Hz. Yakup Hz. İbrahim’in torunudur

Hz. Yakup'un babası da Hz. İshak'tır.

Hz. Yakup, peygamberliği, annesi Rahel''in yardımı ile ağabeyi Esav'dan çalmış ve annesinin önerisi ile teyzelerinin yanına kaçmıştır.

Yakup, teyzesinin kocası tarafından aldatılarak önce büyük kızı, sonra da küçük kızı ile evlendirilmiştir.

Toplamda on iki erkek çocuğu olmuştur.

Hz Yakup, son çocuğu Yusuf'u çok sevmiştir.

Hz Yakup çocukları arasında öyle ayrımcılık yapmıştır ki, tüm çocukları en küçükleri olan Yusuf'a düşman olmuşlardır.

Kardeşleri, Yusuf'u önce kuyuya atmışlar, sonra da onu kuyudan çıkarıp Mısır'a giden bir kervana satmışlardır.

Çocukları arasında sağlıklı bir ilişki ve saygı sağlayamayan Hz Yakup ile karşı karşıyayız.

İsrail adının da, Hz Yakup'un lakabı olduğunu hiç unutmayalım

Yusuf, Mısır’da önemli bir makama gelince ağabeylerini af etmiş ve ailesini Mısır’a getirmiştir.

Yusuf ölünce, Yahudiler Mısır’da sıradan insanlar olmuşlar, yani Fravun'un hizmetkarı olmuşlardır

Yusuf ve ailesinin soyundan gelenler, bazılarına göre 800 yıl, bazılarına göre de bin yıldan fazla Mısır’da köle olarak çalışmış, yani Mısır’da kalmışlardır.

En sonunda Hz Musa, Yahudileri Mısır’dan kurtarmıştır.

Hz Musa, beraberinde Mısır'dan çıkardığı Yahudileri, Firavun ve ordusundan, Kızıldeniz’i asası ile yararak kurtarmıştır.

Kızıldeniz’den geçen Musa ve Yahudileri gören Firavun, Kızıldeniz’i geçmeye kalkınca deniz suları birleşmiş, Firavun ve ordusu sular altında helak olmuştur.

Tüm bunlar, Mısır'dan kaçan Yahudilerin gözlerinin önünde olmuştur.

Hz. Musa, Sina çölünde ‘Tanrı’dan son emri almak için dağa çıkmıştı.

Hz. Musa, biraz gecikince, onu bekleyen Yahudiler altınlarını eriterek altından bir buzağı yapmışlar ve buzağıya tapmaya başlarlar idi.

Hz. Musa, dağdan Tanrıdan aldığı on emri ile geri dönünce, altın buzağıya tapan Yahudilere çok kızmıştı.

Hz. Musa, Yahudileri Firavundan kurtarmış, Firavun ve ordusunu Kızıldeniz’de yok etmiş idi.

Yahudiler, Hz. Musa’nın biraz gecikmesi üzerine ‘O’na bile ihanet etmişler idi.

Günümüze gelirsek isek;

Yahudiler, Gazze'de ve İsrail devletinin civarında "Vad edilmiş topraklar inancı" ile her türlü kötülüğü yapıyor.

Bu acımasızlığa "Yapma, Dur, Günahtır. Bu coğrafyada kardeş kardeş Barış içinde yaşayabiliriz" diyen Türkiye'nin 1492 ve 1936 yıllarında mazlum Yahudilere yaptığı iyilikleri bile hatırlamadan, husumetini bize yönlendiriyor.

Yahudilerde vefa duygusunun olmadığını yaşayarak görüyoruz.

Bu gerçeği, on emri almak için dağa çıkan ve Yahudileri, Firavundan kurtaran Hz. Musa'ya, göstermedikleri vefasızlıktan anlamamız gerekiyordu.

Dün, Homo Deus kitabının yazarı Yuval Noah Harari "Yahudiler, Gazze ve çevresinde sebep oldukları olayları ile, tarihte M.Ö. 586 ve MS 66 yılında yaşadıkları iki sürgünden önceki günleri yaşıyorlar" dedi.

Ve Harari "Günümüzün en büyük kahraman Yahudisi, Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski'dir" dedi.

Tüm bu gerçekler ile günümüz dünyasında sinsi sinsi oynanan satranç oyununu siz bir düşünün.

Sudi Arabistan, Kızıldeniz’in kuzeyindeki NEOM adındaki post modern şehri Istail'e devretmek için kuruyor.

Bu bölgenin, vadedilmis topraklar içinde kaldığı gerçeğini unutmamak lazım.

Gazze şeridinde kurulması hayal edilen post modern tatil şehrinin de Vadedilmiş topraklar içinde kaldığını gibi.

Arap Kral ve Emirlikleri, İsrail karşısında ölüm uykusuna dalmış gibi gözüküyorlar.

Hayat,"Dün dündür, bugün de bugündür" diye hareket eden ve "Vefa, merhamet, adalet, kardeşlik" duygularından nasibini alamayan ve sadece "Güçlünün yaşamaya hakki vardır" inancı ile davranan insanlardan oluşan bir serüven.

Eugene adi bile korkunç bir kelimedir.

Eugene, "Yaşamayı hak edenler" demektir.

Bu isim hala batıda özellikle kullanılıyor.

Çok korkunç ama masif bir gerçek ile karşı karşıyayız.

Çok dikkatli olmak zorundayız.

Bu da yetmiyor, çok güçlü olmalıyız.

İnsan olmak çok zor bir iş…