Ülkemizdeilk defa 1984 yılında 2972 yasa ve 195 sayılı kanun hükmündeki kararname ile üçbüyük kentimiz olan İstanbul, Ankara ve İzmir Büyükşehir Belediye sıfatlarınakavuştular.
6Aralık 2012 tarihinde yayınlanan 6360 sayılı yasa ile Muğla'da BüyükşehirBelediye Başkanlığı sıfatına kavuştu.
5216sayılı Büyükşehir Belediyeler yasasına göre, bir ilin Büyükşehir Belediyesiolabilmesi için o ilin toplam nüfusunun 750 bin den fazla olması gerekiyor.
BüyükşehirBelediyeleri halka daha kaliteli ve hızlı hizmet götürmek için, kuruldular.
Halkahizmet verebilmek için merkezi hükümet ile mahalli yönetimlerin eşgüdüm içindeçalışması gerekiyor.
Maalesefbiz Türk milleti eşgüdüm içinde çalışmayı pek beceremiyoruz.
Helemahalli idare ile merkezi idare ayrı ayrı partilerin elinde olursa, eşgüdümşurada kalsın, aksine inatlaşmalar başlıyor ve olan da hizmet bekleyenhalkımıza, milletimize oluyor.
Budurumu, Muğla ilinde üzülerek yaşıyoruz.
Muğlailinde, mahalli idare ile merkezi idare eşgüdüm içinde çalışamadığı için kacakyapıların kontrol altına alınmasında ve 1400 km den uzun olan sahil kesimindekikasaba ve köylerimizin imar planlarını yapamıyoruz.
Buhalde Muğlalı ve Muğla'ya yerleşmiş insanlarımızın canını yakıyor ve birçoksorunların yaşanmasına neden oluyor.
Busorunlar üzerine, merkezi yönetim, Muğla başta olmak üzere bazı BüyükşehirBelediye sıfatı kazanan illerimizin bu kazanımlarını geri almak ve eski halinegetirmeyi gündemine almış, gözüküyor.
Merkeziidare, Muğla ilinde, Seydikemer, Köyceğiz, Ortaca, Dalaman ve Antalya ilinin Kaşilçesi birleştirilerek FETHİYE merkezli bir il oluşturulmaya çalışılıyor.
Eğerbu proje hayata geçer ise, Muğla ili Ula, Menteşe, Marmaris, Datça, Yatağan,Kavaklıdere, Milas ve Bodrum ilçelerinden oluşan ve nüfusu 750 bin den az olanbir ile dönüşecektir.
Bununda anlamı, Muğla ili Büyükşehir Belediyesinin lav edilmesi, demektir. Hatta,Milas ve Bodrum ilçelerinin de Muğla ilinden ayrılarak yeni bir il olmasınınplanlandığını iddia edenler bile bulunuyor.
Küçükolsun benim olsun, hastalığı ilimize bulaşmış durumda.
Büyükolmak ancak eşgüdümlü çalışmak ve bunu göstermek ile mümkündür.
Eğer,eşgüdümlü çalışmayı beceremez isek, küçülmek zorunda kalırız.
"İllabenim dediğim olacak", "İlla ben ne istiyorsam o olacak"iddiasını devam ettirdiğimiz müddetçe küçülmeye mahkûm kalacağız.
Ayrıca,Sosyal Güvenlik Kurumumuz 40 - 50 yaş arasındaki çalışanları emekli etmeyedevam ederse ve bazı bayan emeklilere de üç maaş verirse, yakında tüm emeklilermaaşlarını alamayacak duruma düşerlerse, kimse şaşmasın.
Böylebir uygulama dünyanın hiçbir devletinde yok, olamaz da.