Günümüzden 72 yıl önce 14 Mayıs 1950Pazar günü, Türk Demokrasisi için, çok önemli bir gün idi...

14 Mayıs 1950 Pazar günü, 27 yıllık tekpartili bir dönem sonlanmış, demokratik bir seçimden sonra DP yönetimegelmişti.

Demokrasi hakkında çok şeylerkonuşulmuş, yazılmıştır.

Sokrates, " Bilenlerin oyları ilebilmeyenlerin oylarının eşit sayıldığı bir sisteme demokrasi denmez. Densedense bu sisteme Kokokrasi denir " demiştir.

Sevgili Peygamberimiz Hz Muhammet de" Bilen ile bilmeyen eşit olabilir mi? " demiştir.

Bilmek, bilinçli olmak çok önemlidir.

Platon, bilinçli ve bilgili olankişilerin politika ile ilgilenmelerini haseten istemiştir.

Platon, eğer bilinçli ve bilgiliinsanlar politika ile ilgilenmezler ise, bunun cezasının, bilgisiz vebilinçsiz, hatta art niyetli insanlar tarafından yönetilmek olduğunu,söylemiştir.

Demokrasi, Yunanca " Halk yönetimi" demektir.

Yunan dünyasında kent devletler vardı.

Bunların başında Atina Kent Devletigeliyordu.

Atina, demokrasisi ile övünüyordu.

Ancak, Atina demokrasisinde kadınlarınve kölelerin oy hakkı yoktu.

Bütün işleri köleler yapardı.

Atina demokrasisinde bir avuç kendisiniseçkin ve efendi kabul eden insanlar oy kullanabiliyordu.

Oy kullanan ve hiç çalışmayan buinsanlar da bol bol felsefe ile ilim ile meşgul olabiliyorlardı.

Çağımızdaki Demokrasi'de ise, 18 yaşınıdoldurmuş her yurttaş oy kullanabiliyor.

Bu da hâlâ birçok rahatsızlığa nedenoluyor.

Ekonomi ve medya kimlerin elinde ise,günümüz demokrasileri de bu kişilerin yönlendirmesi ile şekilleniyor.

Bu yöntem nereye kadar gidebilecekbilemiyorum.

Ülkemize gelince, 14 Mayıs 1950 günügüzel başlayan demokrasimiz defalarca sekteye uğradı.

1960, 1971, 1980, 1997, 2016 yıllarındaçeşitli şiddetlerde askeri ve sivil darbeler ile demokrasimiz sekteye uğradı.

Yaşadığımız darbelerin altında, egemengüçlerin, oy kullanan büyük çoğunluğa saygı ve güven duymaması yatıyordu.

Dünyamız büyük bir değişimin arifesinde.

Bu değişim demokrasi anlayışımızı dadeğiştirecek.

Yapay zekâlı robotlar, birçok tehlikeli,zor ve kirli işleri insanların elinden alıp, bu işleri bizim yerimizeyapacaklar.

Bunun ilk işaretlerini kazma kürekleyapılan birçok işin iş makinaları ile yapıldığı zaman gördük.

Sonra da fabrikalarda çalışan işçilerinyerlerine robotların çalışmasında gördük.

Bu gelişmeler, bu değişim yeni birdünyanın ayak sesleri idi.

Bu tempo ile gidersek, 10-20 yıl sonratüm alışkanlıklarımızdan vazgeçmek zorunda kalacağız.

Bu yeni dünyada demokrasi nasılişleyecek, işinden olan büyük insan toplulukları nasıl geçimlerinisağlayacaklar, tüm bu soruların cevaplarını şimdiden düşünmeye ve doğrukararlar almaya mecburuz.

Bazı kişiler, "Ben yaşayacağımkadar yaşadım, gerisi beni ilgilendirmez" diye, düşünebilir.

Ama çocuklarımızın, torunlarımızın,hatta torunlarımızın torunlarını düşünmeyecek miyiz?

Dünya değişiyor, demokrasi değişiyor,değişime direnenler, değişime inanmayanlar gol yiyeceklerdir.

Gol yememek için, 2100 hatta 2200'lüyılları şimdiden plânlamalıyız.

Bu yılları, planlayan insanlar var budünyada.

Bu insanlar, torunlarını, bizimtorunlarımızı sevdiğimizden daha çok mu seviyorlar?

Buna inanmıyorum.

O halde, gereğini yapmak bizimboynumuzun borcudur.

Tüm bu düşünceleri özgür olduğumuz için,demokratik bir ortamda yaşadığımız için yazabiliyor, paylaşabiliyoruz.

Bu detayı da ıskalamayalım...