Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz ve diğer yazarlarımızın gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Mimarlık Öğrencilerinin Başarısı

Eklenme : 17.05.2022 00:00:00
Görüntülenme: 627

Ben, Türk kültürü açısından edebiyat, mimarlık, musiki, tezhip, hüsn-i hat, ebru, cilt gibi klasik sanat alanlarını birbirinden ayrı görmem. Her birinin kullandığı malzeme farklı da olsa sanatkâr yaratış aynıdır. Hele klasik dönemlerde bu çok daha belirgindir. Branşım Osmanlı dönemi edebiyatı olduğu için, edebî metinlerdeki ritm anlayışı ile başta mimarî olmak üzere diğer klasik sanat alanlarının müşterekliği üzerine yıllardır konuşurum.

Diğer alanları bilmiyorum ama Mimarlık Fakültesi'nde dekan olarak görev yaptığım esnada, gerek hocalarında ve gerekse öğrencilerinde, maalesef Türk Dili ve Edebiyatı Bölümlerinde başaramadığımız ve bu gidişle de başaramayacağımız bir şeyi gördüm: İlk dersten itibaren malzemeyi kullanma bilimci ve kompoze etme felsefesine dayanan meslekî yaratmaya yönelme. Öğrenciler daha ilk yarıyılda proje çalışmalarıyla bu işin hem felsefesinin, hem tekniğinin geniş dünyasına giriyorlar. Buna hocalar da hazır, öğrenciler de. Demek ki mimarîde bir atmosfer oluşmuş ve gelenek bu atmosfer çerçevesinde gelişiyor. Daha ilk yarıyıldan itibaren mimarî yaratıcılık atmosferine giren genç, ilerleyen yıllarda bunu geliştirmiş ve hataya geçirmeye hazır hale getirmiş bulunuyor. Elbette bunda hocaların rolü çok büyük.

Mimarlık Bölümü bu sene ilk mezunlarını veriyor. Son sınıftaki öğrencilerin, salgın zamanında bile ders takip etmekte ne kadar hassas olduğunu bizzat gördüm ve hatta internette Harvard Üniversitesi'nin "uzaktan eğitim harikası" diye dolaşan ders örneğinin, öğretim üyelerinin kendi imkânlarıyla gerçekleştirildiğini bizzat gördüm.

Hocalar mesai saati mefhumuna uyma endişeleri olmayan insanlardı ve öğrenciler de geceleri ve hafta sonları bile atölyeleri kullanarak bilgilerini ve tecrübelerini arttırıyorlardı. Bunun güzel örneğini orada görev yaptığım esnada yakından gördüm. Çalışmalarını ve maketlerini koridorlarda, dersliklerde sergilediklerinde yaşadıkları duyguları da çok iyi biliyorum.

İşte bu öğrencilerden birinci sınıfta okuyanlar, Bahar yarıyılı ilk ara projelerini Mimarlar Odası salonlarında gerçekleştirdiler. "Asar Civar Topografyası ve Onun Beş Hâli" başlıklı sergi 13 Mayıs günü açıldı, 18 Mayıs gününe kadar açık kalacak. Bu şehirle ilgili merakları, düşünceleri ve endişeleri olanların o sergiyi görmesini tavsiye ederim.

Mimari Tasarım Atölyesi II dersi çerçevesinde yürütülen projenin koordinatörleri ve sergide emeği geçen öğretim elemanları  Dr. Öğr. Üyesi İlke Tekin, Öğr. Gör. Aslı Alanlı, Arş. Gör. Mihriban Dumanlı, Arş. Gör Furkan Balcı, ve Arş Gör. Elif Öztek.

Gereksiz yere uzattım ve konudan uzaklaştım galiba.

Sergide ele alınan konu Değirmen deresi kanyonu ve Asar tepesi meyilli arazisinin topografik özelliklerde göre planlanması. Düz yerde at koşturmanın kolay olduğun gibi, düz yerde mimarî tasarım yapmak da kolaydır ama meyilli arazilerde mimarînin başarısı, zihin gücüne ve tasarım bilincine bağlıdır.

Gençler Değirmen deresini ve yamaçları 5 tema çerçevesinde ele almışlar: Hacimsel, dikey, yatay, nokta ve çizgisel. Her grupta 5 öğrenci görev almış ve malzeme olarak, renkli asetat, karton, oluklu mukavva, pipet, boncuk, kadın çorabı ve çivi gibi malzemeler kullanılmış. Her tema, kendine göre o vadiyi meyil özelliğine göre kompoze edip tasarlamış. 6 hafta gibi bir sürede gerçekleştirilen tasarımlar, gençlerin yaratıcı zekâsının yansıtılması açısından gerçekten kayda değer.

Bu gençler 4. Sınıftan mezun oluncaya kadar öğrendikleri bilgiler ve edindikleri tecrübelerle geleceğin nitelikli mimarları olacak. Bu sergide bunu gördüm. Gençleri ve hocalarının hepsini tebrik ediyorum. Vaktiyle boşuna demekdik "Ev yapçeesen tuğladan, mimarlık diploması alceesen Muğla'dan" diye.

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

Powered by BilgiSoft