II. Dünya Savaşından sonra ABD Başkanı Truman ile Rusya Başkanı Stalin arasında dünya adeta paylaşıldı.

Japonya üzerinde kullanılan iki atom bombası dünya halklarının gözünü korkutmuştu.

Türkiye Cumhuriyeti ABD'nin liderliğindeki Kapitalist tarafta kaldı.

ABD ve lisanini konuştuğu İngiltere kendi yetki alanlarında kalan coğrafyada yeniden yapılanmaya giriştiler.

ABD ve İngiltere kontrgerilla örgütlenmesi olan Stay Behind tarafından 1952 yılında Gladio teşkilatı kuruldu.

Gladio, İtalyanca Kılınç anlamına geliyordu.

Gladio, NATO üyesi olan ülkelerde Komünizme karşı direniş bahanesi ile yeraltında ve gizlice örgütlendi…

1989 yılında Sovyetler Birliği (Komünizmin kalesi) dağılınca, Gladio teşkilatına da pek ihtiyaç kalmamış, gözüküyordu.

İlk uyanan İtalya oldu.

1992 yılında Temiz Eller adı ile İtalyan Savcı Antonio Di Pietro, Gladio'ya karşı savaş açtı.

Biz bu temizliğe uzaktan baktık, hatta imrendik.

Türkiye'de de Gladio teşkilatı her yeri kanser gibi sarmıştı.

Bu kuşatılmışlığı doğal gösteren hatta yardım eden insanlarımız vardı.

Gladio doğal olarak yüzündeki maskesi ile geliyordu.

Gladio'nun prensibi "Dostuna yakın ol, düşmanına daha yakın ol" prensibi ile hareket ediyordu.

İstanbul ve Anadolu hem stratejik bir konumda idi, hem bereketli topraklara sahip idi, hem de kutsal topraklar idi.

ABD'de etkin olan Yahudi, Rum ve Ermeni lobilerinin Türkiye Cumhuriyeti üzerinde gizli ve vazgeçemedikleri emelleri vardı.

Bize yaklaşır iken, zayıf yanımızdan yaklaşıyorlar.

Fethullah Gülen (FETO) olayı bu mantıkla planlandı ve uygulamaya sokuldu.

Türkiye 15 Temmuz 2016 gününe kadar uyanamadı.

1952 yılından 2016 yılına kadar geçen zaman içinde Fethullah Gülen vasıtası ile Gladio devletimizi kanser gibi sarmıştı.

Bu sarışlarda 1960, 1971, 1980, 1997 askeri darbe ve teşebbüsleri hep yardımcı oldular.

Ama uyanmamıza izin vermediler.

Adamlar basın, sinema başta olmak üzere her kapıyı tutmuşlardı...

Son günlerde tekrar Ankara'da bazı kıpırdaşmalar olmaya başladı.

Lobilerin yönettiği ABD asla Türkiye Cumhuriyetinden vazgeçmez.

ABD'deki en güçlü olan Yahudi Lobisinin Gazze şeridindeki vahşete nasıl yaklaştığını yaşayarak görüyoruz.

İsrail devletinin ne kadar acımasız olduğunu da görüyoruz.

Anadolu'nun savunması Kudüs'ten geçiyor.

Filistin’i bugün savunmayan, yarın Anadolu'yu savunamaz.

Yahudi inancı "Vadedilmiş Toprakların" peşinde.

İsrail devletinin bayrağı bile Nil ile Fırat arasına Davut yıldızı koyarak şekillenmiş vaziyette.

Biz bugün FETO ile değil, arkasında Yahudi lobisi ve sermayesi Gladio ile mücadele ediyoruz.

Adamlar bize karşı "Parçala, böl ve yok et" yöntemi kullanıyorlar.

Gazze soykırımına karşı çıkan tek millet biziz.

Karşımızdaki Yahudi gücü dünyamızın gözünü o kadar korkutmuş ki, kimse Gazze soykırımına ses çıkaramıyor.

Ne Çin, ne Rusya etkili bir ses çıkaramıyor.

Şu an, ABD'deki Yahudi lobisi ile karşı karşıyayız.

Savaşımızı FETO Adi ile küçültmeyelim.

Askerlikte, yanlış istihbarat savaş kaybettirir…