Dün niyetim, bugünkü yazımdalise yıllarımda 19 Mayıs bayramlarında Karabağlar Yaylası 'na 'erikçalmaya' gidişlerimizi ele alacaktım. Niyetim bu yılki yağışlarda " Karabağlar'da,Düğerek Çayırı'nda 'tarım alanları' sular altında kaldı " diyeyazanların bugünlerde de " Sular çekilmeye başladı " diye yazmalarınıbeklediğimi yazmaktı. Pınar Gültekin 'i yazmakta da geciktim. Pınar 'ınkendisini " dedikodu mahvillerinde " yargıladığımız yetmiyor; sanki Gültekin ailesinden birini de hakim karşısına çıkarmak gibi bir derdimiz var! " MilletvekiliSüleyman Girgin'in baba Sıddık Gültekin ile ilgili yaptığı suç duyurusunun "sonucunu bilen yok, ama şimdi de Pınar Gültekin 'i katleden CemalMetin Avcı 'ya hakaret ettiği gerekçesiyle anne Şefika Gültekin hakkında 4 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılması talebiyle hazırlananiddianame, ilgili mahkeme tarafından kabul edilerek kamu davası açıldı.

Bu konuyu da öteledim veaçılışa hazırlanan " Menteşe Kent Meydanı ve Yer altı Katlı Otoparkı "kaleme alacaktım bu gün... Dün sabah sosyal medya sayfalarına bakıncavazgeçtim... Doğrusu erteledim...

xx xx xx

Dün sabah iki paylaşımdikkatimi çekti. İlki Muğla Denetimli Serbestlik Müdürlüğünde Uzman ErdalŞahin 'in " Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkınasahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesiniönlemek devletin ve vatandaşların ödevidir. TC Anayasası Madde 56 "şeklinde paylaşımıydı. Madde 56 'yı bilmeyen, en azından duymayan var mı?

O zaman Erdal Şahinetrafında kadın cinayetleri ile yarışan çevre cinayetlerine bakıp, bu paylaşımıyapma gereği duymuş olabilir mi?

Olabilir... Erdal Şahin dünkü " Bayır Çimento Entegre Tesisi hayırlı olsun!!! " başlıklı yazımınaltına da " Bu fabrika konusunda beni en çok aptal yerine konulmak siniretti. Kişisel duygular, doğa sevgimin önüne geçti. Beni- bizi bu haledüşürenlere yazıklar olsun. " diye yorum yapmış.

Haklı... Aslında ben dünküyazımı da yazmayacaktım. Çimento yazısı yazmama kararı almıştım. Çünkü yazımayorum yapanlardan Turgay Mutlu 'nun "T am bir komedi ve yüzsüzlük.Atı alan Üsküdarı geçti. Fabrika kuruluyor yapımı devam ediyor. dediğigibi, ortada riyakarlık, pişkinlik, yüzsüzlük ve " nafile namazdan " başkabir şey yok... Yani Erdal Şahin , tepkisini ortaya koyarken, T.C.Anayasası Madde 56 'yı gözümüzün içine sokamadan da edememiş...

xx xx xx

Dün sabah kafamdaki " MenteşeKent Meydanı ve Yer altı Katlı Otoparkı " yazımı kaleme almaktan benialıkoyan ikinci dikkatimi çeken Ali Turbalıoğlu 'nun Baro BaşkanıCumhur Uzun 'u da etiketlediği paylaşımı oldu. Girgin&Zeybekoğlu ikilisi ve arkadaşlarının Deştin Ziyareti fotoğrafının ekli olduğupaylaşımda Turbalıoğlu , " Bu ziyarette eksik var. Muğla BaroBaşkanımız sayın Cumhur Uzun abim de olsaydı bu tiyatro tam anlamı ile seyirlikolurdu. " diyerek şu ifadelerde bulunmuş:

" Cumhur abiburadakilerin hiç birine ne hukuki ne siyasi ihtiyacın yokken Akbelen ormanlarıiçin gittin, dertlerini dinledin. Bence de doğrusu buydu. Milas'ta zeytinimedokunma mitingine katıldın, bunu da doğru buluyorum. Ayrıca böyle durumlardaMuğla Baro Başkanı olarak oralarda bulunman herkes adına güç verir, güvenverir. Menteşe Belediyesi'nin Bayır'da çimento fabrikası için vermiş olduğukarar ile tek kelime etmemen hakikatten beni derinden üzdü. İsterdim kiMilas'ta bunları yapan Muğla Baro Başkanı tarafından çıkıp 'bunlar yanlış ve buyanlışın yanında yer almayacağız. Yer alanlarla ileride birlikte hareketetmemiz mümkün değildir' demelisin. Ama her yiğidin bir yoğurt yemesi varmışsende yoğurdu böyle yerim diyorsan eyvallah. Ama ilerde siyasete atılacağımdersen o yediğin yoğurt ekşi gelebilir. "

Ali Turbalıoğlu 'nun içine mi doğmuş bilmiyorum. Sabah erken saatlerdeyaptığı bu paylaşımın ardından dün saat 13.00 sıralarında kendisine Baro 'nun Deştin ziyareti fotoğrafı gelmiş... Şaşırdım, şoke oldum...

xx xx xx

Şaşırmayacak gibi değil...Yazım daha bitmemişti, bu Baro fotoğrafı ile akışı değişti. Şimdi buraya" Ali Turbalıoğlu'nun içine mi doğdu ne, sabah paylaşım yaptı, öğle saatlerindeBaro'nun Deştin ziyareti gerçekleşti. " diyecektim. Ancak, dün öğlesaatlerinde Turbalıoğlu 'na gelen fotoğrafı aradım medya ve sosyalmedyada göremedim. Demek ki Baro da bir kısım CHP'liler gibi nekadar varsa " utana sıkıla " ziyarette bulunmuşlar da fotoğraflarsızdırılmış. Fotoğrafı Baro' nun ve Cumhur Uzun 'un sosyal medyahesaplarında da göremedim. Neyse dün öğle saatlerinde gelen fotoğrafı AliTurbalıoğlu , " Geçte olsa Muğla Baro Başkanımız direniş çadırınıziyaret etti, ama yetmez. Gerçekten merak ediyorum, ÇED için diyecek söylemlerivardır ama RUHSAT verenler için ne diyecekler? Muğla Büyükşehir ve Çimentofabrikasına RUHSAT veren Menteşe Belediyesi başkanı da ziyaretetti mi? Masanın ayakları tamamlanmış olacak " diye paylaştı.

Alimim merak etme o da olur... Bakarsın o masa da oturup " DeştinKöy Kahvaltısı " yaparlar,..

Fakat benim takıldığım birnokta var; Baro Başkanı Cumhur Uzun " Zeytin Yönetmeliği " ileilgili dava açmıştı, Bayır/Deştin Çimento Fabrikası ile ilgili neden birdava açmadı? Hiç değilse cinayete ruhsat veren Bahattin Gümüş gibimüdahil olsaydı...!

Dünkü yazımda MilletvekiliMürsel Alban 'ın Deştin Direniş Çadırı 'na ziyaretinden sonra başta AliTurbalıoğlu ve Erdal Şahin diyelim, herkesin tepkisini çeken CHPMuğla İl Başkanı Adem Zeybekoğlu ve Milletvekili Süleyman Girgin 'in" nispet " ziyareti yetmiyormuş gibi, aynı gün Muğla Barosu yönetiminin de ziyarette bulunması tesadüf mü bilmiyorum, ama oldukça dikkatçekici...

Bu " sarı çevreciler "samimi insanların çevre mücadelesini de sulandırdılar. Mücadelenin verildiğialanları " erene " çevirdiler. Şimdiden " Akbelen " ve " Deştin "diye iki erenimiz oldu.

Eren ziyaretleri başlamışdurumda. Giderken yanınıza mum almayı unutmayın...!

xx xx xx

Dünkü yazıma gelen yorumlardailginçti. Turgay Mutlu " Tam bir komedi ve yüzsüzlük. Atı alanÜsküdarı geçti. Fabrika kuruluyor yapımı devam ediyor. Sebep olan siyasetcilerikınıyorum. Gelecekte bunun vebalini taşıyacaklar. Yazıklar olsun. Köylükardeşlerimde gelen siyasetçilerden medet umuyor ve Misafirperverlikgösteriyorlar ama ne yazık ki iş işten geçmiş. İnat murat ve oy kaygısı ileişler iyice arap saçına döndü. Ben siyasileri samimi bulmuyorum. Umarımyanılırım da bu yanlıştan dönülür. " diyerek taşı gediğine koymuş.

Ahmet Tan Karaosmanoğlu"Siyaset İLKELER üzerine kurulmalıdır ve yapılmalıdır. " demiş. Şimdiki zamanın siyasetçilerinde ilke mikaldı?

AK Parti Muğla İl BaşkanYardımcılarından Av. Barış Eğilmez " RuhsatınıKendi verdikleri fabrikaya 'karşıyız' diyerek, direniş çadırını ziyaret edip'destekliyoruz bu direnişi' diyerek Dünya siyasi tarihine geçti bu işgüzarlar.Zaytungçular bile önlerinde saygıyla eğilir bu ikiyüzlülerin 'Zaytunghaberlerinde bile bulamazsın bu saçmalığı' diyerek. Tam maskeli balo... "yorumunda bulunmuş. Sevgili Barış 'ın tespitine katılmamak mümkün değil,ama insan merak ediyor; Milletvekilleri Yelda Erol Gökcan 'ı kaç yüzlübuluyor acaba? Hanımefendi bir kısım CHP'lilere " Ruhsatı kaldırınÇED'i kaldıralım " demişti de...

xx xx xx

Barış Eğilmez hızını alamamış bir de yazımın altında ÇED tanımlaması yapan Çevre Mühendisi Hakan Şenol 'a " İzmir-Bornova'da10 km çaplı bir daire düşünürsek bu dairenin içinde 2-3 milyon insanla birlikteyaşayan 2 tane çimento fabrikası var. Kaldı ki bu çimento fabrikaları yerleşimyerleri kurulu iken onlarca yıl önce açıldı. Bu durumu teknik olarak nasılaçıklıyorsunuz bilmek isterim? Ya İzmir garip ya da Muğla? " diyesormuş.

Siyasetçiler bir garip...Sayın Eğilmez 'e Hakan Şenol 'u beklemeden ben şu yanıtı verdim: " BarışEğilmez İzmir teknik olarak değil, hukuksal olarak açıklanır. Sizin alanagirer. Müktesep hak diye bir şey var. Ayrıca İzmir Çimento ve Muğla KireçSanayii örneklerinde olduğu gibi, bakanlık, iyileştirme ister ve emisyonları,kullanılan yakıtı takibe alır, O kadar. Tabii Seyfi Terzibaşıoğlu kafasınataktığını yapar. Yaptı da... Sonuç olarak Muğla Kireç Sanayii mahkeme kararıile kapatıldı ise, aynı gerekçelerle İzmir'deki tesisin kapanması, Bayır'akurulacak olan çimento fabrikasının açılmaması gerekir. Tabii burası Türkiye... "

Bu günkü yazıma AliTurbalıoğlu 'nun yaptığı yorumla nokta koyalım:

" Direniş ÇadırınıTiyatro ÇADIRINA döndürdüler. Millet aptal ya ÇED'i iptal edin RUHSATI iptaledelim diyor, Örgütü de dillerine dolayarak.. Bunlar kesinlikle akıl tutulmasıyaşıyor. Senin Menteşe belediye başkanın ne diyor; 'ÇED'i inceledik eksikolmadığı için RUHSATI verdim' diyor. Sonra da 'ÇED de eksik gördük ÇED iptaldavasına müdahil olduk' diyor. Bu lahana bozuk bundan turşu olmaz. Bu turşuhepinizi zehirleyecek hep beraber göreceğiz yaşarsak. RUHSAT iptal davasına daMÜDAHİL olsanıza, göreyim sizin memleket aşkınızı, göreyim doğrunun yanlışınyanında yer alıp almadığınızı... Herkes ettiğini bulur, çeker derlerbüyüklerimiz. Gün ola harman ola... "

----------------------------------

GÜNÜN SÖZÜ : Ağlamak için çok sebep bulur da insan, sıragülmeye gelince sebep aramaya başlar...

SÜLEYMAN DEMİREL; "Derin devlet, normal devletin raydan çıkmış halidir." DEMİŞTİ...

ÇİVİ

Arkadaşım " Kira ödergibi ev sahibi olacaksınız dediler, ev alır gibi kira öder olduk. " dedi

Beni Bi Gülmek Aldı:)))