Adalet, eşitlik, kardeşlik, demokrasi ve özgürlük gibi kelimeler sihirli kelimelerdir, güzel kelimelerdir.
İnsanoğlu bu kelimelerin hakkını veriyor mu?
Doğulu insanlar bu kelimelere pek önem vermiyorlar, diyelim.
Batılı insanlar bu sihirli kelimelerin hakkını veriyor mu peki?
Bu soruya " Evet " diyenler var " Hayır " diyenler var.
Adalet, eşitlik, demokrasi ilkelerine insanların nasıl yaklaştığını bir bakalım.
Nükleer silahlardan başlayalım.
Bugün ABD, İngiltere, Fransa, Rusya, Çin başta olmak üzere Hindistan, Pakistan, İsrail ve Kuzey Kore'nin içinde bulunduğu dokuz ülke atom bombası ile balistik füzelere sahipler.
Eğer, nükleer silahlar kötü ise, bu ülkelerde neden nükleer silahlar var?
Madem bu ülkelerde nükleer silahlar var, bu silahı yapma kabiliyeti ve imkânına ulaşmış ülkelerin neden nükleer silah yapmasına engel olunuyor?
Örneğin, İran’ın nükleer silah yapmasına nükleer silah sahibi ABD ve İsrail şiddetle karşı çıkılıyor.
Bu yaklaşım, çifte standart bir uygulama değil mi?
Gelelim BM teşkilatına.
BM teşkilatında Güvenlik Konseyi var.
Güvenlik konseyinin daimi üyeleri olan ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin'inin istemediği hiç bir karar BM'de alınamıyor.
O zaman nerde kaldı Eşitlik ve kardeşlik ilkesi?
İnsanoğlu çifte standartı çok seviyor.
İnsanoğlu yukarıdaki güzel kelimeleri, gizli emellerine ulaşmak için kullanıyor.
"Zehir bal ile servis edilir ", diye bir atasözü var.
İnsanoğlunun bu çifte standartı dünyamızı bir felakete sürüklüyor.
Mazlumlar "Adalet, eşitlik, kardeşlik, özgürlük ve demokrasi" diyerek bağırır iken, gücü eline geçirenler de, bu isteklere kulaklarını tıkamışlar ve "Biz bu noktaya sabırla, çalışarak geldik. Ulaştığımız noktayı sizinle paylaşamayız" diye karşılık veriyorlar.
İçinde bulunduğumuz zaman diliminin ahvali budur.
İsrail Başbakanı Netanyahu Gazze şeridinde 60 bin çocuk çoluğu öldürüyor.
BM’lere bağlı Uluslararası Adalet Divanı UAD, Netanyahu'yu suçlu bulunuyor ve tutuklanmasına karar veriyor.
Ama, ABD başta olmak üzere Avrupa ülkeleri "Biz bu kararı tanımıyoruz" diye tepki veriyor ve kararı uygulamıyorlar.
ABD Başkanı Trump daha ileri giderek, "Netanyahu bir savaş kahramanıdır" diyor.
Katil'in, Gazze'de işlediği cinayetler, yanına kalıyor.
Dünya'da adalet diye bir şey yok.
Dünya'da demokrasi diye bir şey yok.
Dünya'da kardeşlik diye bir şey yok.
Dünya'da eşitlik diye bir şey de yok.
Gerçekleri görme zamanıdır.
Kendimizi aldatmayalım.
Hele çocuklarımızı hiç aldatmayalım.
Herkes hesabını bu gerçeğe göre yapmalıdır.
Dünya'da geçerli tek bir kural var o da güçlülerin kuralıdır.
Roma, bu gerçeği yıllar önce söylemiş.
O da "HOMO HOMUNU LIPUS"