10 Kasım,

Takvim yapraklarının hüzünle eğildiği,

Kalplerin aynı anda sızladığı,

Saat 09.05 ‘geçe.

Yurdun dört bir yanında hayatın durduğu,

Hepimizin göz pınarlarının dolduğu,

Büyük bir özlem duyduğumuz,

Mustafa Kemal Atatürk’ü anma anıdır.

Atatürk,yalnızca bir asker ya da devlet adamı değildir.

O bir fikir,

O bir devrim,

O bir ışıktır.

O’nun adımları,

Anadolu’nun taşına toprağına işlemiş,

Düşman işgalinden doğan,

Bir milletin kaderini değiştirmiştir.

10 Kasım bir veda değil,

Bir hatırlayıştır.

O’nun ‘Benim naçiz vücudum,

Elbet bir gün toprak olacaktır.

Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır’sözü,

Sonsuzluğa uzanan bir yemindir.

10 Kasım’da,

Anıtkabir’e uzanan her adımda,

Gözyaşlarımıza karışan bir gurur,

Bir minnettarlık vardır.

Atatürk’ün izinde yürüyen her genç,

O’nun hayalini,

Çağdaş,özgür,

Güçlü Türkiye’yi kalbinde taşır.

10 Kasım’da sadece yas tutmayız.

Aynı zamanda,

O’nun fikirlerini yaşatmaya söz veririz.

Çünkü Atatürk ölmedi.

Her 10 Kasım’da yeniden doğar.

Her Cumhuriyet Bayrağında dalgalanır.

Her Türk gencinin yüreğinde yaşar.

SİYASETİN KİRLİ PARA İLİŞKİLERİ,

GÜÇ RANT VE AHLAKIN ÇÖKÜŞÜ.

Siyaset ilk bakışta,

Halkın iradesini temsil eden,

Adalet ve eşitlik üzerine kurulu,

Bir sistem gibi görünür.

Oysa perde arkasında dönen para trafiği,

Bu kutsal kavramı çoğu zaman,

Çıkar hesaplarının kirli oyununa dönüştürmüştür.

Bugün siyasette’Kim daha çok hizmet ediyor’ değil,

‘Kim daha çok çıkar sağlıyor’yarışı yaşanıyor.

PARA,GÜCÜ ŞEKİLLENDİRİR,

GÜÇ, AHLAKI EZER.

Para,siyasetin görünmeyen efendisidir.

Bir siyasetçi makamına oturmadan önce,

Finansal bağlantılarını kesmezse,

O koltuk halkın değil,

O parayı verenlerin olur.

Bu sadece bir yolsuzluk meselesi değildir,

Bu sistematik bir ahlak erozyonudur.

Siyaset para ile kirlendiğinde,

Yasa vicdanın değil,

Cüzdanın sesiyle yazılır.

Kamu ihaleleri,

Medya kontrolü,

Lobi ağları ve seçim finansmanları,

Kirli para düzeninin damarlarıdır.

Bir milletin kaynakları,

Birkaç sermaye grubunun cebine akarken;

Halk,‘istikrar’masalına inandırılır.

Oysa istikrar,

Sadece yukarıdakilerin zenginliği korunuyorsa,

Bu halkın istikrarı değil,

Yolsuzluğun istikrarıdır.

Tarihte her yozlaşma,

Önce toplumun sessizliğiyle başlamıştır.

Kirli parayı gören, susarsa,

Adaletsizliği duyan korkarsa,

Çürüme kök salar.

Bugün bazı siyasetçiler,

Mal varlıklarını saklamakla övünürken,

Bazı bürokratlar,

Rüşveti ‘komisyon’ adıyla meşrulaştırmaktadır.

Bu düzenin adı demokrasi değildir.

Yani paranın yönettiği bir sahte demokrasidir .

Siyasetin kirli para ilişkilerinin,

En etkili destekçisi ‘Medyadır’.

Kalemler,

Manşetler,

Ve ekranlar da artık halkın değil,

Sponsorların sesidir.

Gerçeği yazan gazeteci cezalandırılırken,

Kirli yapı içinde olanlar yüceltilir.

Kirli parayı siyasetten ayırmanın yolu,

Yalnızca kanunlardan değil,

Toplumsal vicdandan geçer.

Halk temiz siyaset talep etmedikçe,

Muhalefet,rant sistemine,

Aynı araçlarla dahil oldukça,

Bürokrat,hesap vermekten korktukça,

Bu kısır döngü devam eder.

Her millet,

Kendi siyasetinin aynasıdır.

Siyasetçi halktan çalıyorsa,

Halk da susarak buna ortak olur.

Bu zinciri kırmak,

Yeni bir ekonomik değil,

Ahlaki devrim ister.

Atatürk’ün dediği gibi,

‘Siyasi,iktisadi ve içtimai inkılaplarımızın hedefi,

Türkiye Cumhuriyeti halkını tam manasıyla,

Çağdaş bir millet haline getirmektir.’

Bugün bu söz,

Sadece bir hatırlatma değil,

Bir uyarıdır.

Siyaseti paranın değil,

Halkın hizmetine döndürmedikçe,

Ne demokrasi,

Ne vicdan,

Ne de adalet kalır.

Sonuç olarak,

Ülkenin tablosu ortada.

Her millet,

Kendi siyasetinin aynasıdır.