İnsan değişir... İdrakönemlidir. Kimi erken değişir, kimi geç...

Değişimiçin kiminin başına saksı düşmesi; kiminin aile baskısı,mahalle baskısı, toplumsal baskı ve benzeri baskılarla karşıkarşıya kalması gerekir.

Rahmetlibabam da "Şaptan olur şeker, çok zorlama cincine çeker"derdi. Vardır bir hikmeti...

Kiçevrenizde "değiştim" deyip te "Huylu huyundan vazgeçermi?" dedirten o kadar çok insan var ki...

xx xx xx

CHPMuğla İl Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Engin Yıldızhan'ınBodrum'da bir kadın sürücüye fiziki müdahalede bulunmasıve olayın sosyal medyada paylaşılması üzerine Ali Turbalıoğluşu paylaşımda bulunmuştu:

"Yoldayanında eşi de olduğu halde bir aracın önünü kesipdireksiyondaki kadına darp etmek hangi akla mantığa sığıyor?Bak sevgili kardeşim haklı olduğunu düşünebilirsin, ya o araçtabirinde silah olsaydı, eşine sıksaydı ya da sana sıksaydı değermiydi? Derhal istifa et partiden, mahkemede nasıl savunacaksansavunursun kendini. Etrafında bu yaptığının yanlış olduğunusöylemeyen kim varsa hayatından çıkar. Bazen milyonlar versenders öğrenemezsin git o insanlardan özür dile. Eğer istifaetmezse İl Başkanı sayın Adem Zeybekoğlu bu genç kardeşimiziderhal görevden al, bu iş dallanıp budaklanmadan."

Turbalıoğlu'nunpaylaşımını ben de geçen hafta 31 Mart tarihli "Kadına8 Mart'ta çiçek, trafikte dayak!" başlıklı yazımdapaylaşmıştım.

CumhuriyetHalk Partisi İl Başkanı Adem Zeybekoğlu da ertesi gün "CHPMuğla İl Başkanı Adem Zeybekoğlu; Kadın hakları ve şiddetkonusu Cumhuriyet Halk Partisi'nin kırmızı çizgisidir, kırmızıçizgisi olmaya devam edecektir." ifadesinin yer aldığıbir açıklama yaptı...

xx xx xx

CumhuriyetHalk Partisi Muğla İl Başkanı Zeybekoğlu'nun şaşırtıcıve beklenmedik yazılı açıklaması şöyle oldu:

"CHPMuğla İl Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Engin Yıldızhan'ın24.03.2022 tarihinde trafikte bir kadın sürücü ile yaşadığıtartışmaya dair görüntüler sosyal medyaya yansımıştır. Bugörüntülerde, Yıldızhan'ın davranışlarının, parti olarak,kadın haklarına ve kadınlara yönelik bakışımızın tam zıttıolduğu görülmüştür. Tutuklanan Yıldızhan'ın budavranışlarını tasvip etmemizin mümkün olmadığı açıktır.Cumhuriyet Halk Partisi'nin bu gibi durumlarda tavrı nettir.Üstünü örtme, geçiştirme gibi anlayışlar siyasetanlayışımızın uzağındadır. İktidara yürüyen partimizinkadın haklarına ve özgürlüğüne bakış açısı program vemetinlerinde nettir. Pozisyonu ne olursa olsun, bu gibi durumlardaher üyemiz için işletilecek süreç gecikmeksizin işletilmiştir.31.03.2022 tarihli İl Yönetim Kurulu Toplantısı'nda bu konugörüşülmüş, Tüzüğümüzün 25. Maddesi uyarıncakatılanların Mehmet Engin Yıldızhan'ın yönetim kurulu üyesigörevinden alınması için Merkez Yönetim Kuruluna bildirimdebulunulmasına oy birliği ile karar verilmiştir. Kadın hakları veşiddet konusu Cumhuriyet Halk Partisi'nin kırmızı çizgisidir,kırmızı çizgisi olmaya devam edecektir."

xx xx xx

Zeybekoğlu'nunaçıklamasında yer alan "İktidara yürüyen partimizinkadın haklarına ve özgürlüğüne bakış açısı program vemetinlerinde nettir. Pozisyonu ne olursa olsun, bu gibi durumlardaher üyemiz için işletilecek süreç gecikmeksizin işletilmiştir."ifadesine takıldım. CHP Muğla İl Merkezi'nde sarkıntılığamaruz kalan A.E.'nin olayında yer alan sanık hakkında osüreç gecikmeksizin neden işletilmemiş olabilir?

Zeybekoğlu'nunaçıklamasını "CHP Muğla İlde Gelişme Var" başlığıile sosyal medya hesabımdan paylaşırken "Keşkeparti merkezlerinde çalışan A.E.'ye sarkıntılık olayında da bukadar hızlı olunsaydı...!" diye yazdım...

Özelliklepek çok kadının beklentisi ve tesadüf değilse AliTurbalıoğlu'nun isteği yerine gelmiş oldu. AliTurbalıoğlu'na mı teşekkür etsek bilemiyorum.

AdemZeybekoğlu açıklamasını "Kadın hakları ve şiddetkonusu Cumhuriyet Halk Partisi'nin kırmızı çizgisidir, kırmızıçizgisi olmaya devam edecektir." diye noktalamış.CHP'nin böyle bir 'kırmızı çizgisi'olduğunu biliyoruz.

Tabiio kırmızı çizginin CHP Muğla İl Başkanlığı ve KadınKolları Başkanlığı'nda A.E. Olayında ihlal edildiğini debiliyoruz. CHP Genel Merkezi'nin "kayıtsız davrandığının"da farkındayız.

BariA.E.'den de özür dilenseydi. Zeybekoğlu'nun açıklamasıo zaman daha inandırıcı ve samimi olabilirdi...

xx xx xx

AdemZeybekoğlu nasıl bir açıklama yapmış olursa olsun "Kadınhakları ve şiddet konusunda" sınıfta kaldığı gibiCHP'nin de Muğla'da sınıfta kalmasına nedenolmuştur. CHP Muğla'da Milas, Marmaris veMenteşe Belediye Başkanlarının verdiği inşaat ruhsatlarıile de sınıfta kaldığı gibi, geçen hafta Milas/İkizköy'deLimak şirketinin zeytin ağacı katliamına giriştiği veİkizköylülerle çevrecilerin direnişi sonucu katliamındurdurulduğu olayda da "doğal çevre" konusunda dasınıfı geçememiştir.

31Mart tarihimizde netameli bir gündür. Muğla'da daMilas/Akbelen'de asırlık zeytin ağaçlarının katliamı ileanılacaktır. O gün İkizköylülere ve çevrecilere rağmenbir hukuksuzluk, bir vicdansızlık gösterilip zeytin ağaçlarıköylülerin feryatları arasında iş makinaları ile yerle biredilirken, aynı dakikalarda CHP Muğla Milletvekili Av. BurakErbay da TBMM Genel Kurulu'nda söz alarak vahşete tepkigösteriyordu...

Erbay,"Biz, AKP'nin Muğla'mızdaki talan projelerine karşı butoprakları savunmak için oradan oraya koşmaktan bıktık. AKP,plajlarımızdan ne istiyor, koylarımızdan ne istiyor,ormanlarımızdan ne istiyor? Siz nasıl insanlarsınız? Artıkyeter." diye haykırıyordu...

BurakErbay'ın, Mürsel Alban'ın ve öteki milletvekillerinin Akbelen'deköylülerin ve çevrecilerin yanında olması CHP'yi kurtarır mı?

xx xx xx

Ogün TBMM genel kurulunda Milletvekili Erbay, Akbelenormanlarında zeytin ağaçlarının kesimine yeniden başlanmasıüzerine bölgeden sürekli telefon aldıklarını dile getirirkenkonuşmasını şöyle sürdürdü:

"Sabahsaatlerinden bu yana Milas'tan, İkizköy'den telefonlar geliyor.İnsanlar ağlayarak zeytin ağaçlarının yeniden kesilmeyebaşladığını aktarıyor. Bir avuç maden için 100 yaşındakizeytin ağaçları yok ediliyor. Hukuksuz bir yönetmeliğe dayanarakdoğamız katlediliyor. Bu uygulanan yönetmelik kanuna aykırı,yönetmeliğin gereğini bile yerine getirmiyorlar. TarımBakanlığı'ndan alınan bir izin yok, kamu yararı yok. Bu projeyanlıştır, bu yönetmelik iptal edilecektir. Bu alanda madensahası açılmasıyla binlerce insanın kullandığı su kaynaklarıyok olacak. Bu ormanlara sahip çıkılmazsa birkaç yıl sonraBodrum'a gelen misafirlerimiz su bulamayacaklar. Eğer bu şirketleristedikleri faaliyetleri yürütürlerse, kömür havzası diye yerinaltına inerlerse yerin altındaki su kaynakları yok olacaktır.Görünenin ötesinde çok daha büyük bir tehlike ile karşıkarşıyayız."

Bukonuşmanın da etkisi oldu mu bilmiyorum, o gün akşama doğrutermikçilerin iş makinaları geri çekildi. Köklenmiş zeytinağaçlarından birkaçını da yanlarında götürdüler. Kalanlarıçevreciler ve köylüler budamasını yapıp topraklabuluşturdular...

xx xx xx

BurakErbay'ın bu konuşması CHP'yi sınıftan geçirmez.Bütünlemeye bırakır... Çünkü çevre konusunda CHP Muğla'da'tek ve net sözlü' değil, 'çok ve farklı sesli'veya görünümde!

Ogün Burak Erbay parlamentoda feryat ederken, Muğla BüyükşehirBelediye Başkanı Osman Gürün de Akbelen'de olmalıydı...

Kio gün Milletvekili Erbay o konuşmayı yaptıktan sonra, gecede Milas'a gelip Akbelen'de nöbettekilerle birlikteolabilirken Osman Gürün ve Muhammet Tokat da oradaolabilmeliydiler... Tabi BaşkanGürün'ün o günplanlı ve çok önemli bir işi de olmuş olabilir. Bu mümkün...Peki geçen hafta Ortaca'da konken oyamaya zaman yaratabilenBaşkan Gürün'ün neredeyse 250 gündür nöbetteolan insanlarla bir kerecik beraber olabilmek için zaman yaratamamışolmasına ne diyelim...

Buşehrin emini Akbelen'de olmazsa termikçiler İkizköylüleri,çevrecileri ciddiye alır mı? Çevrecilerin ve köylülerin de AdemZeybekoğlu'nu, Başkan Gürün'ü ciddiye aldıklarınısanmıyorum... Neyse CHP'li milletvekillerinin bazıları köylülerle,çevrecilerle nöbetteler...

BurakErbay 'ın TBMM GenelKurulundaki son sözü ilenoktalayalım; Artık yeter. Muğla'yı talanprojelerinizden vazgeçin. Gözünüz doymak bilmiyor ama biztopraklarımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz.

-------------------- --------------------

GÜNÜNSÖZÜ: Emeklilik,Devlete yük değil; Bedeli peşinödenerek satın alınmış bir haktır..!

SÜLEYMANDEMİREL; "Şartlar nekadar ağır olursa olsun Türkiye ve Avrupa sıkıntılarıaşacaktır ve Türkiye, AB'nin tam üyesi olacaktır." DEMİŞTİ...

ÇİVİ

ErdalŞahin, "Adalet Bakanlığından Sivaslı'ları, belediyedenEsençaylı'ları çıkarın bu kurumlar ayakta duramaz, yıkılır??"dedi.

BeniBi Gülmek Aldı:)))