"..Gülümsediğin vakit evin her yeri deaydınlanırdı.
Hele sözlerinin gönlümüzü okşayışı?Kaynağını yediğin nane şekerinden mi yoksa senin güzel gönlünden mi alırdı?Şeker dilli Cemile hanımın sözleri sadece bizim gönüllerimizi değil onuziyarete gelen gönülleri de aydınlatırdı."
Bak salanı okuyorlar.Dün bu vakitler başkasının salası okunurken sen dua ediyordun. Yıllardır baktığınpencereden başını uzatıp karşı caddedeki camiye bakıyordun. Şimdi koltuğunaoturup eski sigara tablasından çıkardığın bir naneli şekeri ağzına atacaktın.Gözlerin ışıldayacak, yüzüne o çok yakışan gamzelerin ortaya çıkacaktı.Gülümsediğin vakit evin her yeri de aydınlanırdı.
Hele sözleriningönlümüzü okşayışı? Kaynağını yediğin nane şekerinden mi yoksa senin güzelgönlünden mi alırdı? Şeker dilli Cemile hanımın sözleri sadece bizimgönüllerimizi değil onu ziyarete gelen gönülleri de aydınlatırdı.
Bak, nanelişekerlerini sakladığın o sigara tablası şimdi elimde. Gül ağacının üzerineişlenen sedef kakmalar o kadar güzel ki bütün zarafetiyle sanki karşımda Cemilehanım duruyor. Yılların birlikteliği insanın ruhundan eşyaya geçiyor. Tablanınkapağının tam ortasında boynu bükük bir lâle dikkatimi çekiyor. Lâle birdenbaşını kaldırıp bana bakıyor. Bakışlarında sen varsın, aynı son kez baktığınanki gibi. Boğazıma bir yumru oturuyor,yutkunamıyorum. Kapağı açsam ve içinden çıkardığım bir nane şekerini ağzıma atsambütün yaşananları başa sarabilir miyim?
Bak sevenlerin gelmeyebaşladı. Tablayı kimseye belli etmeden cebime koyuyorum. Tam salondançıkacağım, bir ses beni durduruyor.
Kâmil evladım, ahretliğimin vasiyetineharfiyen uyuyorsunuz değil mi? Aman dikkat edin. Her şey usulünce olsun."Başımı sallıyorum, odadan çıkıyorum.
Bak, Cemile hanımbütün hazırlıklar senin istediğin gibi yapılıyor. Caminin imamından rica ettik.Salanı sabah namazından sonra Hafız Ali okuyacak. Son yolculuğuna gelinler gibiuğurlanacaksın. Bütün hazırlıkları Münevver hanım yürütüyor. Her Beratkandilinde dualar eşliğinde itinayla düzenlediğin sandıktan çıkarılan kefenbohçasının yanına havlular, tülbentler, kurutulmuş güller misk kokularıeşliğinde çeyizlerin gibi serildi. Bakamıyorum, boğazımdaki yumru yine nefesimitıkamaya başladı. Kapıdan çıkacağım sırada yine aynı ses, "Kâmil evladım,nereye gidiyorsun? Fazla uzaklaşma." diyor. Nereye gidebilirim ki? Nefes almakiçin bahçeye ineceğim.
Bahçeye o çok sevdiğinyaseminlerin duvardaki korkulukları sardığı arka bahçeye gidiyorum.Yaseminlerin kokusu birlikte geçirdiğimiz yaz akşamlarını hatırlatıyor.Karşımdasın, rahmetli annem de yanımızda. Çok sevdiğin mercanköşklü kahvedeniçiyorsun. Mor menekşeli kahve fincanı senin elinde daha bir güzelleşiyor.Kahve kokusunu bastıran mercanköşkün kokusu içime işliyor. Ferahlıyorum. Pilliradyodan çok sevdiğin şarkılar çalıyor. Şarkılara eşlik ediyorsun. Annem banasesleniyor. Ne zaman ismim söylense gözlerin yaşarıyor, kimseye fark ettirmeden gözlerini siliyorsun.
Annemin vefatındansonra tuttuğun elimi hiç bırakmadın. Babamla konuştuğunu hatırlıyorum. Rahmetlibabamın sözleri hâlâ aklımda: "Cemile hanım siz hepimizin annesisiniz. Oğlumunsizin kanatlarınız altında olması bana huzur verecek."
O günden beri seninhuzurun beni hiç yalnız bırakmadı. Kendimi hiçbir zaman yetim, öksüzhissetmedim. Bir bakışımdan, bir hareketimden içimden geçenleri hemen anlardın.Okul yıllarımda, mesleğime ilk adımlarımda, âşık olduğumda, evlendiğimde hepyanımdaydın.
Ne zaman sıkıntıyadüşsem avucuma nane şekeri koyardın. O nane şekeri sadece bedenime değil ruhumada ferahlık verirdi. O ferahlığı şimdi de hissetmek istiyorum aslında. Cebimdensigara tablasını çıkarıyorum. İçinden bir nane şekeri alıp ağzıma atacakken tablanınaltlığından elime bir kağıt parçası ilişiyor. Rulo halinde tablanın altlığınasıkıştırılmış. Ruloyu açıyorum. Sanki bir hat işleyişinde inci gibi güzelliktebir yazıyla karşılaşıyorum. Bir solukta okuyorum:
"Gözümün nuru, yüreğimin paresi Rabbimin dünyadakien büyük lütfü Cemile'm. O minicik ellerin, şehla bakışların ve bana sımsıkısığınışın anneciğini hatırlatıyor. Sekiz aylıktın onu rahmet âlemine yolcuettiğimizde. Sana baktıkça çocukluğumu hatırlıyorum. Kimsesiz, sessiz birçocuktum. Bana bir yuva veren Ahsen annem olmasaydı, hâlim nice olurdu. Herağladığımda elime nane şekeri verir. Ferahlarsın, huzura erersin, derdi. Kendievladı gibi her şeyden sakınarak büyüttü beni. Benim gibi annene, diğerkardeşlerimize de annelik etti. Ahsen annem mercanköşklü kahve içmeyi severdi."Mercanköşkü yârdan yadigardır. Kahve kırk yıllık hatıra düşer ve her içiştegözümün önüne yâr gelir.", derdi. İstiklalimiz için vatan benden görev bekliyorkızım. İçime hasretinin yangını düşse de seni önce Rabbime sonra Ahsen annemeemanet ediyorum kızım. Baban Mülâzım-ı Evvel Kâmil "
Cemile annem,çocukluğum ve huzuru bulduğum yuvama bakıyorum. Her şey yerine oturuyor. Cemilehanımın niye "Kâmil" dendikçeağladığını şimdi daha iyi anlıyorum. Bu yuva huzura muhtaç çocuklara kucakaçmaya devam edecek. Bu yuvada çocuklar naneli şeker yemeye devam edecek,bizler de bu yuvayı kuran büyüklerimizin yolunda mercanköşklü kahve içmeyedevam edeceğiz."