Bizim ilk ve ortaokullardaki tarih derslerindesavaşların nedenleri üzerinde pek durulmaz.
Hâlbuki savaşların mutlaka bir nedeni vardır.
Devletler şan - şöhret olsun diye savaşmazlar.
Bir örnek verilmek gerekirse, I. Dünya savaşınıgösterebiliriz.
I. Dünya savaşı bir paylaşın savaşı idi.
1800'lü yılların sonuna doğru petrolün önemianlaşılmıştı.
Petrol, kömürden daha randımanlı idi.
1915 yılında bize sığınan iki Alman savaş gemisi olanGoben ve Bratislava (Sonradan Yavuz ve Midilli adını aldılar) kömürle çalışanbuharlı gemilerdi.
Halbuki İngilizlerin elindeki savaş gemileri petrolünürünü olan mazot ile çalışan dizel motorlar ile hareket ediyorlardı.
Mazot ile çalışan gemiler daha hızlı giriyorlar vemanevra kabiliyeti daha fazla olduğu gibi, mazot kömürden daha az yer işgalettiği için gemide mühimmat ve personel için daha fazla yer kalıyordu.
1915 yılına kadar petrol, Osmanlı topraklarında idi.
1915 yılında Irak, Kuveyt, Sudi Arabistan, Katar,Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri toprakları, Osmanlı Devleti topraklarıidi.
Batı, bu toprakların Osmanlı Devletinden alınıp,İngiltere'deki dev küresel şirketlerin olması gerekiyor, diye düşünüyordu.
Bunun gerçekleşmesi için, dev küresel şirketler,İngiliz donanmasını ve ordusunu finanse ettiler.
Kaz gelen yerden tavuk esirgemezdi.
Neticede petrol zengini topraklar, Osmanlı Devletininelinden alındı ve küresel şirketlere verildi.
Böylece küresel şirketler, tahmin edemeyeceğimiz kadarzengin oldular.
Bu arada Türk milleti de büyük acılar çekti vemilyonlarca insanını yitirdi.
Türkiye Cumhuriyeti kurulunca da, bu gerçeğigölgelemek için okullarda, yeni Türkiye Cumhuriyeti halk arasında kabul görsündiye, devamlı Osmanlı Devletini kötüleyen bir eğitim programı uygulandı.
Sanki kurtuluş savaşımızı Osmanlı Devletine karşıyapmışız gibi aklımızla alay ettiler.
Bu eğitim sistemi, bir İngiliz projesi idi.
Böylece, İngilizlerin petrol hırsızlığı gölgelenmişoluyordu.
Olan oldu ve geldik bugünlere.
Günümüzde tekrar büyük bir paylaşım savaşınınariflerindeyiz.
Karadeniz ve doğu Akdeniz'de denizlerin altında bolmiktarda doğal gaz ve gaz hidrat bulunuyor.
Küresel şirketler, geleceğin yakıtı olan buzenginliğimizin peşindeler.
Karadeniz'de de, bol miktarda "Hidrojen"enerjisi, bulunuyor.
İşte bu doğal gaz, gaz hidrat ve hidrojene gözünüdikmiş olan küresel güçler, 1918 yılında olduğu gibi, denizlerimizdeki buzenginliğimizin üzerine tekrar çökmek istiyorlar.
Türkiye de, "Benim bölgemde olan bu zenginliktenpayımı isterim" tavrı içinde...
Türkiye, yüz yıl önce yediği golü unutamıyor ve yinede adil bir çözüm üreterek "Kazan - Kazan" yöntemini Batıyaöneriyor...
Küresel şirketler ise, deniz altındaki zenginliğintamamına sahip olmak, istiyorlar.
Küresel güçlerin arkalarında, bize karşı donanmalarıile ABD ve AB bulunuyor.
Türkiye ise, yeni araştırma ve sondaj gemileri alarakve donanmasını güçlendirerek bu zenginliğe ulaşmak için ciddi adımlar attı,atıyor.
Türkiye Cumhuriyetinin bu tavrı, Batıyı adeta çılgınaçeviriyor.
Batılılar, 80 yıldır uysal Türkiye'den çokmemnunlardı.
Bugünkü Türkiye yönetiminden hiç memnun değiller.
Türk halkı, 14 Mayıs 2023 pazar günü yapılacak CumhurBaşkanlığı seçimi ile aşağıdaki konuları açıklığa kavuşturacaktır.
Karadeniz ve Akdeniz'in altındaki doğal gaz ve gazhidrat hakkında Cumhur Başkanı adaylarının ne düşündüğünü, Türk halkı çok merakediyor.
Adayların ne düşündüğünü anlamak için, can alıcısorular şunlardır.
1 - Deniz altındaki doğal gazı ve gaz hidrati tekbaşımıza biz mı, çıkarıp, kullanacağız?
2 - Bu gazları, "Kazan - Kazan" yöntemi ileBatı ile beraber çıkarıp küreselciler ile mi değerlendireceğiz?
3 -Yoksa bu zenginliği küresel güçlere mi bırakacağız?
4 - CB Adayları, 27 Kasım 2019 tarihinde Libya ileyaptığımız deniz yetki alanları anlaşması konusunda ne düşünüyorlar?
5 - CB Adayları, Ukrayna - Rusya savaşındatarafsızlığımız konusunda ne düşünüyorlar?
6 - CB Adayları savunma sanayimiz hakkında nedüşünüyorlar?
Bu sorular başta olmak üzere adaylara ülkemiziilgilendiren soruların sorulacağı bir TV programını da Türk halkı özelliklearzu ediyor.
85 milyon nüfusu olan Türkiye Cumhuriyetinin başınageçecek olan kişinin, bu konularda ne düşündüğü, Türk halkı için çok önemlidir.
14 Mayıs 2023 pazar günkü ABD ve AB'nin hangi adayıdesteklediği, merak konusudur.
Bu soruların cevabını adaylardan aldıktan ve Batınıntavrını gördükten sonra Türk halkı da, 14 Mayıs 2023 seçiminde oyları ilegeleceğimiz konusunda en doğru kararını verebilecektir....
Yanlış karar verilmesi hâlinde, 1918 yılındaatalarımızın başına gelen felaketi tekrar yasamak işten bile değildir..
14 Mayıs günü karar yüce Türk seçmenindedir.
Not: Çevremizdeki denizlerin altında bulunan bu zenginlikleri, Google'danbakıp, öğrenebilirsiniz.