Dünyada göstermelik bir demokrasi oyunu oynanıyor.

ABD Başkanlık seçimi adeta iki yaşlı kişinin arasındaki orta oyununa dönüştü.

AB'de ise, insanlar seçimlerde oy kullanma isteklerini yitirdiler.

AB'de seçime katılma oranları % 20’lere kadar düşmüş durumda

Bizde ise, demokrasi, ön seçim yapılmadan parti piramidinin tepesinde oturanların iki dudağı arasına adaylar belirleniyor.

Partiler babadan oğula, oradan da toruna geçerek yürüyorlar.

Dünya ekonomisine, medyasına hâkim olan kapitalist Burjuva sınıfı "Dünyayı biz yönetiriz. Siz bu işlere karışmayın, kendi sorunlarınızla oyalanın" dercesine davranıyor.

Burjuva kesimi elindeki ekonomi, klasik ve sosyal medya ile Dünya gerçeklerini insanlardan saklayabiliyorlar...

Burjuva sınıfı sahip oldukları holdinglerde kendilerine 60 milyar dolara varan yıllık maaş ayırırken, dünyada yaşayan birçok insan içecek temiz su bile bulamıyor.

Gazze'de yaşananlar bunun en büyük göstergesi.

Ayrıca, binlerce kişi çoluk çocuk daha iyi bir hayata kavuşmak için ABD ve AB sınırlarını zorlayarak sığınmacı konumuna düşüyor.

Tüm bu tezatlar dünyamızda yaşanıyor…

Burjuvalar, her geçen gün kahredici silahlar üreterek hem daha zengin oluyorlar hem de bir hedefe doğru hıza yol alıyorlar.

Burjuva sınıfı daha uzun yaşamak için, organ nakli de yaptırıyor...

Bunun için de çocuk organları ticareti yapan mafya tipi organizasyonlar oluşuyor.

Demokratik yöntemler ile yönetime gelecekleri, yönetebilmek için, potansiyel politikacıları küçük çocuklar ile kirletiyorlar.

Bunun için, potansiyel liderlerin, eğlence ve içkili hallerindeki videolarını çekiyor ve bu videoları yeri geldiğinde acımasızca kullanılıyorlar..

Burjuva sınıfı sıradan insanlara karşı kullanmak için yapay zekalı robot yapımına da çok büyük yatırımlar yapıyor.

Yapay zekalı robotlar ile mavi yakalı insanların yaptığı işleri robotlara yaptırmayı ve kendilerine dikensiz bir gül bahçesi yaratmak istiyorlar...

Tüm bu göstergeler, dünyadaki insan yaşamının karanlık bir noktaya doğru hızla sürüklendiğini gösteriyor.

İnsanoğlu, bir türlü kendi cinsini sevemedi gitti.

İnsanlık bir yok oluşun eşeğinde bulunuyor…

Bana göre insanlık daha önce de bu noktaya bir kaç kere geldi ve büyük acılar çekti.

Kutsal kitaplar, arkeolojik araştırmalar bu gerçeği söylüyorlar.

Ama biz bu gerçeği kör gözle bakmayı tercih ediyoruz.

Dünyamız 4,5 milyar yaşında.

Dünyada 200 milyon yıldır yaşam bulunduğu, biliniyor.

Buna karşı insanlık tarihinin 20 bin yılık kısmını yarım yamalak biliyoruz.

Daha öncesini pek merak etmiyoruz...

İlim insanları "Yirmi bin yıl önceki yaşam iddiasının kanıtları var mı?" diye tepki veriyorlar.

İnsan evladı yalnız akıldan ibaret değil…

İnsan, düşünme, hayal etme, bazı detaylardan da bütünü görebilme yeteneğine sahip bir canlı türü.

Bakalım, insan, akıllanıp, diğer özelliklerini devreye sokarak "Benim oğlum bina okur, döner dolaşır tekrar okur" tuzağından ne zaman kurtulacağız?

Bu gidiş iyi bir gidiş değil...