Konuya Muğla ilinden başlayalım.
Bafa gölünün kuzeyinde Beşparmak dağları var.
Bu dağlara Latmos dağları deniyor, antik devirde.
Latmos dağında geçen bir hikaye var.
Latmos dağlarında çobanlık yapan çok yakışıklı ve genç bir çoban varmış.
Adı, Endimon imiş.
Endimon bir gün keçilerin koyunlarını otlattıktan sonra yorulmuş ve bir çayıra uzanıp, uyuyakalmış.
Endimon'u gören Ay Tanrıçası Selene "Aman ne güzel bir genç bu?" demiş ve güzel bir kıza dönüşerek Latmos dağlarına inmiş.
Endimon ile Selene müthiş bir aşk yaşamışlar.
Her ikisi de çok mutlu imişler…
Endimon nihayetinde bir insan.
Selene "Endimon yaşlanacak, hastalanacak ve bir gün de ölecek" diye düşünmüş.
Bu düşünce Mehtap Tanrısı Selene'yi çok rahatsız etmiş ve Tanrılar Tanrısı Zeus ile konuşmak için İda dağına koşmuş.
Zeus'un huzuruna çıkmış ve "Ey yüce Zeus, ben bir ölümlüye aşık oldum. Lütfen ona ölümsüzlük ver. Yoksa onun yokluğuna dayanamayacağım" demiş.
Zeus, Selene'nin bu isteğini geri çevirmiş.
Selene'nin tüm ısrarına karşı Zeus direnememiş ve sonunda da "Selene, sizin her aşık olduğunuz ölümlüye ölümsüzlük verirsem, İda dağında bize yer kalmaz" demiş.
Selene aşıktır ve isteğinde ısrar eder.
Selene'ye acıyan Zeus "Selene, sana bir tek şekilde yardım edebilirim. Sevgilinin yanına dön. O bir insandır yorulur ve uyur. O'nu uykusunda bir mağaraya yatır. O'nu o mağarada sonsuza kadar uyur halde tutayım" der.
Çaresiz kalan Selene bu teklifi kabul eder ve Latmos dağına döner.
Endimon ve Selene tekrar çılgınca beraber olurlar ve beraber olmanın tadını çıkarırlar.
Neticede Endimon yorulur ve uyur kalır.
Selene Endimon'u kucaklar ve bir mağarada uyurken bırakır.
Rivayet odur ki Ay Tanrıçası Selene çok sevdiği çoban Endimon'a güzel gözükmek için dünyada en güzel hali ile Bafa gölünde gözükür imiş.
Ay ile ilgili bir çok mitolojik hikaye daha var.
1969 yılında insan olarak Ay'a ilk defa ayak bastık.
Ay'a gittiğimize inanmayanlar var, ama neyse...
Ay'a gidip gelen astronotlar bir detaydan bahsettiler.
Ay'a ayak basan astronotlar her adım attıklarında Ay’ın bir çan gibi ses çıkardığından bahsederek, Ay’ın içi, galiba boş dediler.
1969 yılından sonra da Ay programı adeta bıçak gibi kesildi.
NASA birçok bilgiyi insanlardan saklıyor maalesef.
Evrende yalnız bizim olduğumuza hiç bir zaman inanamadım
Evren o kadar büyük ve trilyonlarca gezegene sahip ki, yalnız olduğumuz benim aklıma pek uygun düşmüyor.
Tanrı, bu kadar müsrif olamaz, diye düşündüm, düşünüyorum.
Dün bir haber düştü medyaya.
Elon Musk, uzay ile uğraşan, yatırımlar yapan zeki, akıllı ve bilgiyi ürüne dönüştüren bir ilim- iş adamıdır.
Elon Musk, uzaya Starling adını verdiği binlerce uydudan oluşan bir sistemin yapımcısı ve sahibi…
Elon Musk, başta haberleşme hizmetinin yanında bilemediğimiz bir çok araştırmayı da yapan bir kişi aynı zamanda…
Elon Musk geçtiğimiz gün (5 Eylül 2025) "Ay doğal bir gezegen değil. Ay yapay bir küre" iddiasında bulundu.
Biz, bizden başka kimse yok Evren'de ön yargısı ile düşündüğümüz için, olaylara tarafsız bakamıyoruz.
Dünyamız kendi etrafında döner ve gece ile gündüzü meydana getirir iken, Ay kendi etrafında dönmüyor.
Ay'ın arka yüzü hakkında hiç bir şey bilmiyoruz.
1969 yılında Ay'ın bir çan gibi ses çıkardığını söyleyenlere göre Ay'ın içinin de boş olma ihtimali var.
Ay'ın içinde ve görünmeyen yüzünde bizi gözetleyen dünya dışı ve bizden çok ileride olan başka bir uygarlık olmaz mı?
Biz ise, burada birbirimizi ve dünyayı yok etmek için, akıllara durgunluk veren davranışlar sergiliyoruz.
Birbirimizi yok edecek korkunç silahlar üretiyoruz.
Birbirimiz ile uğraşmayı bıraksak da, Ay ve çevremizde nelerin olduğu konusuna yönelsek çok iyi olacak.
Ay'ın arka yüzü mitolojik hikayelerde bahsedilen İda Dağı olmasın?
Ay Tanrıçası Selene de Ay'ın gözükmeyen arka yerinden, Bafa gölü kenarındaki Latmos Dağına gelmesin?
"Yok olmaz öyle şey" demek işin kolayıdır.
Bir çok mitolojik hikaye ile üç Semavi dinin anlattıklarını bir daha dikkatlice incelemek ve çalışmak lazım.
Görünenlerden, görünmeyeni bulmak için, merak, özgür bir akıl ile büyük emek gerektirir.
Elon Musk, Carl Sagan gibi insanlar uzayı merak edip, olayların üstüne giderek bugünkü seviyelerine ulaştık.
Uzaya ait bilgilerimiz, Ulubey, Galileo, Copernik gibi insanların merakı ve gayreti ile bugünkü seviyesine gelebildi.
İnsanı, insan yapan, merakı ve çevresini akil gözü ile bakabilmesinde saklıdır.
Siz, çevrenize hangi göz ile bakıyorsunuz ve çevremizde olup bitene merak ediyor musunuz?