Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Milas’ta termik santrallerin linyit kömürü ihtiyacı gerekçe gösterilerek alınan acele kamulaştırma kararına sert tepki gösterdi. Aras, söz konusu kararın Resmî Gazete’nin 10 Ocak tarihli sayısında yayımlandığını belirterek, bu kararın Milas’ta altı köyü haritadan silme riski taşıdığını vurguladı. Başkan Aras açıklamasında, iki ayrı medeniyete başkentlik yapmış Milas’ın tarihsel ve kültürel mirasının, “doğa düşmanı termik santraller uğruna” yok edilmek istendiğini ifade etti. Tüm itirazlara rağmen alınan bu kararın, Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı acele kamulaştırma uygulamalarından biri olduğunun altını çizdi.
Doğru saptama…
Ahmet Aras Başkan bir bakıma CHP’li bir Büyükşehir Başkanı olarak kendisi gibi CHP’li Milas Belediye Başkanı’nın çevrecilerin tepkilerine yol açan gafını da telafi etmiş olmuş…
*
“30 Gün İçinde El Konacak…”
Resmi Gazete’de yayımlanan kararın ardından Maden ve Petrol İşletmeleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından Milas Asliye Hukuk Mahkemeleri nezdinde acele el koyma başvuruları yapılacak. Süreç kapsamında mahkemeler, tarafları dinlemeden (!) görevlendirilecek bilirkişi heyetleriyle taşınmazların değer tespitini gerçekleştirecek. Belirlenen bedellerin mahkeme veznesine yatırılmasının ardından, 30 gün içinde el koyma kararı verilecek ve taşınmaz sahiplerine tebligat yapılarak bedelin yatırıldığı banka bildirilecek.
Yani insanlar ellerine verilen paraya razı olup yurtlarını terk edecekler!
“Savaş Hali Dışında Öngörülen Bir Uygulama”
Başkan Ahmet Aras, acele kamulaştırmanın yalnızca savaş ve seferberlik gibi istisnai durumlar için öngörüldüğünü hatırlatarak, bu uygulamanın rant uğruna hayata geçirilmesini “hukuki ve vicdani bir felaket” olarak nitelendirdi. Açıklamada özellikle Milas’ın Bağdamları, Çakıralan, İkizköy, Karacağaç ve Karahisar köyleri öne çıktı. Başkan Aras, bu köylerde yaşayan yurttaşların doğdukları, büyüdükleri ve sevdiklerini toprağa verdikleri topraklardan koparılmak istendiğini belirtti.
“Mücadelemiz Sonuna Kadar Sürecek”
Başkan Aras açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Rant uğruna ağlatılan her insanımızın, kesilen her zeytin ağacımızın, yok edilen köylerimizin, ormanlarımızın ve su kaynaklarımızın hesabını sormak; yalnızca Muğlalıların değil, vatanını seven herkesin namus borcudur. Bu talan zihniyetiyle mücadelemiz sonuna kadar sürecektir.”
Sedat Kaya’nın Datça’nın Sesi Gazetesi’nde “Aras: Akbelen Mücadelesi Sonuna Kadar Sürecek” başlığı ile yer alan haberi “Acele kamulaştırma kararının bölgedeki sosyal yaşam, tarım, zeytinlikler ve doğal ekosistem üzerindeki etkilerinin önümüzdeki günlerde daha da derinleşmesi bekleniyor. Muğla kamuoyu ve çevre örgütleri ise süreci yakından takip ediyor.” diye noktalanıyor…
*
Ahmet Aras Başkan’a göre haber başlığında yer alan o “Sonuna Kadar”daki o “son” acaba nasıl bir sondur?
Sedat Kaya’nın Datça’nın Sesi Gazetesi’ndeki haberinin Facebook paylaşımının altına da Cumhuriyet Gazetesi’nden ortak dostumuz Nevit Tokdemir şu yorumu yaptı:
“1980'li yıllarda Yatağan köylerine ve köylülerine yapılan kamulaştırmalar, şimdi Akbelen ve çevresinde uygulanıyor... Tarih tekerrürden ibaret! Buradan bir çıkış yolu olmalı...”
Ah Nevit’im sende ben de az Yatağan haberi yapmadık. Buradan bir çıkış yolu yok…! Olsaydı Yatağan’da bulunurdu. Santral miadını doldurmuş hala istimlakler orada da devam ediyor…
Evet, Yatağan’da olduğu gibi Milas’ta da Akbelen bölgesinde de köylü evinden, tarlasından, yurdundan edilecek.
Sende biliyorsun burada da mesele sadece bir mülkiyet meselesi değil, barınma, geçim ve yaşam hakkı meselesi, doğa ile bir kültürün yerle bir edilmesi… Zeytinlikler, tarım alanları ve yerleşim yerlerini kapsayan parsellerin kamulaştırılması sonucu çok sayıda yurttaş evini, yurdunu terk etmek zorunda kalacak.
Akbelen’de daha önce yaşanan ağaç kıyımı ve maden genişletme girişimlerinin ardından gelen bu karar, yöre halkı tarafından “son darbe” olarak değerlendiriliyormuş. Doğru değerlendirme...
Tabii bu Akbelen için son darbe… Bakalım o darbe Akbelen’den sonra nereye inecek…
Aslında Muğla “Sarı Öküzü” Yatağan’da verdi.
İstimlakler Yatağan’da durdurulabilmiş olsaydı, bu gün aynı katliam, aynı acılar Akbelen’de yaşamıyor olabilirdi. Bugün orada ağıtlar yakılacağına “Zeytin Hasat Şenlikleri”, “Bal Hasat Şenlikleri” yapılıyor olabilirdi…
*
Hafta sonunda İkizköy Muhtarı Nejla Işık da “Bu toprakları bize kimse altın tepside vermedi. Emekle, alın teriyle kazandık. Şimdi bir kâğıt parçasıyla, imzayla elimizden almaya kalkıyorlar. Ama bilsinler ki öyle kolay kolay teslim edecek değiliz.” diyerek özetle şu ifadelerde bulunmuş:
“Bugün bir kez daha gördük ki bu yol tek tek yürünecek bir yol değil. Acele kamulaştırma kararıyla üzerimize gelmelerinin sebebi 7 yıldır direnmekten vazgeçmeyen kararlılığımız ve birliğimizdir. Bugün köyümüzün merkezi Karadam’da tüm İkizköylüler olarak toplandık. Herkesin canı yanıyor, herkes çok öfkeli. Komşu köyümüz Karacahisar’da da durum aynı. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Ama biz acıyı da öfkeyi de birbirimize yaslanarak büyütülen bir mücadeleye dönüştürmek zorundayız. Başka yolumuz yok. Bundan sonra da daha sıkı sarılacağız bu mücadeleye. Bu bir yol ayrımı değil, birleşme noktasıdır. Şirket yıllardır biz köylüleri tehdit ettiği acele kamulaştırma hamlesini kullandı. Bizim cevabımız bellidir: Muğla’yı, Türkiye’yi ayağa kaldırmak. Ölmek var, dönmek yok dedik. Biz bu sözümüzün arkasındayız. Bugün birbirimize söz verelim: Birbirimizle değil, şirketle mücadele edelim. Köylerimize sahip çıkmak için birleşmekten, bu sesi yükseltmekten vazgeçmeyelim.”
Evet, ateş düştüğü yeri yakıyor. Çok üzgünüm ve 7 yıldır bu direnişi Nejla Işık’ın liderliğinde canlı tutan Akbelenlilere büyük saygı duyuyorum. Başka bir şey diyemiyorum…
*
Karara Muğla’daki bütün çevre örgütleri ile, milletvekilleri de tepkili…
CHP Muğla Milletvekili Süreyya Öneş Derici “Az evvel, Milas’ta 679 parselin kamulaştırılması kararı resmi gazetede yayınlandı! Yani bugüne kadar zeytinliklerimize yaptıklarınız yetmedi, şimdi daha çok köylünün toprağını, Milas’ın Bodrum’un su havzasını madene kurban edeceksiniz. Peki, buna razı geleceğiz öyle mi! Asla!” derken, CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun da şunları söylemiş:
“İktidarın Muğla’daki talan politikası yeni bir aşamaya geçti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla alınan kararla, Muğla’da 6 mahallede 679 parsel için ‘acele kamulaştırma’ talimatı verildi. Bu karar; kamu yararı kisvesi altında mülkiyet hakkının, doğanın ve yaşamın yok sayılmasıdır. Muğla’nın toprağı masa başı kararlarla rant alanına çevrilemez. Halkın iradesi, doğanın dengesi ve hukukun üstünlüğü bu şekilde askıya alınamaz. Bu ülke, emrivakiyle yönetilen bir şirket, Muğla da talan edilecek bir arsa değildir. Muğla’nın kıyısını, ormanını, zeytinliğini ve yaşam alanlarını savunmaya devam edeceğiz. Bu hukuksuzluğa geçit vermeyeceğiz.”
CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan da hafta sonunda Akbelen’deydi. Galiba en çok da O oralarda oldu… Oradan “#Akbelen'deyiz.” diye paylaşım yaparak “Akbelen’de zeytinlikleri, evleri, yaşam alanlarımızı bir gecede kamulaştırdılar. Ne için? Bir şirketin çıkarı için! Kabul etmiyoruz. Hukuksuzluğa, talana, acele kamulaştırmaya karşı birlikte mücadele ediyoruz. Bu mücadele hepimizin!” diye kaydetti…
Sayın Özcan söylediklerinize ne kadar inanıyorsunuz bilmiyorum, elbette umutsuz da yaşanmıyor ama son seçimlerden önce oralarda eski milletvekilleriniz, potansiyel milletvekili ve belediye başkanı adaylarınız vardı. Seçimlerden sonra oralarda sizlerden başka görünen de kalmadı…!
Süreyya Öneş Derici Milletvekilimiz de “Asla razı olmayacağız” derken Cumhur Uzun Milletvekilimiz “Bu hukuksuzluğa geçit vermeyeceğiz.” diyor.
Ne yapacaksınız?
“İktidara gelince Termik Santralları kapatacağız. Oralarda çalışanları başka yerlerde istihdam edeceğiz. Tahrip edilen alanları rehabilite edip, ağaçlandıracağız, yerinden yurdundan edilen insanlarımızı yerlerine yurtlarına döndüreceğiz” diye söz verebiliyor musunuz?
*
Noktayı koyarken bir soruda Menteşe için soralım:
Akbelen için baştan beri İkizköylülerin ve öteki köylülerin yanında duran ve her zaman tek bir ağacın bile kesilmesine karşı olduğunu söyleyen, Datça’nın sökülen ağaçlarını takibe alan Ahmet Aras Başkan acaba diyorum, Menteşe’de bir avuç kalmış park ve bahçelerde düzenleme yapıyoruz diye doğranan ağaçları da takibe alacak mı?
--------------- ---------------
GÜNÜN SÖZÜ: Bir işi yapılması gerektiği gibi yapmak ile yapmış olmak için yapmak arasında onlarca fark var. --Umberto Eco