ABD'de başkanlık seçimleri sırasında seçmenine hitap ederken, Donald Trump'a 13 Temmuz 2024 günü bir suikast düzenlendi.
Trump bu suikastten büyük bir şans eseriyle kurtuldu.
Kurşun, sağ kulağını delerek geçti.
ABD'de bu gibi haller doğaldı...
25 Nisan 1865 günü, Başkan Abraham Lincoln tiyatro seyrederken bir suikast sonucu öldürülmüştü.
1881 yılında James A. Garfield öldürüldü.
1901 yılında William McKinley bir suikasta kurban gitti.
22 Kasım 1963 günü J. F. Kennedy, Dallas'ta üstü açık bir arabada öldürüldü.
6 Haziran 1968 günü, J. F. Kennedy'nin kardeşi Robert F. Kennedy de bir suikast sonucu öldürüldü.
30 Mart 1981 günü Başkan Ronald Reagan'a da bir suikast düzenlendi.
Reagan ağır yaralandı, acilen hastaneye ulaştırıldı ve son dakikada kurtarılabildi.

Tüm bu cinayet ve cinayet teşebbüslerinin arkasında kim veya kimler vardı?
Bu konu bir türlü açığa çıkarılamadı...
13 Temmuz 2024 günü ölümden kıl payı kurtulan Trump, seçimi kazanarak ikinci kez başkan seçildi.
ABD'de bir dönem ara vererek ikinci kez başkan seçilen tek başkan idi Trump.
Başkan Trump'ı anlayabilmek için empati yapmak gerek.
Kendinizi Trump'ın yerine koyarak düşünün.
Başkan Trump, CIA'den kendisini kimlerin öldürmek istediğini mutlaka öğrenmiştir.

Devam...
ABD'nin merkez bankası FED'dir.
FED, 23 Aralık 1913 günü Woodrow Wilson tarafından kuruldu.
FED, ABD hükümetine ait değildir.
Ama ABD dolarını FED basıyor.
FED'in büyük ortakları aşağıdaki büyük ailelerdir:
1 - Rockefeller ailesi
2 - Goldman Sachs ailesi
3 - Lehman Brothers ailesi
4 - Kuhn Loebs ailesi

ABD dışındaki ortakları ise:
1 - Rothschild ailesi (City of London'da yaşıyorlar)
2 - Warburg ailesi
3 - Lazard ailesi
4 - Moses Seif ailesi

Bu güçlü ve zengin aileler Yahudi kökenli ailelerdir.
Bu aileler, Hz. Adem'den gelmediklerini iddia ederler.
Bu aileler, efendi olduklarına; kendilerinin dışındaki insanların ise köle olduğuna inanırlar.
Bu aileler liberalizmi savunurlar.
Bu aileler Neo-Con'dur.
Yani " Yeni Muhafazakârlar"dırlar.
Siyonist'tirler.
Bu aileler, sermayenin ülke sınırlarını takılmadan dünyanın her yerine ulaşmasını ve yatırım yapılabilmesini isterler.
Bu aileler, işçi ücretlerinin en düşük olduğu ülkelerde yatırım yaparak kazançlarını en üst seviyeye çıkarmak isterler.
Çin’i büyük yapan bu ailelerdir.
Bu aileler, ABD'deki başta otomobil fabrikaları olmak üzere birçok fabrikayı ve teknolojiyi Çin’e taşıyarak Çin’i bir dev haline getirdiler.

Ayrıca FED, 1971 yılına kadar altın karşılığında dolar basıyordu.
1971 yılında Başkan Nixon zamanında alınan bir kararla FED, doları altın karşılığı olmadan basmaya başladı.
Nedeni de Vietnam Savaşı'nda ABD’nin aşırı borçlanmasıydı.
Avrupa da (Fransa hariç) FED'in bu uygulamasına ses çıkarmadan uyum sağladı.

20 Ocak 2025 günü Beyaz Saray’a oturan Başkan Trump, FED’den hiç hoşnut değildi.
Başkan Trump, ulusalcı bir dünya görüşüne sahipti.
ABD’de adeta otomobil üretimi bırakılmış, otomobil işçileri işsiz kalmıştı.
ABD, üreten değil, tüketen bir ülke haline geldi.
Bu durum da ABD’yi 31 trilyon dolar kadar borçlu konuma düşürdü.
Trump, "ABD'den götürülen tüm fabrikaları ülkeme geri getireceğim" diyerek seçimleri kazandı.
Başkan Trump’ın, 13 Temmuz 2024 günü kendisine yapılan suikastın arkasında kimlerin olduğunu öğrenmemesi mümkün değil...

Trump’tan önce başkan olan Biden, "Ben Yahudi değilim, ama Siyonistim" diyor; adeta patronunun önünde saygıyla duran bir çalışan gibi Netanyahu’nun karşısında duruyordu.
Gazze Şeridi’nde Filistinlilere uygulanan insanlık dışı uygulamayı Biden destekliyor; maddi ve manevi desteğini Netanyahu’dan esirgemiyordu.
20 Ocak 2025 tarihinden sonra Beyaz Saray’a Erdoğan’ı şikâyet etmek için giden Netanyahu’ya, Trump’ın Erdoğan için söylediği sözleri dikkatle incelemek lazım.
Trump, İsrail’in Gazze’de yaptıklarını doğru bulmuyordu.
Yahudi kökenli ABD’li senatör Sanders bile “İsrail’in (Netanyahu demek lazım) Gazze Şeridi’ndeki acımasızlığını tarih affetmeyecektir” demek zorunda kaldı.

Dünya yeniden şekilleniyor, değişiyor.
Trump, yalnız başına dünyayı değiştirme gücüne sahip değil.
Kendisine bir yoldaş gerekiyordu.
Trump, Erdoğan’ı bir yoldaş gibi görüyor.
Orta Doğu’da Erdoğan’dan başka güvenebileceği başka bir başkan yok.

Tüm bu yaşananları dikkate almadan günümüz dünyasını anlamak mümkün değildir...
Günümüz, iç politikadaki sığ olaylara takılıp büyük resme kör gözle bakma günü değildir.