1908yılında dış güçlerin desteği ile "Kahrolsun İstibdat, yaşasınHürriyet" sloganı ile mevcut idareye karşı mitingler düzenliyordu.
13Mart 1908 (31 Mart faciası) günü de "Şeriat isteriz" diye yine dışgüçlerin kışkırtması ile büyük bir miting düzenlendi.
Padişahaynı zamanda İslam Dünyasının Halifesi idi.
Ortadabir gariplik vardı, bir provokasyon kokusu vardı.
Ülkediken üstünde idi.
Buolaylardan sonra, 13 Nisan 1909 günü Selanik'ten gelen Hareket ordusu, asayişisağlamak için, İstanbul'u adeta işgal etmiş, şeriat isteyenleri bastırmış veMeclis-i Mebusan'ın tekrar açılmasını sağlamıştı.
Selanik'tengelen Hareket Ordusunda İttihatçı subaylar çoğunlukta idi.
Ozamanlar Hürriyet, Meşrutiyeti istemek anlamına geliyordu.
OsmanlıDevletini Padişah Abdülhamit Han yönetiyordu.
Dişgüçler, İstibdat yönetiminden, Başbakanın (Sadrazamın) etkili olduğuMeşrutiyete geçilmesini istiyordu.
Günümüzdeki,İngiltere, Belçika, Hollanda, Danimarka, İsveç, Norveç, İspanya ve Japonya'daolduğu gibi.
Hareketordusunun müdahalesi ile Meclis-i Mebusan tekrar açılmış, ülkeye sözde Hürriyetgelmişti ve insanlar bilhassa gayrimüslimler sevinç içinde idiler.
Buaralar öyle olaylar ve darbeler yaşandı ki, darbe ile İttihat ve TerakkiCemiyeti yönetime geldi ve batı destekli yanlış kararlar ile 622 yıllık kocaimparatorluk, 10 yıl içinde yani 1908 - 1918 yılları arasında tarih sahnesindenadeta silindi.
Buafet, bu yok oluş üzerine, çılgın, gözü kara bir komutan çıktı ortaya ve"Ya istiklal, ya ölüm" diyerek son bir gayretle arkadaşları ilebirlikte Türkiye Cumhuriyetini kurdular.
Bukomutanın adı Mustafa Kemal Paşa idi.
MustafaKemal paşanın ömrü, Emperyalist ABD, İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunanistan'akarşı mücadele etmekle geçmişti.
BatıEmperyalizmi bizi, kendileri için kutsal olan bu topraklarda hiç istemedi, hâlâda istemiyor...
Batı,demokrasi bahanesi ile kusurlarımızı abartarak öne çıkararak bizi zor durumdabırakmak istedi, hâlâ da istiyor.
Batınınbu huyu ile yaşamayı son iki yüz yıldır zor da olsa alıştık ve geldik bugünlere.....
14Mayıs 2023 pazar günü Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimleri var.
ÜlkeCumhur ve Millet ittifakı olarak ikiye ayrılmış vaziyette.
Cumhurittifakının Cumhurbaşkanı adayı mevcut Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan.
Milletittifakının adayı henüz belli değil.
Milletittifakının Cumhurbaşkanı adayı için amansız bir mücadele veriliyor, halkımız danefesini tutarak belirlenecek adayı bekliyor.
14Mayıs 2023 pazar günü aynı zamanda TBMM üyesi olacak milletvekili seçimi devar.
Yasaçıkarma yetkisi ile donatılan milletvekili adaylarının seçilmesi konusundakimse konuşmuyor.
Görüneno ki, hiç bir partimiz milletvekilliği için ön seçim yapmayacak gibi görünüyor.
Milletvekiliadayları, partilerimizde parti liderleri veya parti piramidinin zirvesinde olankişilerce mi belirlenecekler?
Milletvekiliadaylarını demokrasi kuralları ile belirlenmeyip, partilerimizin liderleritarafından seçilecek ise, bu yöntemin demokrasiye ne kadar uyduğunu sizlerkarar verin...
Buyöntem ile oluşacak TBMM'de demokrasiden bahsedilebilir mi?
Cumhurbaşkanlığıadaylığında gösterdiğimiz, hassasiyeti, milletvekili adayı belirlemede degöstermeliyiz.
Önseçim olmadan seçilen milletvekilleri, liderlerinin sözünden dışarı çıkamazlar.
Buda çok doğaldır.
Dikkatlebakıyorum, basınımız bile liderlerin seçeceği milletvekili adaylarını öyleiçlerine sindirmişler ki, bu gayrı-demokrasi yöntemini uygun görür hale gelmiş,görünüyorlar.
Demokrasilerindenasıl milletvekili seçiliyor ise, biz de aynı yöntem ile milletvekiliadaylarımızı seçebilmeliyiz.
Liderlerinseçtiği veya dış güçlerin işareti ile belirlenen Cumhurbaşkanı veya Milletvekilleriile Demokrasi maalesef olmuyor.
Ayrıca,14 Mayıs 2023 günü yapılacak Cumhurbaşkanı ve Milletvekili seçimi, "Mandamı olacağız, yoksa bağımsız bir ülke mi olacağız? " seçimidir.