1949 yılında kurulan NATO'nun bu yıl 75. yılı kutlanıyor.

NATO üyesi ülkeler ABD'de bir araya geldiler.

ABD Başkanı Biden "NATO üyesi ülkeler, kalkınmalarını ve demokrasilerini NATO sayesinde geliştirdiler" diyerek NATO'yu övdü.

NATO demek, ABD demek aslında.

ABD demek ise, DB, IMF, FED ve BLACKROCK anlamına geliyor...

Bu kurumlar, Dünya Ekonomisini paradan para kazanma olan "faiz" üzerine inşa etmişlerdir…

Bu sistemin de dünyadaki bekçiliğini ABD'nin yönetimindeki NATO askeri gücü sağlıyor.

Bu dev ekonomik kuruluşların başında, da Yahudi asıllı çift pasaportlu ABD vatandaşları bulunuyor.

Hatta, bu kişiler bu ekonomik kurumların sahipleri konumundalar.

Biden'in sözünü duyunca aklıma, 27 Mayıs 1960 sabahı geldi.

1960 yılının Nisan ayında üniversiteler kapatılmış, bizi memleketlerimize göndermişlerdi.

Bu nedenle 27 Mayıs 1960 günü Muğla'da idim.

27 Mayıs 1960 sabahı radyoyu büyük bir heyecanla ailece dinledik.

Şaşkındık.

Radyoda anonsu yapan kişi " Türk ordusu yönetime el koymuştur. Duruma hakimdir. Türk ordusu NATO ve CENTO'ya sadıktır" diyordu…

Babam bu anonsu duyunca "Vay benim ordum, kendi hükumetine sadık değilmiş de, NATO'ya sadik imiş" diye tepki göstermişti.

Bu anons ile darbenin bir ABD darbesi olduğunu anlamıştık.

Sonra okullar açıldı, İstanbul'a döndüm.

Herkes darbe oldu diye bayram ediyordu.

Yahu bu darbenin arkasında ABD var, dememe rağmen kimse, beni takmıyor ve bana cevap olarak Atatürk'ün gençliğe hitabesini okuyordu...

Yıllar geçti 12 Mart 1971 darbesini yaşadık.

O sıralar Ankara'da çalışıyordum.

Darbeden donra ABD'nin has adamı Prof. Dr. Nihat Erim Başbakanlığa getirildi.

12 Mart 1971 darbesinin arkasında da ABD vardı.

Birçok yurtsever gencimizi bu darbe ile darağacında yitirdik.

Yine yıllar geçti, 12 Eylül 1980 günü tekrar darbe oldu.

Bu darbeyi de "Bizim çocuklar" denen ABD sempatizanı askerler yapmışlardı.

Tıpkı 27 Mayıs 1960 askeri darbesini yapan albaylar gibi.

Gerisini anlatarak vakit kaybetmek istemiyorum.

NATO, bizi hep öteki olarak gördü.

NATO bize karşı terör örgütlerini açıkça desteklemekten bile çekinmedi/çekinmiyor.

NATO'da üvey evlat gibi yaşamak, birçok insanımıza dokunmuyor…

Bu insanlarımız Batı hayranı ve Batı basınından besleniyorlar.

Batı başını dürüst mü?

Daha dün BBC iki haber paylaştı.

İlk haber "Rusya dün Ukrayna'ya attığı füze ile 6 kişiyi öldürdü" diyordu.

İkinci haber ise "Gazze'deki bir okula düşen füze ile 16 kişi öldü " diyordu…

Çifte standardı görebiliyor musunuz?

Gazze'ye uzaylılar füze attılar herhalde!!!

ABD, NATO'yu kullanarak Rusya - Ukrayna savaşına müdahil olmak istiyor.

Rusya ile bir savaş olur ise, herhalde Portekiz'den NATO askeri gelmez.

Rusya ile bir savaşta ön cephede biz varız.

Biz ise, savaş istemiyoruz…

Neden isteyelim?

Ama görünmez bir güç III. Dünya savaşını çıkarmak için sinsi sinsi uğraşıyor.

Bu güç, Gazze'de ölen çoluk çocuğu insan olarak kabul bile etmiyor.

Çünkü Filistinliler Müslüman ve Müslümanlar faize karşılar.

75. Kuruluş gününü kutlayan NATO, bu sefer bizi Rusya ile savaştırarak ateşe atmak için uğraşıyor.

Tıpkı İngilizlerin, 1853 - 1856 Kırım savaşı ile 93 harbinde (1877-1878) yaptığı gibi.

27 Mayıs 1960 gününden bu yana defalarca askeri darbeler yaptıran, içeride sağcı- solcu, Alevi - Sünni, Türk- Kürt diye bizi parçalamak için her yolu deneyen bir NATO ile karşı karşıyayız.

Çevremizde savaşlar çıkararak insanların göç etmesine neden olan ABD, şimdi de bizi Rusya ile savaştırarak son perdeyi oynamak istiyor.

Çevremizde ve içimizde tüm bunlar olur iken. İsrail Devleti de " Vadedilmiş topraklarımıza nihayet kavuşuyoruz " diye ellerini ovuşturuyor…

Ukrayna'ya F-16 uçakları veriyorken, NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip NATO üyesi Türkiye Cumhuriyetine F-16 uçakları verilmiyor.

F-35 uçaklarının yapım ortağı olan Türkiye Cumhuriyeti ortaklıktan tek taraflı ABD tarafından ortaklıktan çıkarılıyor...

Hedef de vadedilmis toprakların önündeki en büyük engel görülen Türkiye Cumhuriyetinin zayıf düşürülmesini sağlamaktır.

Dikkatli ve tedbirli olmaz isek, ABD'deki fanatik Yahudiler emellerine kavuşacak imkanı bulabilirler…

Ayrıca, çok dikkatli olmak ve doğru adımlar atmak zorundayız…

Bu işin sağı solu yok.

Partisi de yok.

Bu iş, "Var olmak veya olmamak" işidir…