20. Yüzyılda iki defa birbirleriyle savaşan eski dünya, tekrar bir çıkmazın içine girdi.
Avrupa ülkeleri birbirlerini boğazlamaktan vazgeçebilmek için Avrupa Birliği'ni (AB) kurdular.
Güvenliklerini de Amerika’nın liderliğini yaptığı NATO'ya havale ettiler.
Böylece askeri masraflarını en aza indiren AB ülkelerinde refah seviyesi de yükseldi.
Buna karşılık dünya jandarmalığına soyunan ABD oldukça borçlandı.
Bazılarına göre ABD'nin 30 trilyon dolar, bazılarına göre de 35 trilyon dolar borcu olduğu söyleniyor.
AB ülkeleri ise her geçen gün refahını artırarak ukalalık etmeye başladılar.
AB ülkeleri, adalet, insan hakları gibi sihirli kelimeler kullanarak da etrafa hava atmaya başladılar.
AB, kendileri dışındaki insanları "insan altı insanlar" gibi görmeye başladı.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın 2000’li yılların başında hazırladığı "Barış Planı"na olumsuz oy veren Kıbrıs Rum kesimini, Kıbrıs'ın tamamının temsilcisi gibi kabul ederek AB'ye aldılar.
Kıbrıs Türkleri, Kofi Annan'ın Barış Planı'na olumlu oy vermelerine rağmen AB'nin dışında tutuldu.
AB, yarım ve sorunlu Kıbrıs devletini almaktan çekinmedi.
İtiraz edilince de "Biz yaptık, oldu." diyerek ukalalıkta zirve yaptılar.

SSCB 1989 yılında yıkılınca Slav kökenli üç ülke olan Rusya, Beyaz Rusya ve Ukrayna bir federasyon oluşturdular.
Rusya, AB'ye adeta "Bize bulaşmayın." dedi.
Ama AB, Ukrayna hükümetini baştan çıkararak AB'ye üye yapmak istedi.
Rusya bu yaklaşıma büyük tepki gösterdi.
Sonunda da AB ile Rusya arasındaki ipler koptu ve Rusya-Ukrayna savaşı çıktı.

20 Ocak 2025 günü ABD'de Trump başkanlığa tekrar geldi.
AB, ABD’ye de "Demokrasi, insan hakları" gibi konularda ahkâm kesiyordu.
AB'nin bu tavrı kendisini itici kılıyordu.
Trump tekrar göreve gelince AB ülkelerine "Sizi daha fazla bedava koruyamam. Pamuk eller, pamuk cebe!" diyerek tavır koydu.
Böylece AB, hem Rusya'yı hem de ABD'yi karşısına almış oldu.
AB, ABD ile Rusya arasında sıkışıp kaldı.

ABD Başkanı Trump ile Rusya Başkanı Putin'in arası da gayet iyi gözüküyor.
ABD ile Rusya beraber olmak ve Çin'e karşı birlikte mücadele etmek istiyorlar.
AB panikte.
AB, ister istemez Türkiye’yi yanına almak ve savunmasını güçlendirmek istiyor.
Ama Türkiye'nin de AB'ye tam üye olma isteği var.
Bu isteğin de 26 başlı AB'den geçmesi çok zor.
Çünkü AB'de oylar oy birliği ile alınıyor.

26 Mayıs 2025 günü Katoliklerin lideri 88 yaşındaki Papa Francesco'nun Türkiye'yi ziyaret edeceğini İstanbul Rum Patriği Bartholomeos bildirdi.
Bu yıl, MS 325 yılında İznik'te toplanan ilk konsülün 1700. yıl dönümü.
Yani önemli bir yılın içindeyiz.
Papa, Türkiye'ye geldiğinde mutlaka İznik toplantısının yıl dönümünü kutlayacak.
Ama Papa, AB'nin zor durumunu ve Türkiye'den beklentilerini de dile getirecektir.

Dünya tam bir çıkmazın içinde görünüyor.
Görünmez bir güç, daha doğrusu bunca borcun alacaklısı olan güç, dünyamızı Armageddon savaşına sürüklüyor.
Biz ise içeride, 2028 yılında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olacak kişiyi tek aday olarak seçmek ile uğraşıyoruz.
Bu yıl başkanlığa tekrar gelen Trump’ın ülkesi bile 2028 yılında tekrar başkanlık seçimi yapacak.
Elekle su taşımayı bırakıp, dünyamızı her an ateş çemberine dönüştürebilecek Armageddon savaşından önce dünyamızı, sonra da kendimizi uzak tutabilmenin yollarını aramalıyız.
Bu iş ihmal edilemez bir noktaya geldi.