MESUT ÖZARSLAN ÖNEMLİ BİR ADAM MI?

Ankara da AK Parti'ye geçeceği konuşulan CHP'li belediye başkanlarından Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan sosyal medyadan bir açıklama yayınlandı, CHP'den istifa ettiğini duyurdu.

Hemen hemen bütün haberler böyle başlıyor.

Siyaset alanında kıyamet koptu. Karşılıklı suçlamalar sürerken, sosyal medya yıkılıyor.

Bugüne kadar CHP’den 18 başkan ve yaklaşık 140 meclis üyesi ayrılmış. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nu saymazsak bu denli tartışma konusu olan olmadı!

Özlem Çerçioğlu ile ilgili ben kalem oynatmamıştım. CHP’den belediye başkanı seçilmiş olması dışında solda hiçbir izi, hikayesi olmayan Mesut Özarslan onca bekleyen konu varken, Kışla Parkı’nda katliama tüy dikilirken köşemi işgal ediyor.

“Yok artık o kadar da olmaz” demiştim, Kışla’nın günümüze ulaşan tek tarihi mirası havuzu ortadan kaldıramazlar diyordum, kaldırmışlar… Yarın geniş geniş yazarız…

Muğla’da CHP’li Köyceğiz, Ortaca, Dalaman belediyelerinden biri istifa etmiş olsaydı, hemen olmasa da bir şekilde kaleme alırdım, ama Türkiye’nin umurunda olmazdı!

Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın istifasını “sansasyon yaratacak” kadar önemli kılan ne?

*

ASLINDA KURTULUŞ HOCA NOKTAYI KOYDU

Önceki gün Kurtuluş Oğan Hoca sosyal medya hesabından “Ben ekmeği başka fırından alınca bile eski fırıncıyla göz göze gelmemek için yol uzatıyorum. Adamlar parti değiştiriyor; dün ‘bunlar memleketi batırır’ diyordu, bugün yan yana poz veriyor.” şeklinde paylaşım yaptı.

Ah Hocam eskiden bu işler “namus meselesi” idi…

Türk seçmeni başka ülkelerin seçmenine benzemez. Olmadık biri oyunu istese “Elimi kırsınlar, bu el başka yere gitmez” der… O seçmen için “oy namustur” ... Özlem Çerçioğlu, Mesut Özarslan gibiler o namusu kirletiyorlar… Milletvekillerinin, belediye başkanlarının ve meclis üyelerinin aldıkları oylar seçmenin emanet ettiği namusudur… O namusu bir başkasına peşkeş çekiyorsan bu namussuzluktur.

Ancak son yıllarda her şeyde olduğu gibi siyasette de çürüme yaşanıyor. Siyasetin de ar damarı çatladı bir kere…

Yani Muğla’da da bir namussuzluk yaşanırsa şaşırmam…

*

BARIŞ SAYLAK MİLAS'I KARIŞTIRDI

Cumhuriyet Halk Partisi Milas örgütünde yıllarca parti içi mücadelede “Milas Belediye Başkanlığı” için Fevzi Topuz Başkan ile karşı karşıya gelen Veteriner Hekim Barış Saylak’ın geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği kurum ve siyasi parti il başkanlığı ziyaretleri merak uyandırmıştı. AK Parti’den Milas Belediye Başkanı adayı olmakla birlikte Büyükşehir ve milletvekili adaylığı için de adı geçen bir önceki Tarım Orman İl Müdürü Saylak’ın ziyaretleri arasında CHP Milas İlçe Başkanlı da yer almıştı.

İşte bu hareket “Barış Saylak Baba Ocağına mı dönüyor?” sorusuna da yol açmıştı.

Kamuoyunda yanıtı aranan soru CHP’de de sorun haline gelmiş olmalı ki, CHP Milas İlçe Başkanı Ahmet Kılbey’e yüklenenler olmuş.

Selda Öztürk arkadaşımız da XBODRUM’da “Milas’ta Kapı Duvar Siyaseti ve Unutulan O Nezaket” başlıklı yazısında “Ziyaretin içeriği ne? Siyasi bir pazarlık mı? Bir transfer görüşmesi mi? Hayır. İlçe Başkanı Ahmet Kılbey’in ifadesiyle; tamamen ‘nezaket çerçevesinde’, şeffaf, bilgisi verilmiş bir ‘hayırlı olsun’ veya ‘hal hatır’ ziyareti. Vay sen misin kapıyı açan! Parti binası karışıyor. Bir grup partili, tabiri caizse İlçe Başkanı Kılbey’i linç etmeye kalkıyor. ‘Neden kabul ettin?’, ‘Bu kişi partiye giremez!’ nidaları havada uçuşuyor.” diyerek şöyle devam etti:

Burada bir saniye durup sormak lazım: CHP tabanı kendini nasıl tanımlıyor? Muhalefet, iktidarı yıllardır ne ile eleştiriyor? ‘Kutuplaştırıyorsunuz, ötekileştiriyorsunuz, sizden olmayana yaşam hakkı tanımıyorsunuz’ denilmiyor mu? Eğer CHP, kapısına gelen, bu kentin bir evladı olan, geçmişte siyasi yolları ayrılmış olsa bile bir ‘hemşerisine’ kapıyı kapatacaksa; eleştirdiği o iktidardan ne farkı kalır? Bu kompleks nedir Allah aşkına? Ahmet Kılbey ne diyor? ‘Biz bu kentin insanlarıyız. Siyaset dışı, nezaketen talep edilen bir ziyarete kapıyı kapatamazdım.’ Diyor. Bir gazeteci olarak altına imzamı atarım. İşte devlet adamlığı, işte yerel siyasetin gerektirdiği olgunluk budur.”

Ben de Selda Öztürk’ün yazısının altına imzamı atıyorum…

*

NİYAZİ ATARE CEZAEVİNDE UNUTULDU

Aynı gazetede genç meslektaşlarımızdan Onat Karahan’ın “Tutuklu Meclis Üyesi Niyazi Atare’den Başkan Ergene’ye Tebrik Çiçeği” başlığı ile kaleme aldığı yazıda insanların kafasını karıştırdı.

Karıştıran karıştırana…

Spotunda “Rüşvet iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında tutuklu bulunan Bodrum Belediyesi CHP’li Meclis Üyesi Niyazi Atare’nin, AKP Bodrum İlçe Başkanlığına atanan Seha Ergene’ye gönderdiği tebrik çiçeği, siyasi nezaket mi yoksa etik tartışma mı sorularını beraberinde getirdi.” diyen Onat Karahan şöyle devam etti:

AKP Bodrum İlçe Başkanlığına atanan Seha Ergene için bugün öğle saatlerinde devir teslim töreni düzenlendi. Partililerin yoğun katılım gösterdiği törende coşku dikkat çekerken, Ergene’ye çok sayıda partili ve vatandaştan tebrik mesajları iletildi. Törenin ardından kamuoyunda dikkat çeken bir gelişme yaşandı. 2025 yılı Ekim ayı sonunda rüşvet iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında mahkeme kararıyla tutuklu yargılanan Bodrum Belediyesi CHP Grubu Meclis Üyesi Niyazi Atare, Seha Ergene’ye ‘Yeni görevinizin hayırlı ve başarılı olmasını dilerim’ ifadelerinin yer aldığı bir tebrik çiçeği gönderdi. Niyazi Atare’nin göndermiş olduğu çiçeğin ise AKP İlçe Başkanlığı binasında bir kapı köşesine konulduğu görüldü.

CHP Milas İlçe Başkanı Ahmet Kılbey’in “siyasi nezaketi” gibi bir nezaket olarak değerlendirebiliriz.

Daha hala hakim karşısına çıkarılmayan ve adeta cezaevinde unutulan Niyazi Atare CHP’den istifa edecek değildir herhalde…

*

AK PARTİ İLÇE BAŞKANI KÖPRÜ OLUR MU?

Bizim Tandoğan Uysal da Bodrum Gündem de “Seha Ergene’den Bodrum’a Köprü Siyaseti” başlığı atmış. Aynı zamanda Bodrum Belediye Meclis Üyesi olan AK Parti’nin yeni Bodrum İlçe Başkanı Seha Ergene’nin Bodrum’un sorunlarının çözümünde Bodrum-Ankara arasında köprü olabileceğini yazmış. Şu ifadelerde bulunmuş:

Ankara ile yerel yönetim arasında köprü kurabilecek bir sesin yükselmesi önemlidir. Ergene’nin göreve başlamasıyla birlikte, Bodrum meselelerinin yalnızca yerel tartışmalar içinde değil, merkezi yönetim nezdinde de daha güçlü şekilde gündeme taşınacağı açıktır. Seha Ergene’yi Ağustos ayında Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a götürüp tanıştıran Prof. Dr. Aydın Ayaydın, Bodrum için son derece hayırlı bir iş yapmış ve Bodrum’a genç, dinamik, çalışkan bir siyasetçi kazandırmıştır. Bugün Bodrum’u CHP’li Belediye Başkanı Tamer Mandalinci büyük bir gayretle yönetmeye çalışıyor. Ankara’ya gidip çalmadık kapı bırakmadığını da hepimiz biliyoruz. İşte bu noktada yapılması gereken şey, yerel siyaset rekabetini büyütmek değil; Bodrum’un sorunlarını çözmek için ortak aklı büyütmektir.

Bizde inşallah diyelim…

*

HÜSEYİN ANIL’A KULAK VERELİM

Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın istifasını “sansasyon yaratacak” kadar önemli kılan ne?

Ülkücü kökenli olmasına rağmen CHP’li Belediye Başkanı olması mı? CHP’den aday yapılırken referansının Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın referans olması mı? Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nda (TOKİ) Altyapı ve Zemin Etüt Şube Müdürü olarak başlayan bürokrasi hayatına daha üst kademe görevlerde bulunması mı? Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde çok önemli görevlerde bulunmuş olması mı? Yoksa mahkemeye verdiği CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kendisine küfürlü hakarette bulunması mı? Hakkındaki ‘hırsızlık’ iddiaları mı? Yoksa hepsi mi?

Ben iktidara yürüdüğünü iddia eden bir partinin genel başkanının iddia edildiği gibi ana avrat küfredeceğine ihtimal bile vermiyorum.

Tabii bir genel başkanın bir ilçe belediye başkanı ile whatsapp ta yazışmasını da kabul edemiyorum.

Üstelik günler öncesi “Abbas yolcu” denilen bu belediye başkanının neden gitmesi beklenmiş, neden ihraç edilmemiş onu da anlayabilmiş değilim.

Önceki günkü yazısında “Biz 1989'da Ankara Keçiören'i Sol-SHP ile de Kazanmıştık. Sağdan Bir Adaya İhtiyaç Yoktu.” diyen Hüseyin Anıl’a kulak vermekte de yarar var. şöyle demiş:

CHP'de, Milletvekili ve Belediye Başkanı Adaylarını belirlemek için, ‘aday üretim merkezi’ olarak, Büyük Şehir Belediye Başkanlıklarını mı, yoksa, İl Başkanlıklarını mı görmeliyiz? 25 Senedir, Partinin Hiçbir Kurumsal Önemi Kalmadı, Varsa Yoksa, Genel Başkan Ve Çevresi, Varsa Yoksa, BB Başkanları. Parti Kurumsalını, Belediye Başkanlarına Ezdirmeyin, Partileri Güçlendirin, Parti-İçi Demokrasiyi Geri Çağırın. En Genişletilmiş Haliyle, Yargıç Denetimli Önseçimlerle Belirleyin Adaylarınızı.

Ne dersiniz?

*

Bu köşenin takipçilerinden Roman Yazarı Perrin Pebi Helvacı’nın görüşü ile noktalayalım:

Bir siyasi parti; Öngörüsüzlüğünü, aday seçimindeki hatalarını ve yöntemini, Yerel yönetimleri seçim dönemlerinde teslim ettiği kurmaylarını, İdeolojisiz, Karar Yorgunluğu ile aldığı kararları sürekli gözden geçirmeli. Tabanı dinleyip, belirli aralıklarla örgütleri bir müfettişle denetlemeli, Örgütlerden sorumlu kişilerin bölgesini düzenli bir şekilde değiştirmeli...

Karar Yorgunluğu: Kişinin sürekli kararlar verdikten sonra verdiği kararların kalitesinin düşmesi ve hataların başlaması." Sosyal Psikolog Roy Baumeister.

---------- -----------

GÜNÜN SÖZÜ: “Ekmek İçin Ekmeleddin” bile denildi, sineye çekildi..!