Cumartesi günü Menteşe Karabağlar Yaylası Narlı Kahvesinde kavun şenliği vardı.

Muğla ili Sakarın altı ve Sakarın üstü diye iki coğrafi bölgeye ayrılır.

Sakarın altında Seydikemer, Fethiye, Köyceğiz, Ortaca, Dalaman, Marmaris, Datça, Bodrum ve Milas ilçeleri bulunur.

Sakarın üstünde de yayla konumundaki Ula, Menteşe, Yatağan ve Kavaklıdere ilçeleri bulunuyor.

Karabağlar Yaylası'nın benim için özel bir yeri vardır.

23 Eylül sabahı Karabağlar – Ayvalı Kahvesi mevkiindeki yurdumuzda dünyaya merhaba demişim.

Karabağları Koruma ve Güzelleştirme Derneği Başkanı olan sayın Mehmet Üzümlüoğlu, konuşmasında Karabağların sorunlarından bahsetti.

Karabağları bu denli özel yapan kesiklerin bazı kişilerce yok edilerek duvar yapıldığını, söyledi.

Karabağlardaki kesiklerde yetişen ulu ağaçlar, yayla yollarını tünel gibi yapıyor.

Kesiklerin dışındaki yurtlarda tarım yapıldığı için, Karabağları cazip hale getiren kesiklerdeki yeşilliklerdir.

Kesiklerdeki yeşillikleri, yok ederek sınırlara duvar yapmak Karabağları öldürmek anlamına gelir.

Karabağlar'ın maalesef büyük bir sorunu daha var.

Bu sorunu da "Miras" sorunudur.

Bir ölümde Karabağlar’da ki yurtlar, mirasçılar tarafından ifraz edilerek bölünüyor.

Bölünme mümkün olmayınca da yurtlar kaderine terk edilerek harabeye düşüyorlar.

Yurtlar, Karabağlar kültürü olmayan kişilerin eline geçiyor.

Bu da Karabağlar harsının yok olmasına neden oluyor.

Böyle bir hal bizim başımızda da var.

Bu konuda çok düşündüm

Böyle durumlarda yurtlarımızı akrabalar arasında "Devre-mülk" gibi kullanamaz mıyız?

Bu uygulamanın Batı'da örnekleri var.

Bu örnek Karabağlar'da uygulanamaz mı?

Bu konuda, Menteşe Belediyesi öncülük yapabilir.

Böylece yurdlarımız hem tarımın dışına itilmez, hem de güzel yurdlarımızdaki hayat devam eder.

Nizalar da en aza iner.

1950’li yıllarda, insanlarımız Kuşadası, Bodrum ve Marmaris gibi yazlıklara gitmeden önce, Karabağlar Aydın'ın da yazlığı idi.

Aydında Haziran, Temmuz ve Ağustos ayları çok sıcak olur.

Yaz sıcağından kaçmak için Aydınlı bazı aileler Karabağlar'ında olan yurtlarına göçerler idi…

Mesela Ayvalı Kahve mevkiindeki yurdumuzun Doğu komşusu olan yurd Aydınlı Torunlular ailesine aitti.

Sahil turizmi çıkınca bu aileler Kuşadası, Çeşme gibi sahil kasabalarda gitmeye başladılar.

Günümüze gelirsek, dünya hızla sıcak günlere gidiyor.

Zor günlerde Karabağlar insanlarımızın hayatta kalmalarına yardımcı olmaya uygun bir ortama sahip.

Halkımızın, yurtların bir köşesinde yeraltında sığınaklar yaparak içecek ve yiyecek stoklamaları isabetli olacaktır.

Gazze soykırımı, Ukrayna- Rusya savaşının nerelere ulaşacağını şimdiden kestirmek mümkün değil.

Kasım 2024 tarihinde ABD Başkanlık seçiminden sonra dünyamızın ne hal alacağını da bilemiyoruz.

İki yıl önce ABD ordusu Dedeağaç'a büyük bir ordu yığmıştı.

Bugün de ABD'nin dev uçak gemileri, savaş gemileri doğu Akdeniz'de bekliyorlar.

Kıbrıs adası ile Yunanistan'a ait adalara devamlı asker ve silah yağıyorlar…

Bu haller hayra alamet değil.

Biz, içeride parti milliyetçiliğine ve çok farklı açılara takılıp büyük resmi ıskalıyoruz.

Tedbirli olan veya tedbirini alanlar önümüzdeki savaşta daha az acı ve zorluk çekeceklerdir.

Ben yetkili olsam Hamursuz dağının altına sığınaklar inşa ederim.

Tıpkı Kapadokya'daki "Derinkuyu" gibi.

Böyle yapıları günümüzün iş makineleri ile kolaylıkla yapmak mümkündür.

Yaparsak, akıllı çözümler bulursak, hem Karabağları koruyabiliriz hem de büyük bir savaşta Hamursuz dağının altındaki sığınaklarda çoluk ve çocuğumuzu koruyabiliriz, diye düşünüyorum…