Her sene olduğu gibi bu senede Muğla’mızda Bodrum’dan Fethiye’ye kadar “Hamsi Festivali” rüzgârı esti. İl merkezinde yapılan “Muğla Tarhanası soslu” oldu!
Festivaller için “Kültür alışverişi yaşandı” diyenler var, yaşandı mı bilmiyorum. Alın bedava hamsi ile bedava konserleri, geride sizlerde bizlerde kalan “kültür” ne? “Hamsi aldık, tarhana verdik” mi diyeceğiz? Neyse yaşanmıştır mutlaka!
Ki, Muğla Büyükşehir Belediyesi ile Bodrum Belediyesi’nin destekleriyle, Bodrum Yarımada Karadenizliler Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından İskele Meydanı’nda gerçekleştirilen 10’uncu Hamsi Festivalinde Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci yaptığı konuşmada şu ifadelerde bulunuyordu:
“Türkiye’nin 7 bölgesi, bütün geleceğimiz ve geleneğimizle, örfümüzle, adetimizle bir bütünüz bir mozaiğiyiz. Bu alanda, Bodrum’da bu mozaiğin yansımasını görüyoruz. Bodrum Belediyesi olarak kültürlerin yaşatılması, dayanışmanın artması insanların birbiriyle kardeşçe, dostça, barış içerisinde sükunetle yaşaması için elimizden gelen bütün çabayı sergiledik, sergilemeye devam edeceğiz.”
Evet, yerel yönetimlerin hemşerilerinin kültürlerini yaşamalarına olanak vermek ve farklı hemşerilerinin farklı kültürlerinden bir “yerel mozaik” yaratılmasını da desteklemek, hatta teşvik etmek gibi bir sorumluluğu vardır…
*
Bu anlamda başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras olmak üzere Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci ile Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras’ı ve Fethiye Belediye Başkanı Alim Karaca’yı kutluyorum. Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü bu zincire neden halka olmuyor anlayamadım. Oysa Marmaris’te de “Karadenizliler Derneği” var…
Tabii bir de Bodrum Yarımada Karadenizliler Kültür ve Dayanışma Derneği ile Muğla Karadenizliler Derneği’ne teşekkür etmemiz gerekiyor. Bu festivallerin tamamına Büyükşehir Belediyesi imza atarken o imzanın yanında Bodrum’da Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci ve Bodrum Yarımada Karadenizliler Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Sefer Çelik; Menteşe’de Başkan Gonca Köksal Aras ve Fethiye’de Başkan Alim Karaca ile Muğla Karadenizliler Derneği Başkanı Celal Karakaş’ın imzası yer aldı.
Hamsi Festivalinin bu sene 10’uncusunun yapıldığı Bodrum’da 3 ton hamsi ikramı yapıldığı belirtilirken, festivalin 1’incisinin yapıldığı Fethiye’de 5 ton ve iki gündür 8’ncisi devam eden Menteşe Hamsi Festivalinde de 5 ton hamsi ikramı yapılıyor.
Tabii bizim gibi gazeteciler de “Gerçekten 3 ton, 5 ton hamsi ikramı yapılmış mıdır?” diye sormadan edemiyor? Bu soruya “Evet ikram edilmiştir” yanıtı verilirse de sorular çeşitleniyor. Geleceğiz…
*
Ben yerelden evrensele, evrenselden yerele halklar ve şehirler arasında “kültür alışverişine” önem verenlerdenim. Bazıları kültürel farklılıkları ayrışmanın, ötekileştirmenin aparatı gibi görsellerde ben tam tersine Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci’nin anlatmaya çalıştığı gibi “bizi biz” yapan çok renkli ve çok sesli “mozaiğin” oluşturulmasında birlik, beraberlik ve dayanışmamızın bir çimentosu olarak görüyorum.
Muğla sanıyorum aldığı göçle “hemşeri dernekleri” sayısı bakımından İstanbul’un ardından en kötü ihtimalle 3’üncü değilse de ilk 5’in içindedir. Ancak Karadenizlilerin çabalarını Yozgatlıları ve Malatyalıları saymazsak öteki “memleket derneklerinde” göremiyoruz.
Oysa o derneklerimizde Karadenizli hemşerilerimizin yaptığı gibi bir çaba içinde olsalar Ahmet Aras Başkan’ın “Dünya Kenti” yapmayı hedeflediği Muğla, dünya da önde gelen “festivaller şehri” zincirinin çok önemli ve seçkin bir halkası haline gelebilir…
Tabi işin bir de “ama”sı var… İşte o “ama” kaç gündür Fethiye’de tartışılıyor…
Bu festivallerin üç noktası var: Hamsi İkramı, Karadeniz Sanatçılarının Gösteri ve Dinletileri ve “Ticaret” …
İlk ikisi tamamda üçüncüsü tartışmaya, festivali sorgulatmaya neden oluyor…
*
Muğla Karadenizliler Derneği Başkanı Celal Karakaş dostumdur. Geçen hafta kendisinden davet aldım. Her sene olduğu gibi bu senede festivalin basına tanıtım yemeğini düzenlemiş. Gidemedim, ama gönderdiği yazılı davetiyenin ilişiğindeki afişi sosyal medya hesabımdan paylaştım. Anında whatsaptan okurlarımdan mesajlar gelmeye başladı. Adı bende bir okurum şöyle diyordu:
“MUĞLA’DA TARHANALI HAMSİ FESTİVALİ!
Festivalin adı Hamsi Festivali ama 2 gün ‘Muğla tarhanası’ 1 gün ‘Hamsi’ dağıtılıyor. Karadenizliler her zamanki gibi reklamlarını iyi bir şekilde yapmaya devam ederken, çayın taşıyla çayın kuşunu, balıklarını vurmaya devam mı ediyorlar diye de düşünmeye başladım. Muğlalılar olarak her zamanki gibi Öz Yurdumuzda bile hep garip kalmamıza üzülüyorum.
Aklım siyasete erdiği 1980’li yıllardan bu yana her hükümet döneminde ülkenin kaymağını … ülke yönetimindeki pastanın paylaşımında da unutulduğumuzu rahatlıkla her ortamda söyleyen biriyim. Bal, Zeytin ve zeytin ürünleri, narenciye, sebze üretiminin yanında Turizm gelirleri bakımından İstanbul ve Antalya'nın ardından 3'üncü büyük il konumunda olan bir şehirde yaşıyoruz. Ancak, paralı tünelimizle ve 20 yıldır hala tamamlanamayan Denizli -Muğla, Muğla- Milas yollarımızın bitmesini dört gözle beklerken hizmetin tatile bile gelmeyip, uğramadığı, bir tane viyadüğü bile olmayan Batı Anadolu’nun üstelik en batısındaki bir şehirde yaşıyoruz. Sizi bilmiyorum ama ben yıllardır dolgu malzemesi olarak kullanıldığımızı düşünenlerdenim.
Yıllar öncesi başlayan Karadenizliler Gecesi ,.. günü, derken Muğlalı esnafında isyan etmemesi için sanırım bu sefer Hamsi Festivali adıyla etkinliklerini Muğla Tarhanasıyla ikram etmeleri de tam bir Karadeniz aklı diye düşünüyorum. Trabzon’da yaşayan hemşerilerimiz de Hamsi ikramlı Muğla Tarhanası Festivali yapmaya kalksalar Trabzon halkı tarafından nasıl karşılanır bilemiyorum.
Hemşerilerin nerede olursa olsun birlik beraberliklerini artırmak için bir araya gelmeleri çok güzeldir. Bende doksanlı yıllarda Konya da S.Ü. çalışırken eski Menteşe Belediye başkanımız Bahattin beyin öğrencilik yıllarında iken katıldığı Muğlalılar Geceleri, Muğlasporumuzun Konya’daki maçlarında takımımızı desteklemek için de hemşerilerimizi bizzat organize edenlerdenim. Bu tür organizasyonlara karşı değilim, bizzat yapılmasını da destekliyorum. Ancak her zamanki gibi uyanıklıklarıyla kendilerinden iftihar eden Karadenizlilerin, zaman zaman basından duyduğumuz gibi sağlıksız, kontrolsüz, doğallığı bile şüpheli, hatta organik diye satılan (bir organik kimya hocası olarak duyduğumda yapmayın, etmeyin tek başınıza etrafınızda bir sürü tarım ilacı kullanılırken ben Organik Ürettim diyenlere de isyan edip, itiraz eden biriyim.) yiyecek ürün stantlarını festival adıyla inşallah açıp satmazlar. Umarım Sağlık İl Müdürlüğü ve Yerel Yönetim bununla ilgili tedbirlerini almıştır. Organizasyonun adı Hamsi Festivali ise ki öyle hamsi dağıtımı son gün değil 3 gün de olmalıydı diye düşünüyorum.
Bu arada sizin de Dedeler Kulübüne adım atmanıza vesile olan torununuz ÖZGÜR EFE’ye tekrar hayırlı ömürler ve bahtının açık olmasını diliyorum. Orta Asya’da kaldığım zaman içinde oradaki Kazak dostlarımızın torunları için yaptıkları dualarından bir tutamını ÖZGÜR EFE için bende amin amin diyerek gönderiyorum.”
Allah razı olsun hocam…
*
“ALO 174: GİDİLDİ, FESTİVAL BİTMİŞTİ”
Evet Fethiye’de neredeyse iki haftadır tartışılan konulardan biri de bu.
Orhan Okutan arkadaşımız “Fethiye Alternatif Bakış” ta yer alan bu konudaki “Denetim Tiyatrosu: Alo 174 Gitti, Festival Bitmişti!” başlıklı son yazısında dün şu ifadelerde bulundu:
“Hamsi Festivali sona erdi, ama bir vatandaşın yaptığı başvuruya verilen resmi cevaplar, denetim mekanizmasının nasıl işlemediğini gözler önüne serdi. Halk sağlığı için yapılan şikâyetler ya faaliyetten önce ya da festival bittikten sonra karşılık buldu. Vatandaş, e-Devlet Açık Kapı Birimi üzerinden yaptığı başvuruda, festival kapsamında 5 ton hamsi dağıtılacağının duyurulduğunu belirterek; soğuk zincir, pişirme ve dağıtım koşullarının denetlenmesini istedi. Başvurunun yapıldığı gün festival alanına gidildi. Ancak verilen resmi cevapta, 5 Şubat 2026 tarihinde saat 13.30’da yapılan denetimde hamsilerin yalnızca boy ve av yasağı yönünden incelendiği, denetim günü 2 kasa hamsi tespit edildiği belirtildi.
GIDA GÜVENLİĞİ YOK, TUTANAK VAR
Bu denetimde; hamsilerin hangi koşullarda taşındığı, soğuk zincirin korunup korunmadığı, kaç saat açıkta bekletildiği, nerede ve nasıl muhafaza edildiği gibi halk sağlığını doğrudan ilgilendiren konulara ilişkin tek bir tespit yer almadı. Oysa vatandaşın şikâyeti hamsinin miktarına değil, insanlara hangi koşullarda yedirileceğine yönelikti. Buna rağmen yapılan denetimin, şikâyetin özünü oluşturan taşıma, saklama, pişirme ve dağıtım sürecini kapsamadığı görülüyor.
ALO 174: ‘GİDİLDİ, FESTİVAL BİTMİŞTİ’
Aynı şikâyet kapsamında Alo 174 hattına yapılan başvuruya verilen yanıtta ise, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ilgili birimince 9 Şubat 2026 tarihinde adrese gidildiği, ancak festivalin sona erdiğinin görüldüğü bildirildi. Bu cevapla birlikte, denetimin birinin faaliyet başlamadan önce, diğerinin ise faaliyet bittikten sonra yapıldığı resmen kabul edilmiş oldu. Ortaya çıkan tablo net:
Hamsiye bakıldı, halk sağlığına bakılmadı. Denetim yapıldı denildi, gıda güvenliği denetlenmedi.
İnanın ‘tesadüfen yaşıyoruz’ denirken, bu kez hiç de abartılmıyor.”
*
Ne yapılmalı?
Şu anda bu konuda yapılacak bir şey yok. Ancak yerel yöneticilerimiz “popülist anlayış” içinde önlerine gelen her organizasyonun altına imza atmamalıdır… Bundan sonrakilerde “afişe” imza atarken “Programı birlikte hazırlayalım” denmelidir… Belediyelerin o afişlere laf olsun diye imza atmadıklarını biliyoruz!
İşin bir zamanların “luna park” organizasyonlarından esinlenmiş “fuar organizasyonu” olan ve benim yerli esnafımın tüccarımın zararına olmakla birlikte güvenilirliği tartışılır, Karadeniz Kültürü ile de alakasız “Türkiye’nin her yerinden ürünün” ticaretinin yapıldığı bölüme izin verilmemelidir.
--------- -----------
GÜNÜN SÖZÜ: Vicdan. Onu herkes yüreğinde taşımaz; dilinde, midesinde ve hatta cüzdanında taşıyanlar vardır. --Cenap Şahabettin