Dünya'da ilginç olaylar oluyor.

Dünya adeta yeniden şekilleniyor.

Gücü elinde bulunduranlar, gücü bırakmak istemiyorlar.

Kaybedenler ise, gücü tekrar ele geçirmek için sinsice uğraş veriyorlar.

Çünkü adalet, özgürlük, eşitlik, kardeşlik istekleri güç olmadan hayata geçemiyor.

Bugün kim kimle uğraşıyor?

Bu soruya doğru cevap veremeyen dünyada nelerin olduğunu anlayamaz.

İngiltere 1945 yılında Dünya efendiliğini ABD'ye kaptırdı…

1945 yılından beri ABD "Ben dünyanın efendisiyim" diye her istediğini pervasızca yapıyor.

İngiltere ise, Dünya efendiliğini tekrar ele geçirmek için, ince ve sinsice mücadele veriyor…

Bu mücadele, bir satranç oyunu hassasiyetine veriliyor…

İngiltere Dünya efendiliğini tekrar ele geçirmek için Çin'i bugünkü haline getirdi.

Bunu yaparken de "City of London" un da büyük ölçüde desteğini aldı.

Hatta beraberce yaptılar…

Çin ürettiklerini büyük ölçüde AB ülkelerine satıyor.

İpek yolu dediğimiz yol Çin'den başlayıp Avrupa'ya ulaşıyor…

Çin ile Avrupa arasında düşünülen yeni ipek yolu üç güzergahtan oluşuyor…

Bunlar kuzey, orta ve güney hatları.

Kuzey hattı, Rusya - Ukrayna savaşı ile kullanılamaz bir hale geldi.

Güney hattı olan deniz hattı ise, deniz korsanları ile kullanılamaz bir halde...

Geriye, orta hat dediğimiz Çin'in Sincan bölgesinden başlayan ve Türki Devletler ile Türkiye üzerinden geçen ve Avrupa'ya ulaşan hat kalıyor.

ABD, Çin'i devre dışı bırakmak istiyor…

Çünkü Çin'e 10 yıl içinde müdahale edilmez ise, Çin yenilmez bir güce dönüşecek.

Çin'i çökertmenin bir yolu da ihracatının büyük kısmını yaptığı AB'yi çökertmekten geçiyor…

Çünkü Çin'in müşterisi satın alamaz ise, Çin'de üretimin bir anlamı kalmıyor.

Ukrayna- Rusya savaşının büyümesi AB'nin büyük yara alması anlamına geliyor.

Savaş büyük, Rusya Avrupa'ya saldırırsa ABD ve İngiltere yardıma gelmezler.

ABD, Çin'e pasifikte saldırır ise, iki gücün kavgasından her iki güç de büyük yara alır.

Böyle bir ortamda da İngiltere meydanı boş bulacak ve "Yeni efendi benim" diyecektir.

Bugün İngiltere, Avusturalya, Kanada ve Yeni Zelanda başta olmak üzere BM üyesi 17 devleti Genel Valiler ile yönetiyor.

Acaba evdeki hesap çarşıya uyacak mı?

Nükleer bir savaşa dönüşme ihtimali olan böyle bir senaryo karşısında dünyamızın hali ne olacaktır?

Bir nükleer savaşta insanların yüzde 99,9’u yok olacaktır…

Kıyıda köşede kalan yüzde 1 insan da, uygarlık mücadelesine sil baştan yeniden başlayacaktır.

Bu halin, dünyanın başına bir kaç defa geldiğine, inanıyorum.

Ürdün'deki Baalbek harabeleri, Mısır piramitleri, Peru'daki eserler ile ancak yukarıdan görülebilen grafitler başta olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerindeki eserler, bize bir şeyler söylüyorlar ama, biz bunları anlamamakta inat ediyoruz.

İnsan ihtirasının ve bencilliğinin sınırı, sonu yok.

Bunca nükleer silah ile nükleer enerji ile çalışan uçak gemileri, denizaltılar ve balistik füzeler boşuna yapılmadı herhalde.

Kullanılmayacak silahlar için bunca para neden sarf edilir?

Bu silahlar uzaylılara karşı dünyamızı savunmak için de yapılmadı herhalde?

İnsan, "İlla her şeyin sahibi ben olmalıyım" eşiğini bir türlü aşamadı...

İnsan, kendisi gibi inanmayan, düşünmeyen ve yaşamayan insanları hiç sevmiyor.

Gazze soykırımı bu gerçeği tüm çıplaklığı ile önümüze serdi…

Romalılar boşuna "İnsan, insanın canavarıdır" sözünü söylememişler…

Bakalım ne zaman akıllanacağız ve kaderdaş olduğumuzu fark edeceğiz?