TUROLİAN PARK…

Muğla’da 9 milyon yıl öncesine ait zengin fosil yataklarının bulunduğunu ve buradan çıkarılabilmiş zürafagiller, boynuzlugiller, gergedangiller, hortumlu memeliler, domuzgiller, atgiller ve etçilere ait fosillerle çok sayıda bitki fosilinin Muğla Müzesi içinde “Turolian Park” adı altında bir seksiyonda sergilendiğini biliyor muyuz?

Menteşe’ye bağlı Özlüce Köyü (Mahalle) Kaklıca Tepesi yakınlarında, 1993 yılında ateş yakmak için çukur açan çobanlar fosillerle karşılaşmış ve köyün muhtarına haber vermeleri sonucu dönemin Muğla Valisi Lale Aytaman’ın yakın ilgisi ve girişimleriyle A.Ü. Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Antropoloji Bölümü Öğretim Üyesi Antropolog Prof. Dr. Berna Alpagut başkanlığında kazılara başlanmıştı.

Bu gelişme heyecanla karşılanmıştı. Kazı Alanı, kazı çalışmalarının da izlenebildiği “açık hava müzesine” dönüştürülecekti ki Vali HanımMilletvekili’ oldu ve heyecan bitti, kazı faaliyeti şehrimizde sahiplenmeyince sürdürülemedi…

Dönemin İl Genel Meclisi Üyelerinden Eray Çiçek’in yakın zamanda AK Parti Menteşe İlçe Başkanlığı ile bir kere daha heyecanlandık. Duyduk ki Eray Çiçek, Prof. Dr. Berna Alpagut ile ilişkiye geçmiş, çalışmalar kaldığı yerden başlayacak… Sevindik, ama arkası gelmedi. Çünkü Eray Çiçek’in ilçe başkanlığı bitti!

Bu önemli konu ile hiçbir yerel yönetici ilgilenmediği gibi, Dr. Lale Aytaman’dan sonra gelen Muğla Valilileri de ilgilenmedi ve Eray Çiçek dışında hiçbir siyasetçi de ilgi göstermedi…

Oysa “Turolian Park” ile Muğla’nın bir de kazı alanı ziyarete açık “Doğa Tarihi Müzesi” de olabilirdi. Kim bilir, belki 18 Mayıs’ta Milas Müzesi’nde Hekatomnos Lahdi’nin replikasının ziyarete açılması ile birlikte “Muğla Doğa Tarihi Müzesini” de ziyaret açabilirdik…

*

ŞEHİRLERİ DEĞİL, ÜLKELERİ KISKANDIRAN MUĞLA

Uluslararası Müzeler Günü18 Mayıs’ta ülke genelinde değişik etkinliklerle kutlandı.

O gün Muğla’nın ziyarete açık bir müzesi daha oldu. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Hekatomnos Lahdi replikasının ziyarete açılışı gerçekleşti.

Turolian Park” örneğinde olduğu gibi, Muğla’da fosil yataklarında 9 milyon yıl öncesine ulaşılabilinirken, Kalkolitik Dönem'den Doğu Roma, Selçuklular/Menteşe, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemlerine kadar ev sahipliği yapan Karya, Likya ve Leleg uygarlıklarının şehri olan Muğla, Anadolu kronolojisine ışık tutan bir açık hava müzesi konumundadır…

Hani “Su akar Türk bakar” derler ya, her şeye bakıyoruz… Başka şehirleri değil, başka ülkeleri kıskandıran “izleri, kültürel varlıkları” görmüyoruz!

Oysa bırakın Atina’yı, Rodos’u, Yunanistan’ın tamamında turizm ve “kültür turizmi” adına pazarlanan ne varsa, sadece Muğla olarak hepsinden daha fazlasına sahibiz.

Bakmaya devam…

*

HEKATOMNOS ANIT MEZARI REPLİKASI

Neyse, Milas’ta ‘Uzunyuva’ denilen alanda bulunuşu ile Arkeoloji Dünyasını heyecanlandıran Hekatomnos Anıt Mezarı, yeraltında hapsolduğu mezar odasından replika olarak yeryüzüne çıkarıldı… Replikanın sergilendiği müze kompleksinde ziyarete açıldı.

Uzunyuva, Karia Satrabı Hekatomnos’un anıt mezarı olarak kabul ediliyor ve arkeoloji dünyasında “yüzyılın keşfi” diye anılıyor. MÖ 4. yüzyıla tarihleniyor; ayrıca Halikarnassos Mozolesi’nin (Bodrum’daki antik dünyanın 7 harikasından biri) öncüsü sayılıyor.

Burada, yer altındaki mezar odası ile kabartmalı dev lahit, çok iyi korunmuş duvar resimleri gün yüzüne çıkarılırken, yer üstünde de uzun yıllardır ünlü “leylekli sütun” bulunuyor.

Yer altındaki mezar odasında korunması gereği” ortaya çıktığı için replikası ziyarete açılan anıt mezarın içinde yer aldığı Müze Kompleksi’nde; Milas Halı Müzesi, Karşılama Merkezi, Çocuk Aktivasyon Alanı ve Geleneksel Milas Evi bölümü bulunuyor…

*

Milaslı meslektaşımız Nevzat Çağlar Tüfekçi’nin haber verdiğine göre, 18 Mayıs Uluslararası Müzeler Günü, Milas Müze Müdürlüğü tarafından düzenlenen etkinlik program kapsamında, “Geçmişin Canlanan Yüzü” temasıyla hazırlanan Hekatomnos Lahdi replika eserinin açılışı gerçekleştirilirken, “Karia’dan Milas’a” resim sergisi ile “Hekatomnos Portreleri” fotoğraf sergisi de ziyaretçilerin beğenisine sunulmuş.

Milas Müzesinde düzenlenen etkinliğe; Milas Kaymakamı Mustafa Ünver Böke, Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz, STK ve siyasi partilerin temsilcileri ile vatandaşlar katılmış. Milas Müzesi Müdürü Ali Yalçın, açılış konuşmasında “Burada geçmiş ile geleceğin, kültür ile insanın ve hafıza ile toplumun yeniden buluşmasına tanıklık ediyoruz. Çünkü müzeler; yalnızca taşın, toprağın, mermerin veya eski eserlerin korunduğu yapılar değildir. Müzeler, bir toplumun hafızasıdır. Belki de bugün burada bir çocuk ilk kez tarihle göz göze gelecek. Belki bir genç, geçmişine dair aidiyet hissini ilk kez burada hissedecek. İşte müzelerin gerçek gücü tam da burada başlıyor. Müzeler geçmişi saklayan değil; geçmişi yeniden konuşturan yerlerdir.” derken, sergilemeye alınan “Hekatomnos lahdi” replikası ile ilgili şu ifadelerde bulunmuş:

Fiziksel koşulları dolayısıyla ziyarete kapalı olan ve UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Hekatomnos Lahdi’nin, bilimsel sadakatle hazırlanan replika çalışması sayesinde bugün siz değerli ziyaretçilerimizle buluşması mümkün hale gelmiştir. Bu önemli eserin Milas Müzesi’ne kazandırılmasında büyük emek ve katkıları bulunan Alper Çınar Kültür Projeleri sahibi Sayın Alper Çınar’a, proje partneri olarak sürecin her aşamasında önemli katkılar sunan Sayın Gökhan Yılmaz’a ve bu esere yeniden hayat veren değerli Kırgız sanatçımız, heykeltıraş Asylbek Patıdınov’a ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum. Replika çalışması; kültürel mirasın erişilebilir olmasının somut halidir.

*

2 BİN 400 YILLIK SESSİZLİK BOZULDU

Hekatomnos Frizli Lahidi, replikası ile Milas Müzesi’nde ziyaretçilerle buluştu…

Hekatomnos Frizli Lahdinin; büyüklüğü, sanatsal niteliği ve sahibinin tarihsel ağırlığıyla Klasik Anadolu’dan Klasik Çağdan günümüze ulaşan tek örnek olarak gösteriliyor.

Arkeolog Gökhan Yılmaz ve Heykeltıraş Alper Çınar tarafından hazırlanan replikanın; orijinal ölçüler ve yüzey işçiliği en yüksek doğruluk standardında yeniden üretilerek bu boşluğu doldurmakta olduğu belirtiliyor.

Proje kapsamında ayrıca kurulan dijital sergileme odasında alanın ve lahdin yüksek çözünürlüklü 3 boyutlu animasyonu ziyaretçilere sunulmaktadır. Fiziksel erişim olmaksızın mezar odası ve kabartma programı derinlemesine kavranabilmektedir.

Antik Dünyanın Yedi Harikası”ndan birinin ilham kaynağı olan bu eşsiz eser, artık herkesin gözü önünde ve gerçek ölçeğiyle yaşamaya devam ediyor…

İsterseniz yarım gününüzü Milas Müzesi’ne ayırabilirsiniz…

*

MİNİ MUĞLA’DAN VAZ MI GEÇİLDİ?

Yazar, Ozan, Y. Mimar Cengiz Bektaş’ın yaşamının son günlerinde Muğla’ya bıraktığı mimari yapıtı Uğur Mumcu Bulvarı’nda şehrimizi süslüyor… Rahmetlinin değil, inşaatı yapanların sorumluluğu olmalı, hala tavanı akıyormuş o başka!

-Bir yanda Mini Muğla…

Bu yapı başlangıçta “Cengiz Bektaş Kent Belleği ve Müzesi” olarak anılıyordu, öyle tanıtıldı, ama ne olduysa son günlerde “Cengiz Bektaş Kent Belleği” olarak anılır oldu!

Düzenleme Hekatomnos Anıt Mezarı’nın replikasını Milas Müzesi’ne ve Milas’a kazandıran Alper Çınar Atölyesi tarafından gerçekleştiriliyordu. Sanıyorum Alper Çınar ve çözüm ortağı Arkeolog Gökhan Yılmaz Muğla Büyükşehir BelediyesiCengiz Bektaş Kent Belleği” bölümünü tamamlamış.

Bu Müze/Belleğin bir yanında, Muğla'nın 13 ilçesini bilimsel replika maketleri ve akademik tezlerle yansıtacak müzeye entegre bir açık hava kültürel rekreasyon alanı olarak planlandığı, bu alanın; Muğla'nın tüm tarihi ve kültürel çeşitliliğini tek bir alanda buluşturan yaşayan bir kimlik aynası olarak tasarlandığı, şehre gelen turlar için 13 ilçeyi bütünüyle tanıtacak, yerel halkın kendi kentinin dağılımıyla bilimsel bir biçimde yeniden buluşacağı, okul gezileri ve araştırmacılar için de bir açık hava müzesi olacağı anlatılmıştı.

Proje durdurulmuş olup olmadığı belirsizdir…

*

KAÇIRILAN FIRSAT VE TOPLUMSAL SORUMLULUK

-Diğer Yanda: Çocuk Parkı ve Açık Hava Öğrenme Alanı…

Müzenin diğer yanındaki park alanı ise sıradan bir çocuk parkı olarak değil, müzeyle entegre, eğitim odaklı ve kültürel değer içeren özgün bir açık hava mekânı olarak kurgulanmıştı. Muğla Basınına böyle söylenmişti.

Bilim, sanat ve edebiyata dayalı öğrenme ürünleriyle bağışlanacak ürünlerin sergileneceği bu alanda çocukların eğlenirken üretip keşfedecekleri belirtilirken, yurt dışında değişik örneklerle gördüğümüz müze ve gençlik merkezi birleştirme modeliyle tasarım yapıldığı, bu alanda yetişkinlerin çocuklarıyla kültürel açıdan zengin vakit geçirecekleri ifade edilmişti. Muğla'nın kültürel varlığı; oyun, sanat ve bilim aracılığıyla insanların zihnine ve yüreğine işlenecekti.

Böyle söylenmişti. Yoksa yanılıyor muyum?

Bu alan bugün boş bir arazi olarak beklemektedir…

Şiddete bulaşan, yalnızlaşan gençlerin yaşadığı acı olaylar; bu tür mekânların ne denli zorunlu olduğu açıkça ortaya çıkıyor... MBB Başkanlığının da yola sadece “kent belleğini” diri tutmak için değil, bu düşünceyle çıktığını da düşünüyorum… Sanatla, bilimle ve edebiyatla erken yaşta buluşamayan insanların hem kendilerinin hem de toplum için büyük bir kırılganlıktan çıkması. Bu mekânlar bir lüks değil, toplumsal bir süreçtir.

Muğla bu projeleri hak etmişti…

--------------- -------------

GÜNÜN SÖZÜ: Bir halkı yenmenin yolu, ona umutsuzluğu öğretmektir. --Vedat Türkali