Sanki, 10 Kasım 1938 günü ülkede her yer kararmıştı. Atatürk’ün erken ölümünden kim sorumlu idi? Bu erken ölümden en çok kim yararlanmıştı?
Sanki, 10 Kasım 1938 günü ülkede her yer kararmıştı.
Atatürk’ün erken ölümünden kim sorumlu idi?
Bu erken ölümden en çok kim yararlanmıştı?
Bu soruyu sormadan, soramadan 10 Kasım 2023 gününe ulaştık.
Mustafa Kemal Paşa 57 yıl değil de, arkadaşı İsmet İnönü kadar yaşayabilse idi, dünyada ve Türkiye'de neler olurdu?
Hele Atamız, son Başbakanı Celal Bayar kadar yaşayabilse idi, Türkiye ve dünyada neler olurdu?
Bu sorular, hep aklımın bir köşesinde vardı.
Bazı arkadaşlarıma bu soruların beni meşgul ettiğini, cevaplarının da beni çok rahatsız ettiğini söylediğim zaman, bana "Sen ne demek istiyorsun?" diye karşı sorular ile karşılaştım..
Atatürk "Hürriyet benim karakterimdir " diyerek Emperyalizme isyan bayrağı açan ilk önder idi.
Atamız için tam bağımsızlık çok önemli idi.
Atatürk, ayrıca " misak-i milli " hudutları peşinde koşan bir yurtsever idi...
Hayatının son dönemlerini hastalık ile uğraşırken bile, Antakya'dan vaz geçmedi ve hedefine ulaştı..
Atamızın erken ölümü, bu iki büyük hedeften kopmamıza neden oldu.
Önce 1947 yılında Türkiye Cumhuriyeti altın tepsi içinde dünyanın yeni patronu olan ABD'ye sunuldu.
1952 yılında da NATO'ya üye olduk.
Sanki, dünyada Sovyetlerden başka düşmanımız yok idi.
Sonra da " misak-i milli " hudutlarının peşinde koşmayı bıraktık.
Koşanları da saldırganlıkla suçladık.
Atamızı, ölümünden 15 yıl sonra ancak Anıtkabir'e taşıyabildik.
Devlet dairelerinden, paralardan ve pullardan Atamızın resmi 12 yıl boyunca adeta yasakladık.. .
Bugün Atamızın ölümü üzerinden 85 yıl geçmiş bulunuyor.
Atamızın başarılarının ne kadar büyük olduğunu her geçen gün daha iyi anlıyoruz...
Savunma sanayimiz, 1938-1964 yılları arasında adeta yok edildi.
Batı, her gecen gün kahredici silahlar üretirken, geliştirirken, biz bu gelişmeleri kör gözle bakmayı tercih ettik.
ABD Başkanı Johson'un 1964 yılında bize yazdığı o küstah mektubunu alıncaya kadar da uyanamadık.
Böylece, savunma sanayii konusunda 26 yıl yitirdik.
Hâlâ, kaybedilen 26 yılın telafisi için uğraşıyoruz.
Günümüzde etrafımız adeta ateş çemberi haline gelmiş bulunuyor.
NATO üyesi miyiz, değil miyiz onu bile tam bilen yok...
Bunun için, savunma sanayimizi, bize kimsenin bulaşmayı göze alamayacağı bir noktaya, getirmeliyiz.
Ülkemizde cumhuriyet yöntemi, adam akıllı benimsenmiş bulunuyor.
Hiç kimse tekrar hanedanlık günlerine dönmeyi hayal bile etmiyor.
Türk halkı cumhuriyeti benimsemiştir ve ona sımsıkı sarılmıştır.
Ama 622 yıllık geçmişine de kötü gözle bakılmasına razı değildir.
Mustafa Kemal, İsmet İnönü, Feyzi Çakmak, Kazım Karabekir paşalar başta olmak üzere Kurtuluş Savaşına katılan ve cumhuriyeti kuran paşa, subay, sivil ve askerler Osmanlı kökenli ve eğitimli kişilerdi.
Atamız Mustafa Kemal Paşa'nın emekliliğini 1927 yılında bir dilekçe ile istemesi bile,, Türkiye Cumhuriyetinin Osmanlı Devletinin bir devamı olduğunun en güzel göstergesidir.
Başta Mustafa Kemal Paşa olmak şehit ve gazilerimizi özlüyoruz ve önlerinde saygı ve hayranlık ile eğiliyoruz.
10 Kasım günleri, tüm şehit ve gazilerimiz için, onları hatırlama ve şükranlarımızı sunma günleri, olduğunu hiç unutmamalıyız…