İnsanlığın,

Köle yapılması üzerine planlanmış,

Yeni dünya düzeni,

Hayatımıza hızla girerken,

Bizlerinde yaşamlarını derinden etkilerken,

Bu köle sistemine karşı,

Tek yumruk olmamız gerekirken,

İnsan bilincinde büyüme,

Ve gelişme yaratılamıyor.

Değişmeyen,

Nahoş şeyler,

Tek tek üzüldüğümüz olaylar,

Ülkemizin gündeminde.

Neye ? Hangisine ? üzüleceğimizi şaşırdık.

Küçük Narin’e mi?

Tekirdağ’da cinsel istismara uğrayan,

2 yaşındaki bebeğe mi?

Yoksa kadın cinayetlerine mi?

Bir arpa boyu yol alamadık.

Bir türlü adam gibi bir ülke olamıyoruz.

Ne yazık ki ülkemizde,                                                                                                                 

Büyük bir ahlakı çöküntü var.

İçinde;

Yolsuzluk,

Rüşvet,

Yalan söylemek,

Adam kayırmak,

Sözünün sahibi olmamak,

Anayasa ve kurallara uymamak,

Başkalarının haklarına saygı göstermemek,

Milletin malını,

Çocuklarımızın geleceğini ranta kurban etmek,

Kadına şiddet,

Cinsel taciz,

Pedofili eylemleri.

Erozyonu  saymakla bitiremeyiz.

Bu listeyi uzatabiliriz.

Ahlakı erozyon olduğu ile ilgili,

Katılmayacak tek bir kişi dahi yoktur.

Devamlı din pompalanıyor ama,

Erozyonunun büyüğü din gölgesinde yapılmakta.

Narin olayını hepimiz biliyoruz.

Bu katliamın olduğu köyün adı Tavşantepe’.

Artık Şeytantepe oldu.

Bu vahim olayı çözebilmek için,

Devletimiz var gücü ile çalışılıyor.

Çalışırken,

Olayın çözülebilmesi için,

Köyde  cep telefonlarında inceleme başlatıldı.

Bu incelemede köyün imamının, 

Yediği tüm naneler ortaya çıktı.

Yaptıklarının din ile iman ile alakası yok.

Toplu seks vb tüm naneleri yemiş.

Bu olmaması gereken bir şey.

Din maskesi takanlarında,

Ne derece insanlıklarından,

Ahlaklarında uzaklaştıklarını göstermekte.

Takiye almış başını gidiyor.

Ahlakı erozyona tam bir örnektir,

Bu durum.

Başımız dumanlı.

İmamın yediği haltlar,

Şeytan Köyün yaptıkları,

Tekirdağ olayı,

Bir de başımızda,

Yeni dünya düzeni şizofrenisi var.

Bu şizofrenik durum,

Hayatımıza hızla girerken,

Toplumsal şuur da uyutulurken,

Nakitsiz toplum safsatası başladı.

Küresel Merkez tarafından,                                                                                                                      

Önümüze konulan,

2030 küresel ajandasına,

Harfiyen uyabilmek için,

Canhıraş bir uğraşı var.

Her Fırsatta,

‘Küresel Yeni Dünya Düzeni’,

Lafları söylenmekte,

Vurgusu yapılmakta,

Küresel işbirlikçilerine hizmet edenlerle,

Aynı çuvala girmeye çalışılmakta.

Bu çuvala girecek miyiz?

Toprak bütünlüğümüzü,

Ve ulus kimliğimizi yok mu edeceğiz?

Yaşadığımız dönem deccalizim dönemi.

İnsanlığa öyle bir tuzak var ki.

Sormayın gitsin.

Hızlıca gelişen,

Teknolojik hakimiyetin altında,

Geleneksel araçlar bir bir terk edilmeye başlandı.

Nakit para kullanımı da bunlardan birisi.

‘Nakitsiz toplum’düşü ise,

Küresel bir kontrol ağının yaratılmasında,

En büyük adım olarak görülüyor.

Adamlar senin her hareketini,

Dijital sistemden görecek ve takip edecek.

Ülkemizde de;

Tüketiciler ve işletmeler için,

7 bin liranın üzerindeki ödemelerde,

Banka ve kredi kartı kullanma zorunluluğu getirtiliyor.

Anlıyoruz ki,

Küresel efendilerin istediklerine adım adım ilerliyoruz.

Nakitsiz topluma doğru da yuvarlanıyoruz.

Nakitsiz toplum demek,

Özgürlüğü olmayan insanlık demektir.

İklim Kanunu,

Karbon ayak izi,

DSÖ antlaşması,

Rezerv Alan(mülkiyetsizlik)

Dijital Para,

Nakitsiz toplum,

Sosyal Kredi sistemi,

İMF ve Dünya Bankası ile sıkı ilişkiler,

Bu ilişkiler sonucunda,

Faiz ve borç sarmalı,

Açıkçası finansal işgal.

Küresel Merkezler Tarafından planlanan,

‘Tek Dünya Devleti’denen,

Şeytani projenin,

Hayata geçirilebilmesi için,

Ulus devletlere kancayı atma,

Köle yapma vaziyetteleridir.

Hedefleri ise;

Bunların hepsini 2030 yılına kadar,

Hayata geçirebilmek.

Mülksüzleştirme ile birlikte

Küresel maaş ve sosyal kredi sistemini,

Sosyal kredi sistemi ile de,

İtaatkar insanlık yaratılmak isteniliyor.

Çin de uygulamaya soktular.

Eğer ki itaatkar değilsen,

Hiçbir şeye ulaşamazsın.

Sosyal kredi puanın düşük diyor,

Mesela sağlık hizmetlerine erişimini kesiyor.

Bunlar insanlık için vahim olaylar.

İklim antlaşması,

Karbon Ayak İzi Projesi,

Ağır bir tuzaktır.

Uyanmamız geren en tehlikeli konulardan bir tanesidir.

Kapan kurulmak üzere planlanmış antlaşmalar,

Ulus devletleri yıkmak,

İnsanlığı köle yapmak üzerine yapılmıştır.

Tüm milletler ve insanlık

Küresel bir akıl karşısında,

Diz çöktürülmek isteniyor.

illetimizi temsil eden devlet aklımızın,

Uyanmasını,

Ulus kimliğimizi,

Ve toprak bütünlüğümüzü korunmasını,

Küresel Merkezli antlaşmalara,

İmza atmamasını diliyorum.

Siyasetçilerimiz küresel tuzağı,

Anlama konusunda uyanamıyorlar.

Bir dönem başımıza çuval geçirilmişti,

Küresel çuvala girebilmek için,

Canhıraş uğraşıyorlar.

Niçin uğraşıyorusunuz ki?

Küresel sistemin efendilerine hizmet için mi?

Artık  ülkemizde,

Siyasetçi aklıyla değil de,

Devlet aklı ile kararlar alınsın,

Yol haritası belirlesin.

Yeni dünya düzeni denen,

Deccalizme karşı,

Devlet aklı ile bir reflex geliştirilebilsin.