamdeğil mi?" dedi.
Böylece iki bilim insanı uzaydanışıktan, zamandan, sesten, kelimelerde dem vurarak söze ulaştılar. "Kelimelerve Uzay" hikâyesi bizi farklı âlemlerden insana ve onda çözümlenen manayataşıdı. Sadece hüküm vermeye gelmişti sıra: "Kelimelerinyazıyla ve yazı olmadan taşındığı ortam beynimizse, o zaman sözlerin uzayı dabeynimizdir, öyle değil mi?"
Bu dünyadaki varlığımız okumak veyazmakla tamamlanan bir hikâyeye bağlanamaz mı? Okumadan, yazmadan sürdürülenbir yaşamda yaşayarak tecrübe edilenler de bir okumadan geçirilmemiş mi? Ki nezaman insan yazıyı icat etti. Yazıyla okuma da beynimizi uzayın sonsuzluğunataşıdı.
