Fransızların, Cezayir'i, Afrika'yı soymalarını anlamak bir nebze olsun anlamak mümkündür.
İngilizlerin, Hindistan başta olmak birçok milleti sömürmelerini da anlamak mümkündür.
Ancak, bir kişinin, kendi milletini sömürmesini, soymasını anlamak mümkün değildir.
Son Kahramanmaraş merkezli ve 10 ilimizi perişan eden önce 7,7 dokuz saat sonrada 7,6 şiddetindeki depremde yıkılan binaların altında 40 binden fazla canımızı yitirmemiz, hepimizi perişan etti.
Hammurabi döneminde, bir bina yıkılırsa ve o binada bir insan hayatını kaybederse, binayı inşa eden usta da idam ediliyordu.
Biz yalnız bu ay 40 binden fazla canımızı, depremde yıkılan binaların altında yitirdik.
Yüz binden fazla da yaralımız var.
Neden mi, yaşadık bunca acıyı, bunca faciayı?
İmar planı yaparken ve bu imar planına göre üretilen parsel üzerinde bina yaparken bir çok hatalar yaptık, yanlışlar yaptık.
Bu hatalarımızdan dolayı, bu acıları yaşadık.
Hırsızlıklar da yaptık, görevimizi kötüye de kullandık ve bu kahredici acıları yaşadık.
İnsanlarımızın elinde bulunan tapulu araziler, genellikle tarımsal faaliyet dediğimiz "zilyetlik" kullanımla tapuya bağlanmış ve halkımıza verilmiş tapulardır.
Ülkemizdeki taşlık, kayalık ve tarıma elverişli olmayan araziler ya maliye hazinesine aittir, ya da devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.
Yani, taşlık kayalık araziler maliye hazinesine aittir ve devletimizin elindedir.
TOİI binaları bu araziler üzerinde yapıldığı için, depremde daha dayanıklı oluyorlar.
Biz ise, bu tip alanların imar planlarını yapıp milletimizin hizmetine sunmak yerine, milletimizin elindeki tarım arazileri üzerinde imar planları yaparak, tarım alanlarını meskun haline getirdik.
Böylece hem tarım arazilerinden olduk, hem de binalarımızı yumuşak ve yağmur ile yumuşayan zemin üzerine yaptık.
Büyük bir deprem halinde de doğal olarak başımız derde girdi.
Neden devletin elindeki taşlık kayalık arazilerde imar planları yapmadık?
İmar planı rant demektir..
Hazine arazileri üzerinde yapılacak imar planlarının meydana getirdiği rantın karşılığını kimden alacaksınız ?
İmar planı onayan merciler, devletten rant karşılığı rüşveti alamadığı için, imar planı yapımlarını özel mülkiyetin elinde bulunan tarım arazileri üzerine kaydırmayı tercih etmişlerdir.
Bugün özel bir mülkiyet üzerinde mevzii imar planı yapılırken, rüşvet olaylarının yaşanmadığını kim iddia edebilir?
Ayrıca, mevcut imar planlarındaki kat sayılarının arttırılması da tekrar rüşvet olaylarının sıkça yaşandığı bir alandır.
Üretim yapmadan elde edilen bu zenginlik, insanlarda görgüsüzlüğü tetiklemiştir.
Ayrıca, tarım arazileri üzerinde yükselen binaların yapımında çimento, demir ve malzeme hırsızlığı ile görgüsüz zenginler yarattık.
İnşaatlarda çalışan ehil olmayan çalışanların hatalarını da ilave edersek, adeta cinayetlere davetiye çıkarmış olduk..
Tüm bu akıl dışı uygulamalar ile kötü müteahhitler zenginleşirken, işini doğru ve bilgi ile yapmaya çalışan müteahhitler de geçim sıkıntısı çektiler..
İnsanlarımız da, insanları, altlarındaki arabasını, oturduğu evini, giyim ve kuşamları ve lüks yaşamları ile değerlendirdiğinden, hırsız müteahhitleri makbul ve becerikli insanlar olarak gördüler.
İmar planı ve bina yapımı bilgi ve bu bilgiyi doğru kullanarak yapılmalıdır.
Bina yapımında, imar planı oynamasından, binanın anahtar teslimine kadar geçen safhada görevini kötüye kullananlar, haksız kazanç sahibi olanlar, kendi milletini soymaktadırlar ve KÖTÜ insanlardır.
Bilgi ile yapılan her işte para kazanan herkese saygımız sonsuzdur.
Biz, kötülerden şikâyetçiyiz.
Ayrıca Çağımız, bilgi üreterek kazanma çağıdır.
Bu detayı da ıskalamayalım.
Bu detayı ıskalayanlar, 22. asra bile ulaşamayacaklardır...