Daha planlı şehirlerimiz olsun diye imar planları yaptık.

İmar planlarını yaparken Harita Mühendisleri, Şehir Plancıları, Mimarlar baş başa verdiler en mükemmel imar planlarını yaptılar.

Veya öyle sandılar.

Netice ortada.

Osmanlı döneminde bol yeşillikli şehirlerimiz adeta betonun kötü kullanımıyla yaşanması zor şehirlere dönüştüler...

Aslında çimento mucizevi bir malzeme idi.

Çimento akıllı, zevkli ve bilinçli insanın elinde mucizeler yaratmaya yarar iken, bilinçsiz, zevksiz ve beceriksiz insanların elinde de ucubeler yarattı.

Neden böyle oldu?

1957 yılına kadar her şehir imar planını, mimari çözümleri kendi bünyesi de yapıyor ve hayata geçiriyordu.

Bunu da o yörenin tecrübeli ustaları vasıtası ile yapıyorlardı.

1957 yılında 6785 sayılı imar yasası çıkarıldı.

Tüm güzellikler, 6785 sayılı imar yasası ile tersine döndü.

6785 sayılı yasa ile Ardahan'dan Edirne'ye kadar her belediyemizde yapılan imar planlarının onama yetkisi Ankara'ya devredildi.

Ülkenin her yerinden gelen imar planlarını incelemek ve zamanında onamak mümkün olmuyordu.

Ayrıca en küçük bir imar planı tadilatı da Ankara'nın onamasına muhtaç idi.

İmar planı onama işi tıkanmış idi.

Daha önce şehirlerimiz şekillendiren alaylı ustaları da, bir kenara ittik.

Meydan mektepli mühendis ve mimarlara kalmıştı.

Şehirlerimizin gecekondulaşmaya başlaması, alaylı - mektepli, yani yöresel ustalar ile mektepli mühendis ve mimar kavgası yüzünden olmuştu.

Bu yanlış 1985 yılına kadar devam etti.

1985 yılında 3195 sayılı İmar Yasası ile imar planı yapma ve onama yetkisi belediyelere iade edildi.

Tabi, bazı istisnaları da var idi...

Ama olan olmuştu.

Mektepli mühendis ve mimarlarımızın bir kısmı görevlerini kötüye kullanarak şehirlerimizin gecekondulaşmasına katkıda bulundular / bulunuyorlar.

İşler her geçen gün de çirkinleşiyordu…

Mimari ve mühendislik hizmetlerinin fahiş fiyatlara ulaşması da, kaçak yapılaşmayı tetikledi.

Kaçak yapılaşmayı da yeterince engelleyemedik.

Avrupa'da kaçak yapılaşma oranı bize göre çok düşüktür...

Nedeni de çok basittir...

Avrupa’da kaçak yapıdan sorumlu tutulanların başında o belediyenin Belediye Başkanı ile İmar Müdürü ve yetkilileri geliyor.

Biz de ise, yalnız kaçak inşaatı yapan vatandaş suçlanıyor.

Kaçak yapılaşmadan, hatta kaçak mahalle oluşmasından o Belediye Başkanı ve İmar Müdürlüğü nasıl suçsuz kabul edilebilir, anlamak mümkün değil...

Bakalım bu gerçeğin ne zaman farkına varıp, şehirlerimizi daha yaşanır hale getirebileceğiz?