İnsanlarbarış içinde yaşamak istediklerini devamlı söylüyorlar.
Amabir türlü de dünyada barışı sağlayamıyoruz.
İnsanlar,herkes benim gibi düşünsün, herkes benim gibi inansın, inadından bir türlüvazgeçmiyorlar.
Buhâlleri de Dünya barışını imkansız hale getiriyor.
İnsan,boyunun kısalığından, kilosunun fazlalığından, şansının olmadığından ve bir çoközelliğinden hep şikayet eder.
Aynıinsanın istisnasız sevdiği bir yani vardır.
Oda aklıdır.
Kimseaklından şikayetçi değildir ve aklını çok sever.
Buhuyu da, Dünya barışını çıkmaza sokuyor maalesef.
Çevremizdekiolaylara bir bakalım;
Doğukomşumuz Ermenistan ile batı komşumuz Yunanistan ile bir türlü barış içindeyasayamıyoruz...
Buiki komşunun ilk, orta, lisede okutulan tarih kitaplarına bir bakalım.
Bukitaplarda Türk düşmanlığı genç dimağlara adeta nakşediliyor.
Hele,Ermenistan'da Türk düşmanlığı Anayasasına bile girmiş vaziyette.
Budurumda, içinde bulunduğumuz coğrafyada nasıl 'BARIŞ'ı yaşayabileceğiz?
Âkilinsanlar, politikacılar Türkiye, Ermenistan ve Yunanistan okullarında okutulantarih kitaplardaki düşmanca yazılan bölümleri gözden geçirerek bunların yerine,insanların kardeş, kaderdaş olduklarını belirten ve barışın öneminin altınıçizen yaklaşımlara dönüşmesini sağlamalıdırlar.
Eğerbunlar yapılmaz, yapılamaz ise, bu coğrafyada daha çok göz yaşı döküleceğebenziyor.
Ayrıcadoğudaki ve batıdaki komsularımızın ABD ve Fransa'daki diaspora lobileriningüdümünde olduğunu da unutmamak lazım.
Barış,yalnız barışı istemekle olmuyor maalesef.
Bölge,bu barışçıl adımları bu cesur adımları atabilecek politikacıları bekliyor.
Aksihalde, bölgemiz her an bir ateş topuna dönebilir.
Hattabu ateş dünyayı da sarabilir.
Busavaştan da kimin kârlı, kimin zararlı çıkacağını bu günden kimse kestiremez.
Olanda, gerçekten barış isteyen insanlara olur.