Bodrum'u1960 yılından bu yana tanırım.
Eskiyollardan giderek, İller Bankası Genel Müdürlüğünden ihale ile aldığımMumcular'ın halihazır haritasını 1974 yılında yapmıştım...
İllerBankası Genel Müdürlüğü, 1980'li yıllarında Bodrum yarımadasının bir bütünolarak planlanması için Halihazır Haritasını yapmıştı.
BuHarita hudutları içinde "Karaada" adındaki ada da bulunuyordu.
BuHalihazır Haritanın yapımının nedeni, Bodrum yarımadasının bir bütün olarakplanlanmasının önünü açmak idi.
Yarımadanınönce 1: 25000, sonra 1: 10000, sonra 1:5000, sonra da 1:1000 ölçekli uygulamaimar planları yayılabilsin, öngörüsü idi.
Böylece,yarımadanın planlanması bir bütünlük içinde olacaktı.
Doğrusuda bu idi, üniversitelerde öğrencilere planlamanın böyle olması gerektiği,öğretiliyordu.
Bodrum'uyönetenler bu yaklaşıma pek sıcak bakmadılar.
Mahalliyöneticiler, Bodrum'u "Mevzii imar planları" ile planlamayı tercihettiler.
Örneğin,bir kooperatif Bodrum yarımadasında bir arazi satın alıyor.
Satınalınan arazinin sahibi kooperatif, harita mühendisi ile şehir plancısınaarazinin mevzii imar planını yaptırıyor ve onanması için belediyeye müracaatediyor.
Belediyede,kooperatiften belediyenin bazı eksikliklerinin giderilmesini talep ediyor.
Meselâ,belediye "Bize bir itfaiye arabası veya çöp arabası hediye edin, biz desizin imar planınızı onaylayalım" diyor.
Tabibu istekler çeşitli konuları da kapsıyor.
Yarımadayıbu yöntemle planlayınca, Bodrum Yarımadası adeta "Yamalı bohçaya"dönüşüyordu.
Halbuki,yarımada bir bütün olarak planlansaydı, başta imar yollarının devamlılığısağlanır ve alt yapı bir bütünlük içinde yapılırdı .
Yarımada,bir bütün olarak planlansa idi, yeşil alanlar, oto parklar, sosyal alanlar dahabüyük, daha kaliteli alanlar olarak planlanabilirdi.
Yarımadanınimar planı, imar yasasının 18. maddesi ile uygulanacağı için de, arazısahipleri arasında bir haksızlık da yapılmamış olurdu.
Birbütün olarak planlama yapılsa idi, imar rantı da en düşük seviyede kalırdı.
Tümbu hizmetleri Turizm ve Kültür Bakanlığı yapmaya hazırdı.
Amaolmadı, mahalli yöneticiler, bu teklife sıcak bakmadılar...
Yapacakbir şey yok, ölen ile olana çare yok.
Ama,Bodrum yarımadasının planlama hatalarından ders çıkarmamız gerekmiyor mu?
Dersaldığımızı sanmıyorum.
Herşey eski tas eski hamam, şeklinde devam ediyor..
Bodrumşehrinin hemen önünde bulunan ve İtalya'daki Capri adasından büyük olan Karaadabulunuyor.
Buada, planlanıp, turizmine örnek bir ada olarak Türk turizme kazandırılamaz mı?
Bupekâlâ mümkün.
Bodrumşehrinin hemen önündeki Karaada'nın güney kısmı planlanarak buraya bir eğlenceadası inşa edilemez mi?
Buturizm adası yapılır ise, Bodrum'un eğlence mahallesi (Barlar caddesi gibiyerler) Karaada'nın güneyine taşınmış olur ve Bodrum'da yaşayan ve Bodrum'adinlenmek için gelenler de eğlence gürültüsünden kurtulmuş olmazlar mı?
Herturist, 18 ile 25 yaş arasında değildir.
Gürültüturizmin düşmanıdır.
Karaada'nıngüneye bakan kısmı tamamen devletimizin mülkiyetindedir.
Bualan planlanıp alt yapısı yapılarak eğlence turizmi ile uğraşan kuruluşlaratahsis edilemez mi?
Bizhâlâ "Orda bir köy var uzakta, gitsek de gitmesek de, o köy bizimköyümüzdür" modundayız.
Karaada'nınkuzey kısmı da doğal hali ile korunur, böylece Bodrum şehrinin görüntüsübozulmamış olur.
MademBodrum yarımadasına kaldıramayacağı büyük yük yükledik, bu yükün önemli birkısmını oluşturan eğlence turizmini Karaada'ya taşımak, doğru bir tercih olmazmı?
Tabibu büyük proje ancak mahalli idare ile merkezi Hükümetin eşgüdümü ile mümkünolur.
Karaada,İtalya'da önemli bir turizm şehrinin hemen karşısında olsa idi, İtalyanlar buadayı bizim gibi başı boş bırakırlar miydi, diye düşünmeden edemiyor insan.
Fethiyeönündeki Şövalye Adasını kullanıma açan, Türkiye Cumhuriyeti, Bodrum şehrikarşısındaki Karaada'ya neden kör gözle bakar 50 yıldır anlayabilmiş değilim.
Hemde, Karaada'nın tamamına yakını Milli Emlak Genel Müdürlüğüne ait iken.