ABD'de 5 Kasım Salı günü yapılan Başkanlık, Senato ve Temsilciler Meclisi seçimlerini Cumhuriyetçiler kazandı.

ABD'nin 47. Başkanı da Donald Trump oldu.

Trump daha önce de başkanlık yapmış idi.

2020’deki başkanlık seçiminde Başkanlığı Demokrat Biden'e kaptırmış idi.

Trump 2020 seçimlerinde hırsızlık yapıldığını iddia etmişti.

Ama seçimleri tersine çevirememişti.

Aradan 4 yıl geçti ve Trump tekrar ABD Başkanı olmayı başardı.

Bu dönem Trump'un ikinci başkanlık dönemi olacak.

Trump, seçimi hem senatoda hem de Temsilciler Meclisinde Cumhuriyetçiler, çoğunluğu kazanarak başkan seçildi.

Demokrat Biden, Ukrayna - Rusya savaşı ile İsrail'in Gazze'deki soykırımını engelleyemedi veya engellemedi.

Adeta, olayları akışına bıraktı ve adeta seyirci kaldı…

Türkiye'de her on senede ABD kaynaklı askeri darbeler oluyor ve bu darbeler. Demokrasimizin kalitesini düşürüyor, diye şikayet ederiz.

İçimizdeki bazı kalemler de, ABD'deki demokrasiyi parlatarak bize satarlar.

ABD Savunma Bakanlığı olarak bilinen Pentagon (Penç'den geliyor) uzun zamandır kendisine verilen milyar dolarların hesabını Beyaz Saraya veremediği iddia ediliyor.

Yüz milyarlarca Doların hesabı verilemiyor imiş.

Ayrıca, ABD Devletinin 36 trilyon dolar borcu da varmış.

Derin ABD, görünen ABD'yi dinlemiyor.

Bu gerçekler, bize gösterilen ABD demokrasisinin ters yüzüdür.

Trump seçimi kazanınca TV'ye çıkıp, önce seçmenine teşekkür etti, sonra da “ABD'nin yönetimi bize geçmiştir" dedi.

Trump derin Amerika ile geçinebilecek mi?

Seçimden sonraki teşekkür konuşmasında Trump hızını alamadı ve "Epstein dosyalarını açacağım" vaadinde bulundu.

Epstein bir Mossad ajanı idi…

Epstein, bazı ABD'li politikacı ve askerler ile dünya liderlerini ıssız adasına davet ediyor, onlara partiler düzenleyerek, misafirlerini zor duruma düşürecek videolar çekiyordu.

Sonra da misafirleri önemli noktalara gelince, bu videolar ile onları tehdit ediyor ve istedikleri gibi hareket etmelerini sağlıyor idi.

"Su testisi su yolunda kırılır" misali Epstein hapishanede öldürüldü.

Eğer Trump, Epstein'in videolarını yayınlar ise ABD'nin altı üstüne gelir.

Epstein'in videolarında çok güçlü ve ünlü insanlar var.

Hatta, prensler bile varmış.

Bu insanlar Epstein'in videolarının yayınlanmasına izin verirler mi?

ABD, başkanlarına suikast yapılması ile ünlü bir ülkedir.

1963 yılında ABD Başkanı J.F. Kennedy Dallas kentinde öldürülmüştü…

ABD Başkanı Ronald Regan’da 1981 yılında bir suikasta maruz kalmış ve ölümden zor dönmüştü...

Trump’da son seçim mitingi sırasında bir suikasttan kıl payı kurtuldu.

1865 yılında suikaste uğrayan Başkan Lincoln ile diğerler başkanları yazmıyorum bile.

Cumhuriyetçi Trump tüccar kafalı bir başkan.

Trump, yaptığı her işte "Bu iş ne götürüyor ne getiriyor" hesabını yapan bir kişi.

Trump ayrıca "Ben savaş istemiyorum. Savaş çıkarmayacağım ve savaşları bitireceğim" diye taahhütte bulunuyor.

Buna karşı, "Savaşlar çıksa da para kazansak" diye düşünen güçlü bir silah lobisi de var ABD'de.

Türkiye - ABD ilişkilerine gelirsek, Türkiye- ABD ilişkileri genellikle Cumhuriyetçi başkanlar döneminde daha iyi olmuştur.

Demokrat Başkanlar ise, bize söz vermişler, sözlerinde durmamışlardır...

Aslında, ABD'nin rakibi İngiliz Hanedanı yani, 16 üyeli İngiliz Milletler Topluluğu başındaki Hanedandır.

İngiliz Hanedanı, dünya liderliğinin ABD'ye geçmesini içine bir türlü sindiremedi.

Petrol ve doğal gaz zengini Orta - Doğudaki karışıklığın ve terörün de temelinde İngiliz Hanedanı bulunuyor...

İngiliz Hanesini, 2,4 milyar insanı etkiliyor.

İngiliz Milletler Topluluğu, Çin'e teknoloji ve sermaye akıtarak onu dev haline getirdi.

Çin, enerji ihtiyacının çoğunu İran'dan temin ediyor.

Trump "Savaş çıkarmayacağım, savaşları bitireceğim" diyor ama dünyada başka güç odakları da var.

Bunlar, AB, Çin, Rusya, Hindistan ve İngiliz Devletler Topluluğu.

ABD, önce AB'yi güç odağı olmaktan çıkarmak istiyor.

ABD işe, AB'nin Rusya’dan Avrupa'ya gelen kuzey I ve II boru hatlarını tahrip ederek başladı…

Bu saldırı karşısında ne Rusya, ne de AB yeterli tepkiyi vermediler…

İnsan, bu durum karşısında "Acaba ABD ile Rusya gizli ortak mı?" diye düşünmeden edemiyor.

ABD, AB'nin enerji ihtiyacını Orta - Doğudan temin etmesini engellemek için de, İsrail ve terör örgütlerini kullanıyor.

AB ise, Orta - Doğu petrollerine ulaşması için, Türkiye'yi yanına alması gerekir iken, tam tersini yapıyor.

AB, Türkiye konusunda aklı ile değil, duyguları ile hareket ediyor.

Daha doğrusu AB, dini duyguları ile hareket ediyor veya ettiriliyor bunu tam bilemiyoruz.

AB, ABD'nin engellemesini kabul edecek ve kenara çekilecek bir topluluk değil...

Diğer yanda BRICS diye bir topluluk oluşturuyor.

Ama, BRICS üyesi Hindistan'da, BRICS üyesi Çin mallarının satışı yasak imiş.

Bunlar olurken Türkiye, Türk Devletler Teşkilatını (TDT)  tahkim ediyor.

Bir taraftan da Türkiye, BRICS'e üye olmak için müracaat ediyor.

AB, hala inatla Türkiye’yi birliğin dışında tutmakta devam ediyor.

Tüm bunlar olurken yeniden göreve gelen Trump, "ABD'yi tekrar büyüteceğim. Gerekirse Çin'e karşı gümrük duvarlarını yükseleceğim. Fabrikalar tekrar ABD'ye dönecek" diyor.

Hatta Trump hızını alamıyor "İcap ederse AB, Meksika ve Kanada'ya karşı da gümrük duvarlarını yükselteceğim" diyor.

Kimse de "Peki ABD'li iş insanları neden fabrikalarını Çin'e ve ABD'nin dışına taşıdı?" sorusunu sormuyor.

ABD'de mavi yakalıların maliyetleri çok yüksek.

Çin gibi ülkelerde ise, işçi ücretleri, makul ve rekabet edebilecek seviyede.

Trump, Çin'i köşeye sıkıştırayım der iken, Çin de elindeki ABD devlet tahvilleri piyasaya sürer ise, ABD'nin durumu ne olur?

ABD'nin 36 trilyon borcunun önemli bir kısmı Çin' ait.

Dünyamız, ABD, AB, İngiltere, Çin, Rusya, Hindistan’ı gibi güç odaklarının patronluk savaşına sahne olacağa benziyor.

Büyük bir paylaşım savaşının arifesindeyiz.

Filler kavga ederken iken, olan çimlere olurmuş.

Çok dikkatli olmak zorundayız.

Hiç bir güç odağının iddiasından vaz geçmeye niyeti yok...

Türkiye böyle bir zeminde tercihini doğru ve uygulanabilir bir şekilde yapmalıdır.

Bu haller iç politikamızı da şekillendiriyor.

Türkiye, liderlerin ne dediklerine değil, niyetlerini doğru okuyup ona göre davranmak zorunda…

Aksi halde bu günlerimizi bile çok ararız.

Neler olacağını yaşayıp göreceğiz…