Masonlar Osmanlı Hakanlığını 100 yılda yıkabilmişti. Bugünkü Masonlar pekçok ortak buldular ve hızlı girdiler. Neredeyse işi bitireceklerdi. Fakat deneyimlive cesur olan iktidara çaptılar. 1960'da ABD var, İsrail var, CHP var, MilletPartisi var. Arada asker ile CHP ortak hep var. 28 Şubat 1997'de resmenFethullah örgütü devrededir. Ergenekon ihtilal örgütünü yargılayan hukukFetö'nün adamlarıdır. Sonunda af edende onlardır.
Bunlar; Mısır olayına hepsibirden destek oldular. Suriye konusunda diktatörden yana oldular. Rus ile savaşhali olunca bunlar Ruslardan yana oldular, bu rezaletin son halkası. Fetö'nüngazetelerine kayyum konunca bilenler ve içinde yaşayan ve terk edenlerdenHüseyin Gülerce yazımı devam ediyor.
Kayyumdan sonraZaman - Hüseyin Gülerce
İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliği,İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımın talebi üzerine Zaman Gazetesi'ni de bünyesindebulunduran Feza Gazetecilik Şirketi'ne kayyum atanmasına karar verdi. Hâkimlikkararını, şirketin "Fethullahçı Terör Örgütü/ Paralel Devlet Yapılanması"(FETÖ/PDY) faaliyetleri kapsamında ve örgüt faaliyetlerine destek olacakşekilde kullanıldığı yönünde kuvvetli deliller bulunması" gerekçesinedayandırdı.
Nereden nereye... 1989 Ekim'indenitibaren 24 yıl yazarlığını ve 5 yıl genel müdürlüğü ile genel yayın yönetmenliğiniyaptığım gazete, bu noktaya mı gelecekti?
Ne olduysa, 7 Şubat MİT krizindensonra oldu. Fethullah Gülen, gerçek yüzünü ilk defa, (bakınız ilk defa diyorum)bu olayda gösterdi. 12 Şubat'ta Zaman'da "Görevden alınan savcıların yaptıklarıhep doğru çıktı" başlığı ile birinci sayfadan bir analiz yayınlandı. Zamangazetesinin sayfaları Pennsylvania'ya Gülen'e fakslanır ve onun kontrolündensonra basılır. Ben bu başlığı görür görmez F. Gülen'in Başbakan Erdoğan'a savaşaçtığına karar verdim. Benim için bu bir kırılmaydı. Bu analiz başlığı birfırtınanın habercisiydi. Birkaç gün sonra Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'ndaZaman (temsilen Abdülhamit Bilici vardı), Samanyolu TV ve vakıf yöneticilerinebu yanlışlığı, F. Gülen'e iletecekleri şekilde söyledim. Bir şey değişmediğigibi Haziran 2013'teki Gezi olaylarında Zaman'da Başbakan Erdoğan'a alenihakaretler ve açıktan düşmanlık başladı. Bu düşmanlık, Gülenin talimatlarıylatabanda mütevellilere kadar sirayet etti. Sonrasını biliyoruz. Gülen 17/25Aralık darbesinde Zaman'ı cepheye sürdü. 30 Mart yerel seçimlerinde, İstanbulve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlıklarının CHP'ye geçmesi, 10 AğustosCumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan'ın engellenmesi için Zaman, gazeteciliğibırakarak yalın kılıç savaş verdi. En akıl almaz savrulma ise genel seçimlerdeHDP'nin desteklenmesi ve 7 Haziran'dan sonra Zaman'ın ısrarla CHP-HDP hükümetikurulması için yayın yapması oldu.
20 Aralık 2013'teki beddua seansıile perçinlenerek "Hoca efendi" Fethullah Gülen olmuş, "Hizmet Hareketi" "Gülenizm'eevrilmiş, yargıda, emniyette, TSK'da ve bakanlık bürokrasisinde devleti elegeçirmek için "legal görünümlü illegal yapı" iddiası ile davalar açılmayabaşlanmıştı.
Zaman, o milletin kürsüsü olmaiddiasındaki Zaman değildi artık. Cinnet geçirmiş gibi Cumhurbaşkanına,hükümete saldıran, hakaretler yağdıran F. Gülen, PKK terörünü arkalayıp TSK'yıkendi halkına katliam yapmakla suçlayan akademisyenlerin bildirisine de sahipçıkarak savaşı sürdürüyor. PKK terörüne Paralel bu saldırıya, devlet seyircikalamazdı. Terör örgütü kabul ettiği bir yapının medya, finans ve insankaynaklarını hangi devlet olsa kurutmaya çalışır, ihanete varan faaliyetleriönler.
Gülenin gözünün döndüğü şuradanbelli. Yıllarca sokağa, direnişe karşı çıkmış iken, bugün Zaman'ın kapısına kadınlarıgönderiyor. Öne vicdansızca, merhametsizce başörtülüleri dikerek dünya haberajanslarına, televizyonlarına, kamuoyuna provokatör görüntüler servis ediyor.Hâlbuki Gülen, "kimse direnmesin Zaman'ın önüne kimse gitmesin" dese tek kişiolmaz orada. Pennsylvania'dan talimatlar göndererek, masum çalışanları savaşasüren sonra da onların işten çıkarılmalarına sebep olan adam vicdan sahibiolamaz.
Kayyumdan sonra Zaman falankalmayacak. Gülen istediği kadar Pennsylvania'dan umut zehri göndermeye devametsin. İstediği kadar ABD, AB, küresel medya destek çıksın, millet nazarındabittiler. Güven ve itibarları kalmadı. Millete yaslanmayanların sonu hep hüsranolmuştur...