Asgari ücret, yani en düşük ücret 17.002 TL olarak belirlendi.
TV'leri izliyorum kimse memnun değil.
Hatta, "11.500 TL maaşı olan birinin maaşı 17.002 TL'ye çıkıyor ise, 17.000 TL maaş alan bir çalışanın maaşı ne olacak?" diye sorular soruluyor.
Asgari ücret işe ilk girenin, yani çırağın alacağı ücreti belirliyor.
Eğer yetenekli bir çalışan iseniz, çok daha fazla maaş alabiliyorsunuz.
Bugün mühendislerden daha çok maaş alan ustalar var.
Hiç bir çalışan, "Ben ne üretiyorum, karşılığında ne talep ediyorum? " diye kendisine bir soru sormuyor.
Bu sorun yalnız ülkemizi değil, tüm dünyada böyle.
Bunun için bazı adresler, sıradan işlerini yaptırmak için, yapay zekalı robotlar üzerinde çalışıyorlar.
Bu konuda çok büyük masraflar ediyorlar.
Yapay zekalı robotlar konuda da epeyce ilerlenmiş durumdalar...
Hatta, düşünebilen, hayal edebilen yapay zekalı robotlar yapılmaya başlandığı iddia ediliyor.
Bu neden ile "Ya, düşünebilen, plan ve program yapabilen robotlar yaparsak, bu robotlar yarın insanlara zarar verir mi? " diye düşünen bilim insanları bile var.
İnsanlardaki bu doyumsuzluk, teknoloji üreten geliştiren adreslerin, istenilen seviyede robotlar yapma arzularını kamçılıyor.
2000 yılından önce otomobil fabrikalarında binlerce işçi çalışır iken, günümüzün otomobil fabrikaları onlarca insanla çalışıyorlar.
İşlerin çoğunu robotlar yapıyor.
Belki yarın bu fabrikalar sıfır işçi ile çalışacaklar.
Eskiden kazma kürekle yapılan, yol ve tünel işleri artık iş makinaları ile yapılıyor.
Belki yarın bu işler sıfır işçi ile yapılacak.
Bu yönteme "otomasyon" deniyor.
Otomasyon çoktan başladı da, bu gerçeği görmek istemeyenler var aramızda.
Tüm bu göstergeler, sıradan insanlara, yakın bir zaman içinde ihtiyaç kalmayacağını gösteriyor.
Bunlar yaşanırken, "Ben daha çok maaş istiyorum. Üretimden bana ne?" mantığı ile hareket edilirse, otomasyonun hızı artacaktır.
Bu da işsiz olan büyük insan kitlelerinin oluşmasına neden olacaktır.
Bu işsiz insanlar da demokrasiye yön vereceklerdir.
Çünkü günümüzde uygulanan demokraside bilen ile bilmeyenin oyları bir.
Bilinçli olan ile bilinci olmayanın oyları bir sayılıyor.
Bu durum da, dünya nüfusunu 8 milyardan, 500 milyona indirmeyi düşünenlerin, ekmeğine yağ sürecektir.
Bindiğimiz dalı kesmeyelim.
Ölçülü olmak daima insanlık için doğru bir davranış olmuştur.
Antik tapınakların alınlığında "ÖLÇÜLÜ OL" yazıyordu.
Aşırılık ise, toplumun yok olmanın kapısını aralamıştır.
Çevremizde bulunan yüzlerce harap antik kentleri bir de bu pencereden bakmakta fayda vardır...
Lütfen "Ben ne üretiyorum, karşılığında ne talep ediyorum? " sorusunu kendimize sormayı alışkanlık haline getirelim.
Almadan vermek Allah’a mahsustur…