Muğla ili son 50 yıl içinde turizm konusunda öne çıktı.

Muğla ili aynı zamanda da ikinci konut dediğimiz yazlık evler konusunda da öne çıktı.

Sahillerimizde birçok ikinci konut kooperatifi kuruldu ve binlerce ikinci konut yapıldı.

Bu yazlık evlere sahip aileler 40 - 50 yıldır aynı evlerine gelip 6 ay tatil yapıyorlar.

Tatilde geçen ideal zamanın 20 - 30 gün olduğu düşünülür ise, tatili altı ayı aynı evde geçirmek insanları huzursuz ediyor…

Bu arada insanlarımızın da çevre bilinci de gelişti.

İnsanlarımız yeni turistik tesis yapımına karşı çıkmaya başladılar.

Bugün Bodrum yarım adasında 5 - 7 yıldızlı turistik tesislerin yapımına bile karşı çıkan insanlarımız var.

Bunun da mantıklı bir yanı var.

Sahillerimizin kapasitesini zorlamamak lazım.

Peki o zaman ne yapmalıyız?

Sahillerimizdeki ikinci konutları bir organizasyon ile turistik tesislere dönüştürebilmeliyiz.

Bu iş, bir organizasyon meselesidir.

Bu organizasyonu Büyükşehir Belediyeleri ile Turizm Bakanlığı birlikte yapabilir.

Böylece ikinci konut sahipleri ek ekonomik kazanç sağlayarak, tatillerini başka yerlerde yapabileceklerdir.

Yeni tesisler yapılmadığı için de, sahillerin kapasitesini de zorlamamış olacağız.

Böylece, sahillerdeki yazlık evlerin organize şekilde Türk turizmine ve ekonomisine kazandırmış oluruz..

Yazlık ev sahipleri ayrıca karşılıklı yazlıklarını değiştirilerek değişik yerlerde tatil yapma imkanına da kavuşabilirler.

Sitelerde kiralanan evlerden elde edilen gelirlerin bir kısmı bir havuzda toplanarak, sitelerin her sene bakımları da yapılır ve yazlık evlerin ömürleri de uzatılmış olur.

Muğla ve diğer illerimizin sahillerindeki yüzlerce yazlık sahipleri ve Türk turizmi bu girişimi yapacak, Turizm gönüllerini bekliyor...

Yaparsak olur, yapamaz isek olmaz…