Her yeni güne bir haber bombardımanı ile uyanıyoruz. Çılgın bir haber akışı var. Muğla, Türkiye, Kamboçya, Japonya, Brezilya, Şili, Mozambik, Almanya, Ortadoğu, Asya, dünya… Böyle bir haber akışında insanın bir haber üzerine muhakeme yapmaya vakti kalmıyor. Zira haber okunduktan kısa süre sonra yeni haber kapıda bekliyor. Diğer haber çoktan eskimiş oluyor. Bir büyük kaza, deprem, tsunami, vahşi cinayet, bombalı saldırı hangi haber olursa olsun sıradakinin ardında önemsizleşiyor. İnsanın duygu yitimine de sebep olan bu durum her şeyi tükettiğimiz gibi haberi de tüketebileceğimiz anlamına geliyor.
Haberin akışı için kaynaklar da çoğaldı. Geçmişten günümüze gazete, radyo, dergi ve televizyonun yanına milenyum çağından sonra internet teknolojisi haberciliği ve sosyal medya eklendi. Geleneksel medyada habercilik bir emek ürünü olarak haberin kaynağında öğrenilmesi ve profesyonel meslek alanı olarak icra edilirken günümüzde whatsapp ihbar hattı ve sosyal medya haberciliği ile bir yetkinliğe veya bir kaynak göstermeye ihtiyaç duyulmamaktadır. İşin kırılma noktası burada başlamaktadır. Bu uçsuz bucaksız mecra bize dünyanın her yerinden haberi getirmekte ve bir parmak hareketi kadar haberleri hızlandırmaktadır. Böyle bir durumda akıl düşünemez hale gelmekte ve her şeyi zihnine dolduran beyin yorulmaktadır. Bu durumu gören sosyal medya platformları daha çok ilgi çekmek için olan biten problemlere pek de müdahale etmemektedir. Bilgi kirliliği, sansasyon, aldatmaca, kargaşa işlerine gelmekte süreci köpürtmek için de kısmi müdahaleler yapılmaktadır. Örnek vermek gerekirse x platformu isimsiz sadece nick üzerinden üyelerin boy göstermesine izin veriyor. Böyle bir durumda son dönem “trol” adlandırmasıyla bildiğimiz isimler popüler oluyor. Sanat, siyaset, tarih, savaş, toplumsal gelişmeler hangisi olursa olsun olay yerine damlıyor. Hemen süreci boğuyor. Akış içinde birbirinden alakasız onlarca yorum veya haber bildirimini okuyan birey neye inanacağına şaşırıyor. Ardından doğru haberi öğrenene kadar yanlış çoktan fizana yol alıyor. Bu bilgi çarpıtmasını önlemek için onlarca kurum veya kuruluş, buna bağlı ilgili kişiler süreci düzeltmek için çaba sarf ediyor.
Bunca gündem yoğunluğunda toplumun görünme ve popüler olma isteği de sürece tuz biber ekiyor. Facebookta kopyala yapıştır habercilik, instagramda gösterişe dayalı habercilik, x’te bilgi kirliliği ve popülarite merkezli habercilik dünya toplumlarını tehditlerle baş başa bırakıyor. Sosyal medya ortamlarında ara ara aklı başında isimlerin artık uzak duracağına dair veya bir kısım düşünce adamının kendisinin de gayya kuyusuna çekileceği korkusuyla hiç uğramayacağı haberlerini duyuyoruz. Bu delilik halinden kaçmadır. Efendim sosyal medya doğru kullanılırsa güzeldir, deniliyor. Elbette güzeldir. Bazen kamuoyu yaratmak için etkili olabiliyor. Karartma yapılan haberler için bir ulaşma yöntemi oluyor. Hiç bilmediğimiz insanlara ve coğrafyalara yardım etmemiz konusunda bize yol gösterici oluyor. Fakat bu işin yüzü astarından pahalı. Birkaç kez böyle güzelliğe sahne olan sosyal medya kışkırtmaların, iç kargaşaların, toplumsal çatışmaların, terörize etmenin, linç kültürünün, ahlaksız ifşanın da merkezi olabiliyor.
Böyle bir durumda dikkatli olmak zorundayız. Kendi şahsi vicdanımız ve toplumsal menfaatler açısından doğru yerde durabilmek, doğru yorumlar yapabilmek, doğru davranışlar sergilemek önemli. Ben kendi adıma haber veya bilgi akışı için beslenmenin genel olarak geleneksel medyadan olması taraftarıyım. Sosyal medyada hiç mi yer almamak gerekir diye sorulacak olursa o mecrada olabiliriz. Şahsen benim de üyeliklerim var. Bu duruma sadece beslenme ve asıl kaynak noktasından bakıyorum. Siz de teraziyi ortaya koyduğunuzda sosyal medya haber akışında yanlış bilginin ağırlığını göreceksiniz. Geleneksel medya için yapılabilecek eleştirileri yazıyı uzatmamak için burada değinmiyorum. Kısaca söylemek gerekirse belli bir tarafgirliğe rağmen, bazı vasat yayınlara rağmen, haber akışının bazen yavaşlığına rağmen geleneksel medya hala kıymetlidir. Gayya kuyusunda haber akışı okumak yerine yağmurlu bir hafta sonunda kahvenin yanında gazete kokusunu içine çekerek okumaya ya da hafta içi iş telaşına doğru giderken radyodan sabah haberlerini dinlemeye ne dersin?