Üniversitelerdeöğrencilere akademik danışman tayin edilir ve o danışmanlar öğrencininüniversiteye intibak etmesini sağlar, yönetmelik çerçevesinde ders almalarınada yardımcı olur.
Üniversitemizdeyönetmeliğimizin 37. Maddesinin 2. fıkrasında, akademik danışmanların görevi " Öğrencinin akademik hedefleri ile bireyselyeterlilikleri arasında uyum sağlayabilmesi için bir yol gösterici olaraköğrenciye yardımcı olmaktır. " tarif edilmiştir:
Gayetnet ve açık değil mi?
İştedüğüm burada. Gayet açık ve net olan bu madde ile akademik danışman (Dr.Öğretim Üyesi, Doçent, Profesör) " Öğrencininakademik hedefleri ile bireysel yeterlilikleri arasında uyum sağlayabilmesiiçin bir yol gösterici olarak öğrenciye yardımcı olma" sı gerekirken, danışmanlar öğrenci sekreteri gibigörülmeye başlanıyor.
Mesela.
Eskidenöğrenci alacağı dersleri Ders Alma Formu'na danışmanının yönlendirmesiyle yazarama bu derslerin bilgisayara geçilmesini akademik danışman hoca yapardı. Yaniöğrenci Ders kayıt Formuyla hocasına gelir; hocanın başına dikelip dersleriniokur ve hoca dersleri bilgisayara geçerdi.
Nasılama?...
Tambir öğrenci sekreterliği değil mi? Bir hafta sonra da o "sekreter hoca"sekreterliğini yaptığı öğrencinin dersine girecek ve akademik saygı bekleyecek.
Sonrabiraz daha ileri adım atıldı ve hocanın rehberliğinde seçilen dersler öğrencitarafından verilen 1 haftalık ders kayıt süresinde öğrenci tarafındaninternetten işlenmeye başladı. Fakat ders değişikliği, ders saydırma ve benzeriişlerin yapıldığı "ders alma-bırakma" haftasında öğrenci ders değişikliğiyapamaz; ancak akademik danışman yapar bu değişikliği. Öğrenci gece yarısıdanışmanı arar veya mesaj yazar, "Hocam şu dersi bırakıp yerine şunu alacağım.Ben yapamıyorum. Danışman yapabiliyor."
Hocagaribim de hâlâ "öğrenci sekreterliği" görevi devam ettiği için, paşa paşayapar. İşin tuhaf tarafı, öğrenci de gerçekten ders kaydetme işinin hocanın işiolduğuna inanır ve hocanın sadece bu işle görevli olduğunu; o yüzden sabahtanakşama kadar odasında "Öğrenci gelse de ders kaydı yapsam." diye beklediğinizanneder.
Ehhh.
Buşartlarda doğru zanneder öğrenci.
Yanlışhatırlamıyorsam 2013 idi. Bir arkadaşımız geçici görevle başka üniversiteyegidince, dönünceye kadar akademik danışmanlığını ben üstlendim. Bir gece sosyalmedyadan bir mesaj: "Hocam, ben şu dersi bırakmak ve şu dersi alarak yerinesaydırmak istiyorum ama ben yapamıyorum; siz yapacakmışsınız."
"Kölehoca" olarak ben gecenin o vaktinde zaten böyle bir emir bekliyordum. Sınıfınwebdeki sayfasını açtım. Öğrencinin adını aradım. Bulamadım. Bulacaktım kitıklayıp aldığı dersleri görecektim. Listede öğrencinin adını bulamayınca"Herhalde başka danışmanı var ama danışmanının ben olduğumu zannediyor." diyedüşündüm ve sosyal medya mesajına "Senin adın sınıf listesinde yok. Ya başkasınıftasın veya danışmanın ben değilim." diye mesaj yazdım. Bekliyorumbekliyorum, cevap yok. Bir daha yazdım. Bekledim. Gene cevap yok. Birkaç defadaha tekiden yazdım. Gene cevap yok. 45 dakika sonra falan "Hocam benim adım şu,sosyal medyada nickmane (takma isim) kullanıyorum." dedi.
Gelde kızma.
Baştansöylesene ismini!...
Benmüneccim miyim senin nickname'in ile gerçek adını ilişkilendirecek?
Neyse.Dediği dersin yerine alacağı dersi seçmek için ilgili web sayfasına gittim. Dersibuldum ve tıkladım. Sistem "Bu derse saydır" uyarısı verdi yazıyla. Öğrencininalmak istediği dersi tıkladım ve oldu zannedip sistemden çıktım. Ama birşeylerin ters gittiği hissiyle sistemi açıp saydırmayı yapıp yapamadığımabaktım. Olmamış.
Tekrardersi tıkladım "Bu derse saydır" uyarısı çıktı. Alınacak tersi tıkladım ve olduzannettim..
Olmamış.
Dersigene tıkladım "Bu derse saydır" uyarısı çıktı. Alınacak tersi tıkladım ve oldudiye sevindim; baktım gene olmamış.
Ogece
"tıkla,bu derse saydır, tıkla."
Tıkla,bu derse saydır, tıkla
Olmadıbir daha.
Tıkla,bu derse saydır, tıkla.
Geneolmadı ve o gece ben o derse saydırdım da saydırdım.