" Şimdisonbahar ya! ..
Var gücüyle sararıyor yapraklar
Var gücüyle dökülüyorlar
Şiirime dökülüyorlar sarı sarı
Şiirime dökülüyorlar gökkuşağı
Beni sen sanıyorlar seni de ben
Hiç kimse olmadığımızı unutuyorlar
Ağırlaşıpuyuyorlar "
Bakiye Candan Ertürk
Okulda geçen bir ömür, güzel hatıralar, nadidepaylaşımlar. Yapılan hataları da içine kattığımızda öğrenim süresinin birtamamlanmadığı, hatta her geçen sene eksikliklerimizin daha bir ayırdına varıpgörüşümüzü daha da genişlettiğimiz farkındalıklarla dolu. Neticede biz deinsanız, insan temayülünde var olan geçişleri bizler de yaşıyoruz. Ve demalzememiz doğrudan insan üzerine kurulu. Sadece kuru bir bilgi duvarı da değilördüğümüz; aslında öğretim olsaydı işimiz çok kolay olurdu. Ama; alan da verende insan olunca, almanın da vermenin de binlerce yolunu, metodunu öğrenseniz deişiniz hiçbir şekilde tamamlanamıyor.
Her insan yepyeni bir dünya keşfedilmesigereken ve siz karşılaştığınız o her yeni insanda kendinizdeki farklı"ben"lere de ulaşıyorsunuz. Sırra kadim Yunus'un mısralarındaki gibi: "Benibende demen bende değilem / Bir ben vardır bende benden içerü"
İşte bu hiç bitmeyen macerada nereye nasıl, nezaman varacağınızı hatta; vardığınızı bilemiyorsunuz. Zamanın bir oyuncağı olmahasebiyle durduğunuz nokta sona gelinen bir nokta değil aslında. Yenibaşlangıçlara götürüyor sizi. Enerjimizin kaynağı karşılıksız sevgiler, inadınaher şeye rağmen size duyulan inançlar. Evet, öğrencilerimiz bize bir kereinandıktan sonra öylesine teslim oluyorlar ki bazen "ben" duygusurotasını daha bir dizginlemek durumunda kalıyor. İnce bir çizgi,"siz" çizgisi araya "saygı"yı katıyor. İşte yaşanan bütünpaylaşımların güzelliklerle, mutluluklarla taçlandığı yerde saygı, tablonuzuntamamlanmasına olanak veriyor.
Sözümün seyri öğrencilerime yönelmeden ilkkavşakta dönüyorum. Çünkü söz onlara çevrilince, yolumun istikametinisaptayamıyorum. Onca yaşanmışlık, onca paylaşım, onca güzellik sözün manasınıkaybettiriyor. Onlar bizim ummanımız, onlarda kaybolmak her öğretmenin en büyüksermayesi, en büyük hazinesi.
Kavşakta beni bekleyen bir öğretmenim var. BirMuğla hanımefendisi. Sözünde, tavrında ruhuna, kişiliğine işlemiş saflık,nezaket, edep sizi kendine hemen çekiyor. Sanki o, bu dünyanın insanı değil.Ruhundan insana yansıyan özdelikte bu var, sanki bir kılavuz. Onu gördüğünüzdehemen toparlanma ihtiyacı duyuyorsunuz. Sözcükleriniz, vücut diliniz onunkarşısında haddeden geçmek zorunda. Asırlar öncesinden buraya tevdi edilmiş"haddeden geçmiş nezaket" karşısında ancak saygı duyabilirsiniz.
Yıllardır beraber çalıştığım değerli büyüğümiçin, gerçek anlamda edebin öğretmeni diyebilirim. Çok şey öğrendiğimöğretmenimden bende kalan en güzel hatıra biraz da gönülsüz aldığım 1950'liyıllara ait iki edebiyat dergisidir. Ama onun yanında yüzlerce anekdot, güzelsözler, şiirler, görkemli bir edebiyat bahçesinden derlenebilecek nicegüzellikler. İnsan bundan daha güzel nasıl bir mirasa sahip olabilir ki.
Yıllar geçtikçe öğrencilerine ondan yansıyanberraklık, huzur ve mutluluk bana, bir öğretmenin insan hayatında nasıl manidarizler bırakabileceğinin de bir göstergesi oldu. Ortak öğrencilerimiz, heleonlar.. Hepsi bizim dostumuz, sırdaşımız, gönül yarenimiz oldu. Hepsi de güzelyerlerde. Bana düşen ise üstadımın çıraklığını yapmaktı. Bu bile o kadar büyükhazineydi benim için.
Ve ardı sıra iki sözcük tamamlıyoröğretmenimin gölgesinden yansıyanları: "Hoşgörü ve tevazu!" Her neşart altında olursa olsun karşındakinin "insan" olduğunu unutmayan,"Yaradan"ın en büyük bahşı olan insana o aynadan bakan bir sevgi.Koşulsuz merhamet ve sevgi. Çekilen çile hükmünce elde edilecek sevgi. Nasılayırt edilir bir gönül hükmüdür ki bu, çilesiz anlaşılmıyor. Sır olgunlaşmadanolunmayacağında saklı. Dokunuşların arasında tevazu da bir zemin oluşturmuş.Her yerde ve zamanda tamamlıyor. Söz manaya da burada derinlik katıyor. Ne isen"o" ol! Ne varsa sende sadece "onu" göster, "onu"paylaş. Bu yetiyor mu yetmekte, yetmeli de.
Meleklerin gölgesi dokunur insan suretindehayata. Ve size "insan" olarak öyle bir dokunur ki iyiliğe, güzelliğeve de insana bakışınız değişir. Aydınlanırken temizlenir ruhunuz. Kaybımız,acımız büyük. Bizi bırakıp cennete yürüyorlar bütün güzellikleriyle. Bu seneiki canım ablamı kaybetmenin sarsıntısını yaşıyorum. Zarafetin, ince ruh betimlemesininkarşılığı kıymetli büyüğüm Bakiye Candan Ertürk'ü sonsuzluk mekanınauğurluyoruz. Rabbim rahmetiyle muamele eylesin. Biliyorum ardında melekgölgesinin dokunduğu arkadaşlar, kardeşler, öğrenciler bırakıyor.
Sevgili ailesi Adile Buket Istanbullu, CihanErtürk ve sevgili Can Ertürk'e sabırlar diliyorum.
Edebin, şiirin öğretmeni kendisi de bir şiirolmasına rağmen paylaşmaz içindeki kendinden olan güzellikleri, şiirbahçesinden yakalayabildiklerimiz kadarıdır bildiklerimiz. Şair ruhunu yansıtsada şiirinden dem vurmaz.
İnşallah gelecekte bir gün paylaşıma açar dabir "kitap"ta okuma talihine kavuşuruz. Onun yazmayı istediğimiz sözcüklersıralanmış, bekleyedursun; biz O'nun öğrettiği çizgiden gidelim, dem vuralım.Saygı saygınlığı getirir, edebin öğretmeni Bakiye Candan Ertürk büyüğüm de bunufazlasıyla hak ediyor. Sözlerimiz bir veda değil aslında, yepyeni bir yaşamvadisine merhaba.